Kayan Yıldız; Akif İnan

1

Sen kapalıdan açığa bir geçişsin, bir ilerlemesin. Sözü söz, buyruğu buyruk bir varlık olarak cemiyetin üstüne kanat gerdin. Geleceği önceden adımladın. Hür insanla köle arasındaki farkı gençler senin kişiliğinde algıladı. Gördün, yaşadın, sonsuza yerleştirildin. Geleceği önceden adımladın. Böyle kazanılan ilerlemelerde her biri önceden mevcut olan varlıktan koparılmış bir şey olur, parça parça kendine mal eder. İnsanlar seni denedikten, seni tanıdıktan sonra, bir daha eski hallerine dönmek istemezler, çünkü senin ahlakın akıl üzerine değil, inanç ve gönül üzerine kurulu idi. O akıl ki faaliyetlerimize muayyen bir gaye sunacak, ne ki kendisinin üstüne eklenmiş olarak.  İşte sen akla uygun, ama aklın üstünde püsküren bir gaye adamıydın. Öylesine başka cinsten kuvvetler ileri sürerdin ki, şaşırıp kalırdım. Aklın üzerine eklenen mecburi olarak karakter olacaktır. Ki seninle tanışmamız, gençliğin fırtınalı dönemine girdiğimiz vakte rastlar. Daha o zaman anlamıştım ki, bu karakterle hiçbir kuvvet rekabet edemez.
Yurtseverdin. Yurtseverlik senin karakterinde bir barış fazileti olduğu kadar, bir savaş faziletiydi de. Çok zaman fikri ileri atan niyet, okun atıldığı istikamette kalması gibi, görünmez bir şekilde fikirde kalır. Fikir harekete dönüştüğü zaman aksiyon olur. Bunu sağlayan da aksiyon adamıdır. Aksiyon adamıydın. Hoyrat ve sessiz.

2

“Sevgili arkadaşım, dostum Akif İnan.Bugün günlerden 18.3.2002.Eğer yaşamış olsaydın 61 yıl ,8 ay,6 günlük olmuş olacaktın. 06.01.2000 tarihinde hakkın rahmetine kavuştun. Demek ki aradan 2 yıl, 2 ay, 6 gün geçmiş.”

Bu şu demek oluyor; hayat göz kapayıp açıncaya kadar. İşte öyle, mavi gökyüzü altında olabildiğince uzanan bir sarı. Ve erken gelen fırtına. Saldırılar, geriye dönüp uzağa atlamalar. Çekişmesiz geçen hayatın zaten tadı tuzu olmaz. Gökyüzüne göbek bağı ile bağlıyız. Kanlı bıçaklı. Ve şu İhtiyar; sanki bir atlas ve gençken battaniyesini sırtına vurmuş, nereye uğradığını bilmeksizin, almış başını gitmiş, oysa çiftlikte işçilik yapmaya başlamıştık. Bitip tükenmek bilmeyen bir çiftçiliktir bu. O kadar zengin!    
Biliyorsun; ben nereye yerleşsem yalnızlığın otağı orası.  

Paylaş

Bu Sayının Diğer Yazıları

Flamalar Aynı / Ay Vakti
Tuzu Eksik Ölü / Adem Özbay
Mehmet Batuk İle Söyleşi / Recai Tekin
Yerküre Üstünde Bir Kudüs Kenti / Hakan Özbek
“Kudüs’ü Düşünme Saati Gelince”... / Ali Serhan Gökçeli
Tümünü Göster