Konuk

259
Görüntüleme

Sonbahar yaprakları bir bir dökülürken kış kendisini gösteriyor. Her mevsimin kendine özgü geliş ve gidişleri de insana bir başka şekilde etki ediyor. Yaprakları dökülen ağaçlar, kurumuş görüntüsüne bürünürken yeni bir mevsimin kendine özgü ağırlığı, şehre, insanlara ve kuşlara sirayeti dikkat çekiyor. Kışlık elbiseler ceviz sandıklarından çıkarılmıyor artık. Kekik, çam, ardıç ve ladin kokuları yok. Kabe süpürgesi, reyhan ve tarçın kokularını da uzun süredir duymadım. Hala tabii olanlarla mı meşgulsün? Hala onları mı özlüyorsun, sözcüklerini açıkçası duymak bile istemiyorum. Hayatın tabiiliğini seviyorum çünkü.

Açıkcası kış kendisini hissettirince çaresiz insanlar da kendilerini ona hazırlıyorlar. Bu hazırlanış zorunlu bir hazırlanış. Hiç birimizin hayır ben yaz elbisesiyle dolaşacağım diyebilme özgürlüğü yok. Olsa bile bu kişinin aklından zoru var diye düşünülür. Ramazan ayı da öyle. Kendisi sessiz ve sedasız bir şekilde ayların aralarından süzülerek bir muştu gibi, bir kral gibi ya da bir gelin gibi süzülerek geliveriyor. Aslında dikkat edenler için hiç de sessiz sedasız geldiği söylenemez. Recep ayıyla başlayan bu serüven kandilleriyle süslüyor, hazırlıyor şehri ve insanları. İnsanların genel olarak hareketlerine bakıldığında kendiliğinden değişimlerin gözlenebildiğini, halim ve selim davranışlara doğru meyledildiğini, cömertliğin birdenbire insanlara sirayet ettiğini görebiliyoruz. Sanki bir yerlerden merhamet pompalanıyor. Bir yerlerimizde yenilenme başlıyor ayrımına varmadan. Konu komşu ile daha bir başka ilgilenmek gerekiyor sanki. En yakın akrabalardan en uzak akrabalara kadar aramamız gerektiğini anlıyoruz. Birdenbire yağmura tutulur gibi… Bembeyaz elbiseleriyle yüzümüzü, gözümüzü, çocuğumuzu süsleyen kar, kış mevsiminin donanmasıdır. Gelir ve kurulur dağlara. şehirlere, ülkelere. Onunla oynamaya başlayan insanları gıdıklar bir bakıma. Büyükler ve küçükler birlikte yaparlar çoğunlukla kardan adamı. Tıpkı bunun gibidir oruç ayı. Oruç kendiliğinden kuşatmıştır her şeyi. Her şeyin kendine özgü yorumları vardır. Bu ayda tartışma, darılma, kavga, dedikodu kendiliğinden yok olmuştur. Oruç, adama kızdığı zaman bile ‘ben oruçluyum arkadaş’ dedirtecek kadar yüreklere merhamet ve şefkat ekmiştir. Ramazanın gelişi ağır bir konuğun gelişi gibidir. Ağırdır gelişi. Çünkü uzaklardan hem de çok uzaklardan gelmiştir. On bir aylık yoldan gelmiştir. Ve bu geliş çok narin, çok zarif, çok nazlıdır. İlgi ister, ikram ister, dikkat ister. Bir takım kurallarla. disiplinlerle gelir. Giderken yükünü alıp gitmek ister. Uğurlanırken de bir şölen ve şenlik havasında uğurlanmak ister. O nedenledir mevsimlerin gelişi de gidişi de kendine özgüdür. Kurallarıyla gelir ve gider. Gelişi ne kadar seçkinse gidişleri de o kadar seçkindir. İşte böyle bir mevsimde kıs ve oruç ayını kucaklıyoruz. Ya da onlar bizi kucaklıyor.

Paylaş

Bu Sayının Diğer Yazıları

Konuk / Ay Vakti
Büyük Doğu / Alaeddin Özdenören
Kan Dersi / Jan Devrim
Aşk, Sen – Liebe Du / Marie Laurenti
Vadi / Özcan Ünlü
Tümünü Göster