Yalanla Gerçek Arası

150
Görüntüleme

Sırlar ve yalanlarla dolu bir dünya bu. Derin bir yanılgı buhranı sarıp sarmalamış kalbimizi. Bir seraba yaslanmış gözlerimiz. Hayret etmeye yer yok aramızda. Öyle ki bir zaman sonra biz de inanır olmuşuz, sabahları müşfik bir baba gibi doğan güneşin sıcaklığına. Sonra yağan yağmurlar ya da dudaklarımızda aniden beliriveren o sebepsiz tebessümler, göz çukurlarımıza çöreklenen mor acılar… Oysa hepimiz her gün yeni bir maske takınıyoruz, diyorum ben. Sabah evden çıkarken yanımıza almamız gereken birer maskemiz var artık. Ve bizi çevreleyen ne varsa dünyada , mayasına biraz da yalan karışmış. Biraz benim adamlığıma, sizin güzelliğinize biraz da. Her şey biraz da yalanla gerçek arası!
Aşklar ve azaplarla dolu bir dünya bu. Önce aşk demiş, aşkı kalbimize koyan. Bana, kalbi aşkla bir kez bile olsa öpüşmemiş olanlar gelmesin sakın. Aşk, aklımızı zehriyle boğan kimya. Meleklere yüklenen sonsuz bilgi. Ve ilave etmiş: Âşıklar için bu azap en özel rahmetimdir. Beni unutup başkalarının aşkı için boğulmayın sakın. Kıskanırım! Aşklar yalanla gerçek arası!
Yollar ve kopuşlarla dolu bir dünya bu. Öyle aniden bir yola koyulmadık mı hepimiz, sırtımıza vurup kıldan heybelerimizi. Eski bir yolcuyu hatırladım şimdi -ki ya hakkı söyler ya da susardı- hep kalkacak gibi tedirgin otururdu. “Toparlanın, gidiyoruz!” dedi birgün. Ardından ay kırıkları topladım, yola koyuldum. Şimdi hangimiz yolcu ve yolumuz nerede? Bu yeni kopuşlar, yeni yolların habercisi mi yoksa? Yollar yalanla gerçek arası.

Paylaş

Bu Sayının Diğer Yazıları

Belirleme XII / Ay Vakti
Beni Affet / Recep Garip
Çekesvored / Özcan Ünlü
Şehrin Bilmem Neyi / Hakan Özbek
Dakika 4 / Dakika 5 / Dakika 6 / Hamit Can
Tümünü Göster