Ay Taşı

Yer ve göğün bu kadar hızlı ve acımasızca birbirine çarpacağını bilmiyorduk. Ay, bir anda binlerce, belki milyonlarca parçaya ayrıldı ve üzerimize yağdı. Milyonlarca yıldır dost sandığımız Ay’dan bunu beklemezdik doğrusu! Bu dev parçaların yanarak düştüğü yerlerde kimsenin kurtulamadığını söylememe gerek var mı?
Belki iki yüz yıldır sinemacılar bu filmi çekip duruyorlardı. Hani, ufak bir gemi içinde birkaç kişilik bir ailenin dünyayı yok eden felaketten uzaklaştığını gördüğümüz sahne vardır ya… Onlar atmosferi henüz terk ettiklerinde, mavi gezegen yavaş yavaş kızarır ve parçalanırdı.
Herkesi hayal kırıklığına uğratacak bir durum; Ay’a yolculuk filminden bu yana iki yüzyıl geçti, ama bilim adamları henüz bu hızla kaçabilecek bir araç keşfedemedi. Aslında bazı dikkat çekici bilimsel gelişmelerden söz etmek mümkün, radyasyon yaymayan mikro dalga fırının ilgi çekici olmadığını kim söyleyebilir? Ya da katlanabilir otoban. Bir şehre olan ilgi azalınca, toparlayıp saklayabiliyor veya başka bir kentin yoluna döşeyebiliyorsunuz. Bir düşünsenize, ne kadar pratik bir çözüm: Turizm mevsiminde tüm ülkenin otobanlarını sahil şeridine döşeyebilirsiniz, turistlerin böylesi nazik bir harekete dayanması bence mümkün değil. Doğrusunu söylemek gerekirse, bu çağda yaşadığım için kendimi şanslı sayabilirim, tabii ayın başımıza düştüğünü saymazsanız…
Olayın özü basit aslında; Ay’da bazı ekonomik değeri olan maddelerin bulunduğu söylentisi tüm dünyaya yayılmıştı. Bilirsiniz, katlanabilir asfalt yapımında kullanılan bazı madenler, birkaç radyoaktif madde ve geçen yüzyılın başında orada ölenlerin kıymetli eşyaları falan…
Bunlar, özellikle sonuncusunun, çok ciddi bir ilgi çektiğini söylemeliyim. Didik didik ettikten sonra, hâlâ Ay’da kıymetli bir şeyler olması, ne inanılmaz! Bu durumun cazibesine kapılan binlerce maceraperest ve borsacı, tabii ki seanstan sonra, Ay’a akın etti.
Bilim adamları da kendi aralarında bu konuyu tartışmaya başladılar. Bazıları cesetlere dokunmayıp, biraz beklememizi ve petrol elde etmemizi öneriyordu. Ancak, insanoğlu için dakikalar, son yüzyıldır oldukça uzun zamandı. Bu öneri hiç söylenmemişçesine göz ardı edildi.
Her neyse, tüm bu bahsettiğim kıymetli maddelerden dolayı binlerce insan Ay’a hücum etti ve onu delmeye başladı. Her tarafta dev delici cihazlar, özel arama makineleri, köstebek robotlar, büyük bir toz kaldırarak Ay’ın üzerinde çalışıyordu. Bu ağırlığın üzerine bahsettiğim turistler eklendi.
Evet, evet ve evet. Ben de o dev çatlama sesini duydum. Yer gök inledi. Ama bunun ciddi bir şey olduğunu nereden bilebilirdik ki? Tam iş çıkışı saatiydi ve doğrusu o saatte, ne kadar ciddi görünürse görünsün, hiçbir şeyle ilgilenemezdik. Düşünsenize, borsa bile kapanmıştı, hayatımızı etkileyecek ne olabilirdi ki?
Her neyse, ertesi sabah da işe gittik ve bilirsiniz, o boğucu trafik insana her şeyi unutturabilir. Belki başbakanın peruğu düştüğünde kelinde görünen dövme gündemin en önemli konusu haline gelmeseydi, yine de bir şeyler yapılabilirdi. Ama dövmeyi görmeliydiniz, çıplak bir kız ya da çapa gibi bir şey olsa belki hızlı geçmiş bir gençlik dönemi ile izah edilebilirdi, hayır, orada sevimli bir ayıcık duruyordu. Bir ayıcık!
Sonunda olan oldu ve biz fark etmedik. Başımıza taş, daha doğrusu ay taşı yağmaya başladı. Bu taşları toplayıp dünyaya girebilmek için yıllar boyu harcadığımız para ve zamanı düşünsenize, ne trajik bir son!

Paylaş

Bu Sayının Diğer Yazıları

Belirleme X / Ay Vakti
Çözümlemeler / Nurettin Durman
Dakika 1 / Hamit Can
Bağbozumu Saati / Fatma Çolak
Cemre / Şeref Akbaba
Tümünü Göster