Poetika ve İmge

“İm”, anlamı itibariyle esrarlıdır. Şairin özüyle şiirin özünü(temayı) esrarlı yapan imgelerdir. İlham, zaten bir sırdır. Rahmanî bir sırdır. Yetenek, ilham, çağrışımlar, semantik bilgi ve fonetik bağ ile sözcüklere aktarılan dizeleri güçlü ve sınırsız kılan imgelerdir.

İlham, mistik bir sırrın,  nispetin tekâmülüdür. Akıl-duygu ve idrak arasındaki hissiyat külliyatından sızan sınırsız hayal gücünün farklı çağrışımıdır.  Geleneksel şiirde “mazmun” sonrasında imge bu sınırsız hayal gücünü ve esrarlı duygu külliyatını estetik bir dimağla veren şiirin en büyük edimidir.

Şair ve şiir arasındaki bağıntıları, anlam bilgisinin derinliğini, dildeki bağdaştırmaları, semantik ve fonetik işleyişi renklendiren güçlü bir edim.

Şairin imgeleri, dilden, gönülden, ruhtan, yaşadığı çağdan, beslendiği kaynaklardan, kültürden, medeniyetten, dinden, gen ve genetik bağdan alır. Bununla beraber kendisine verilen güçlü idrakin patolojik sonucudur imgeler ve şiir.[M1] 

Genetik bağ, bireysel ve sosyal çevre, yaşadığı çağ, inanç, düşünce, akımlar, sosyal normlar en önemlisi de günlük ve ömürlük aldığı verilerin biyo-psikolojik  ve de psiko-sosyal ortalamasıdır[M2] .

Fransızcada poétique, İngilizcede poetic, Almancada poetik, İtalyancada poetica, Latincede poetica, Yunancada poétiké gibi karşılıkları bulunan, (Okay 2005, 17) “yapmak”, “üretmek”, “yaratmak” gibi anlamları olan poiein fiilinden türemiştir. (Sumer 1996, 36) Bizde ise Şemsettin Sami, Kâmûs-ı Fransevî’de poétique kelimesine “fenn-i şiir, ilm-i aruz” manasını verir, poetika.


Latince’de  poeta sözcüğünün karşısında yalnızca “ozan”, poiesisin karşısında “şiir”, poeticanın karşısında “şiir sanatı” karşılıkları bulunur. Burada gerçek öz yani, poetika, sanat adına oluşanın genel intizamıdır. Var olmayanı şekillendirmek sözle, çizimle, eşyayla. Aslında poetik çıkış budur.

Ama, burada tüm teorisyenler aldanıyor. Olmayan şey diye bir şey yok. Her şey var. Her şey aslıyla münezzehtir. On sekiz bin âlemin intizamı var. Kaldı ki sanatsal üretimin merkezinde sadece üreten yok. Bir ürünün psiko-sosyal ortalaması vardır. Ve üretilen her bilgi, küllî bilgiden beslenmiştir. Bilgi, kültür, medeniyet, sanat, kısacası insanla doğan her edimin merkezi külli bilgidir. Her bilgi, her şiir, mutlak şuurdan beslenmiş, onu taklitle kendine bir zemin oluşturmuştur.” Öncesizlik ilkesi” her şeyin antropolojik [M3] sırasını bize sunar.

Valery de poetikanın “şiire dair estetik akideler, kurallar toplamı demek olan dar anlamıyla değil, dilin hem töz [cevher, temel, asıl, esas] hem de araç olduğu yapıtların yaratılması ya da kurulmasıyla ilgili olan her şeye verilen ad olarak[M4] ” (Todorov )

Poetikanın “nesnesi” edebî yapıtın kendisinden oluşmaz. “Nesne ve öz” arasındaki temel ağırlık başkadır. Oluşan sanatın merkezinde öz ile nesne yapıtın bir kısmıdır. Üreten, onun yaşadığı çağ, beslenişleri, etkilenişleri, nesne(sanatsal form) etkileri, becerileri, öz(tema)’e katkıları gibi derin şeyler var. Poetika, belki ortaya çıkan ürünün özgül söylemidir, bu özgünlüğü okuyuştur. Oluşan ürünün özü ve onun nesnelliğinden çok, onun edebiliğiyle ilgilenir. Yani, onun sanatsal formun temel ilkelerine göre değerlendirir. Şiir sanatı açısından kıymetini tartar.

Poetikayı, günümüzdeki birçok edebiyat araştırmacısı gibi, İsmail Çetişli “Herhangi bir şairin şiir sanatı hakkındaki derli toplu görüş, anlayış ve fikirlerini ihtiva eden yazı veya eseri” (Çetişli 2004, 79)

Yahya Kemal, Ahmet Haşim, Necip Fazıl, Sezai Karakoç, İsmet Özel, CemalSüreyya gibi hem şiir yazmış hem de şiir üzerine poetik düşüncelere ayrı bakmalıyız. Şiir, son sözdür. Son sözü yazanın, son söz üstünde  “öz ve nesne “  hakkında fikirlerini anlatması anlamlıdır. Güçlü şairlerin kendi tarzları, içinde yer aldıkları edebî tarzları bir de sosyal tarzları vardır. Bireysel imgelerle beraber sosyolojik imgeleri olan şairlerden bahsediyoruz. Sezai Karakoç, mistik, metafizik, geleneksel, bireysel imgelemleri yanında sosyolojik imge olan diriliş, Taha gibi. İsmet Özel’in sosyolojik başkaldırışı gibi, Akif’in Asım’ıgibi sosyolojik simgelerle bütünleşmiş sosyal imge[M5] . Bütün bunları poetika çizgiyle değerlendiremeyiz


 [M1]Yani? İdrak bozukluğu mudur? “Patoloji” kavramanının olmadığı bir yazsısı var mı acaba?

Ulu orta bir kullanım, tercih …

 [M2]Neyin ortalmasıdır? Özne ne, kim?  Yüklem neye, hangi unsura bağlı? Bu cümlenin im’le imgeyle ilgisi ne?

 [M3]? Sözün antropolojisi olmaz, etimolojisi olur

 [M4] ? cümle ?

 [M5]?

Paylaş

Bu Sayının Diğer Yazıları

Bir-İki Erzurum / Şeref Akbaba
Sonsuz Senfoni / Semra Saraç
Karaboyun Durağı / Ferhat Öksüz
Yazgı / Yavuz Ertürk
Ayna Geçitlerinde Bir Beyaz Karanfil / Güven Fatsa
Tümünü Göster