Sayfalar Arasında Kurutulmuş Mutluluklar

115
Görüntüleme

                                             Kurutulmuş gül tadındaki mahzunluğuna
Anılar defterinde gül yaprağı
Gibi unutuldum kurudum
Başıma düşmüş sevda ağı
Bir başıma tenhalarda kahroldum
Sen kimbilir rüzgarlı eteklerinle
Kimbilir hangi iklimdesin, ben
Sensiz bu sensizlikte
Deli gibiyim sensiz
Bu sessizlikte

Ayrılıkla başım belada
Gözlerini çevir gözlerime
Yoksa bu sessizlikte
Deliler gibiyim
Sensiz bu sessizlikte

Bir gün rastgele açıveririz bir kitabı. Sayfalarında umarsızca gezinirken; unutulup gitmiş bir kurumuş çiçek, sırtında nice anılarla düşüverir ayakucumuza. O an, hatıraların parça tesirli yanları benliğimizi sarsarken, birkaç gün sonrasında, gül kurusu sayfalar arasında; kitap da kütüphanenin tozlu bölmesinde bir sonraki tesadüfi karşılaşmaya kadar yitip gider. Bu kadardır; kurutulmuş çiçeğin yeniden üç beş dakikalığına dirilip nefes almaya başlamasının ve ölümünün hazin hikayesi.
Fakat o dakikaların verdiği saadet, insanı başka bir mutlu kılar. Şimdilerde çok aradığımız fakat zaman korsanının eline esir düşüp, günlerin prangasında nefesini terk eylemiş mutlu hatıralar, kalbimizi küt küt attırmaya yeter de artar bile.Ya bu hikayenin ayrıntıları…
Nazik bir beyefendinin veya nazenin bir hanımefendinin, yaşamın sırrını söyleyen tebessümü eşliğinde verdiği gülü, kalınca bir kitabın ortasına yakın bir sayfasında mutlu anlar nişanesi olarak bırakıveririz hemen. Sonrasında ciğerinde bir gül taşıyan bu kitap kütüphanemizin başköşesine kurulur. Artık o evin gülüdür, gül içinde…
Peki ya o gülün taptazeliğiyle bize sunulan gülümseme ve o anların sıcacık mutluluğu ne olacak? Ne kadar dayanabilecek harami saatlere? Dakikaların kanını kurutan akrep saatte kabarıp dururken, o muhteşem anların üzerine acımasızlığını ve yoksulluğunu serperken nerelere saklayacağız bu mutlulukları? Nerelerde dondurup, ihtiyacımız olduğunda çözüp sığınacağız? Belki bir zaman gelecek, düşüverecek aklımıza. Koşacağız kütüphaneye. Fakat o da ne? Çoktan unutmuş olacağız gülün mahzenini. Sırayla kalın kitapları çevirmeye başlayacağız. Çevireceğiz, çevireceğiz… Anlayacağız ki güller kurudukça yitip gidiyor mutlulukların sırrı. Sevinçler ölüyor, güzellikler küsüyor sahiplerine.
İşte bunu sıklıkla yaşıyor olan ben ne yapıp ne edip mutlulukları kurutup saklama derdindeyim. Bilim adamları şimdilik pek ciddiye almasalar da gün gelecek gerçekleştireceğiz bunu.
Olmayacak bir hayalin, gerçekleşmeyecek bir düşün peşinde koşarız ya bazı zamanlar, işte o anlarda mahzun bir duruşun size sunduğu inanılmaz saflıktaki bir kaçamak bakış, bir yakıcı gülüş kurutulmaya en layıklardandır. Ama elden ne gelir. Gelişinin ansızlığı kıvamında uçup gider onlar yanı başımızdan, bir süre sonra da yüreğimizden. Ne fotoğraf makineleri çekebilir bu anları, ne de ressamlar çizebilir bu tatlı bakışları. Kimbilir göklerde gezinen yazıcılarımız yazıyorlardır fakat sırrını hiç fısıldamadılar daha kulağımıza.
Sevgili okur! Mutlulukları kurutup saklayabilme projem; zamanda yolculuk ya da Mars’a gitme projelerinden daha mı az önemlidir? Ne dersin? Beni projem için destekler misin?

Paylaş

Bu Sayının Diğer Yazıları

Belirleme X / Ay Vakti
Çözümlemeler / Nurettin Durman
Dakika 1 / Hamit Can
Bağbozumu Saati / Fatma Çolak
Cemre / Şeref Akbaba
Tümünü Göster