Keyifsiz Öldüren Çağa Ağıt

91
Görüntüleme

Yine yağmur yağıyor. Yine o bildik edasında yağıyor. Eğer şemsiyeniz yoksa sudan çıkmış balığa dönmeniz an meselesi. Bilirim bu deyim farklı kullanılır bizde, ama balık denizden çıktığında da sırılsıklam ıslak değil midir? Yağmurun bu umarsız yağışı, bana bir çocuğun saçlarını rüzgara verip lunaparktaki gondol salınışını hatırlattı. Çocukların her maceraya düşünüp taşınmadan, enini boyunu hesaplamadan atılmaları bir nevi yeniçerilerin öncü bölüğü olan delilere götürür beni. Deliler diye adlandırılan bu genç insanlar hayatlarının baharlarında on sekizlerinde, yirmilerinde kılıçlara, oklara nasıl kendilerini savururlar,anlaşılmaz gelmiştir hep bana. Hiç mi aşık olmazlar, hiç mi küçüklüklerinde vuruldukları, çeşmelerden su taşıyan bir güzel yoktur? Şimdi ölümün kucağına atlamak için ya hayattan bıkmış, ya kanserli bir hasta, ya da maceraperest bir ruha sahiplik gerekli. Yoksa insan dünyalar kadar çok para alsa, şu bir gölge boyu olan dünyada nefes almanın vermenin fiyatı olabilir mi? Deliler her ne kadar din ve millet için ölüme atılsalar da gönüllerinin bir kenarında ahu gözlü bir dilberin hasretin olduğunu düşünmek en doğrusu belki. Tasavvufa gönül vermiş medrese talebeleri yani dervişlerin dünyadan el etek çekmelerine rağmen evlenmeleri, hayatın gerekleri için ter dökmeleri en doğrusu olsa gerek. Gerçi bir güzele vurulup akli dengesini yitirmenin, kavuşamayıp intihar etmenin ya da bir ömür boyu bekar olarak yaşamanın neye ve kime karşı öç alınma kaygısı ile yapıldığı da benim çok merak ettiğim, fakat sahiplerinin ser verip sır vermeye yanaşmadığı için muammanın giderek arttığı bilinmezliklerden. Bir de sevdiği insanla ölüme karar verip önce sevdiğini sonra kendisini fani hayattan alıp götüren bir nevi ölümüne seven insanın, bunu yaparken ki anını daha çok merak ediyorum doğrusu. Havsalamı her zaman için darmadağın eden bu duruma, söylenecek söz ya da psikolojik yorumlar beni hiç bağlamıyor. Bu ne biçim bir şey ki, canını verdiğinin canını alıyorsun. Anlaşılmaz, anlatılamaz ve dahi yazılamaz…
Tüm bunları ölümle ilgili yazmayı planladığım yazıma bir giriş yapma niyetiyle yazdığımı itiraf etmeliyim. Fakat kalem bir türlü kendisine hükmetmeme izin vermiyor. İsyankar ve dirençli kalemler bize durmadan yazmamayı öğütlüyor ama nasihat dinlemeye kimin gönlü var?
Ölümü kanıksamak beni çok ürkütüyor. Her akşam genelde son haber olarak televizyon ekranlarından bize iştahla sunulan ölümlü bedenler ve spikerin gülümseyerek iyi akşamlar deyişi… Şehrin içerisinde mezarlıklar ve her sabah camilerden duyurulan vefat ilanları. Bunları artık kimse ölümü hatırlayış olarak algılamıyor. Bir alışkanlığa çekilen peşkeşler gibi şöyle bir kulak kabartılıp geçiriliyor bunlar.
Hayatın dört yanına parça parça dağılan insanoğlu ölümlü olmanın bilinciyle ölmek zorunda. Ölmek bir kahvaltı masasında zeytin yemek, işe giderken dolmuşa binmek, çocuğu parka götürmek, keyifli bir anda türkü çağırmak gibilerden olmamalı. Ölüm bir duvarcı ustasının tuğlaları yerleştirirken ki dikkatiyle de olmamalı. Ölümümüz ne geçmiş ölümler gibi olmalı ne de gelecek ölümler gibi. Araba kazasında ölüm vardır da aya giden insanoğlunun füze infilakıyla birlikte darmadağın olması ne büyük bir garabettir. Ya da çukura düşüp ölüme inat düşen bir uçağın parçasının ölüm nedeni olması delirtiyor beni. Ölümlerimize bile karışan bir medeniyet beni kahrediyor. Kaçımız yatağında dostlarının kelime-i şehadet tekrarlarıyla ölebiliyor.
Doğrusu ölüme kadar yaşarken de, bizi rencide eden çağın yazılacak bir çok yönü var. Fakat ölüm yani yaşamın sonuna atılan nokta ilk nefes alış gibi güzellikleri içinde barındırmalı. Güzel ölümler olmalı. Ölmenin kanıksallığı ile değil öldürenin yüceliği ile anlaşılabilir bu belki. Ölüm O’ndan ve ölüm kavuşmanın anahtarı…
Şimdi güzel ölümler dualara eklenecek bir güzel istek değil midir, sevgili okur? Nokta.

Paylaş

Bu Sayının Diğer Yazıları

Belirleme IX / Ay Vakti
Bengisu / Şeref Akbaba
Mehmet’in Madalyaları / Jan Devrim
A-Taş / Abdülbaki Kömür
Atasoy Müftüoğlu ile “Vakti Kuşanmak” ... / Recep Garip
Tümünü Göster