Vusul.. Usûl.. Velhasıl..

Ayasofya yeniden cami hüviyetine kavuştu.
10 Temmuz 2020 karar, 24 Temmuz 2020 Cuma açılış günü.
24 Kasım 1934’te ibadete kapatılmış, müzeye dönüştürülmüştü.
1453’te Fatih’in İstanbul’u fethiyle, fethin sembolü olarak tarihi kilise camiye çevrilmiş, bir
kuvve-i manevi olarak hayatiyetini sürdürmüştü.
“Zincirler kırılacak, Ayasofya açılacak” betimlemesi milletin, coğrafyanın, ümmetin ortak
sesi, talebi ve feryadıydı.
Seküler dünyadan kopuş, yüzyıl sonrasına geri dönüş, farklı din ve milletlerle diyalogları
askıya alma gibi indi yorumlarla kafa karıştıranların tahrik ve tazyiklerinin anlamsız, kasıtlı
ve yersiz olduğunu zaman gösterecek.
Ayasofya ibadete açıldı.
Mescid-i Aksa’nın da özgürleşeceği, Kabe-i Muazzama’ya Müslümanların pasaportsuz
gireceği günleri de görürüz inşallah.
Yol sabırdır.
Başka söze ne hacet.

*                         *                         *                         *                         *                       

Ali Yaşar Hoca.
Allah sağlık ve afiyet versin.
İlim ehli oluşu, duruşu, meselelere bakışı, ders icrasındaki üslup ve yöntemi.
Medrese eğitimi almış olması hasebiyle eski metinlere hakimiyeti, yeniyi takip etmesi ve
sohbetleri.
Seksen ihtilalinden sonra resen emekli edilen bir merkez vaazı.
Adana’da mukimdi.
Bir kumaşçı dükkanında tanımıştım kendisini. Buluşma adresiydi. Meselesi olanlar uğruyor,
soruları cevaplıyor, bilgilendirmeler yapıyor, insanlara bu yönüyle yardımcı oluyordu.
1987-1988.
Öğretmen arkadaşlarla zaman zaman ziyaret ettik. Karşılamasından yolcu etmesine, kısa
süreli sohbetlerimizdeki sevecenliğinden kimi sorularımıza verdiği cevaplardaki mantalitesine,
bizde izler bırakmıştı.
Gazetelerden gündemi takip ediyordu.
Kurumsal bir çalışma içinde değildi.
Kendimizle alakalı bir talepte bulunmak için bir defasında ziyaret etmiş, olumlu cevap
alınca da halkayı oluşturma için harekete geçmiştim.
Arapça okumak için beş öğretmen bir araya gelmiştik.
İngilizce ve Arapça öğrenmeye iştiyakım vardı her zaman.
Öğrenmeye hevesli, bir o kadarda uzaktım.
Yarım kalan değil, yol alamayan süreçler yaşamıştım.
Günlük
Gülek camii çevresinde oturuyor olmamız sebebiyle, yatsı namazlarından sonra ve haftanın belli günlerinde ders yapmaya karar verdik ve başladık.
Üç alanda metin okumaları ve dil öğretisi yapıyorduk ve hocamızın birebir dinlemesi, sabrı, düzeltmeler yapmadaki üslubu, aralarda anlattıkları, her ders bitimini ifade eden o veciz cümlesi, her biri ayrı bir tad, ayrı bir güzellikti.
Medrese ve mektepli eğitim arasında yaptığı mukayeseler de önemliydi.
Ünsüz örnek bir şahsiyetti.
İstifade ettik, Allah razı olsun.
Ramazan ayı geldi ve ara verdik.
Sonrası tatil.
İstanbul’a tayin ve Adana’dan ayrılışım.
Öğrenci faaliyetlerine olan katkımız, okumalar, sohbet halkaları, dost ve arkadaşlar, her biri dolu dolu hatıralara dönüşmüş ve iz oluşturarak geride kalmıştı.
Ders halkasından ve dost meclisinden bir grup arkadaşımız bir yıl sonra Karataş’a denize gitmiş, üç arkadaşımız hayatını kaybederek genç yaşta, aile ve çocuklarını geride bırakarak dar-ı bekaya göçmüşlerdi. Allah her birine, sonradan ahirete göçenlere de rahmet eylesin.
Ay Olun İnsanlar” isimli şiir kitabıma da aldığım “Serzeniş” şiiri bu olayın akabinde yazılmış ve Yeni Sıla’da neşredilmişti.
Serzeniş
/Osman Akkan, Gıyasettin Demirdağ,
Halil Türk’ün unutulmaz hatırasına/

Gölgeme ak düştü
Su üstünde ağlıyor yapraklarım
Bil ey kader
Sana dargın değilim

Saatler geceye bileniyor
Ben ayrı kalmışım
Kaf dağını soluyan uykulardan

Azat kuşlara yem olmuş akşamlarım
Dilim sürçüyor
Ey Rabbi Rahim

 *                         *                         *                         *                         *         

Ay Vakti Dergisi’nin katlamalı, ilk sayılarının çıktığı yıllarda dönemin iki radyo ve tv programcısı aramıştı.
Kenan Işık ve Savaş Ay.
Kenan Işık işlenen bir konudan ve kuruma gönderilen dergiden ötürü teşekkür etmişti. Yıllar sonra bir salon programında Ay Vakti’nden sitayişle bahsetmiş, program dahilinde olan dergiden bir arkadaşımız kendilerine özel sayımızdan hediye etmişlerdi.
Savaş Ay’da “Dolunay Zamanı” isimli şiirimi talep etmiş, yayınlandığı dergiyi kendisine göndermiştik ve teşekkür etmişti.
Dergilerle ve yeni yazılanlarla ünsiyetleri açısından yad ettik.
Işık’a Allah şifa versin.
Ay’a da Allah rahmet eylesin.

Paylaş

Bu Sayının Diğer Yazıları

187. SAYI / TEMMUZ-AĞUSTOS 2020 / Ay Vakti
Vusul.. Usûl.. Velhasıl.. / Şeref Akbaba
Saklı Mektuplar-104 / Şiraze
Aforizmalar / Naz
İki Sufinin Mücadelesi / Enes Güllü
Tümünü Göster