Uzaktan Uzağa

Tüm Dünya’yı etkisi altına alan Covid-19 salgını, insanları evde kalmaya mecbur etti. Bu dönemde uzun süreli evde kalmanın ortaya çıkardığı yönelim, boşluk, cehalet, tutulma; insanı medyanın bol görüntülü, hızlı kollarına düşürdü. Beklemediği bir hamle ile karşılaşan insan zihni, bu araçları antidepresan, deva, akış, işleyiş olarak kullanmayı çıkış yolu olarak görüyor. Bilinen web araçları/çoklu ortam araçları ihtiyaca göre gelişerek eğitimin, işin, kültürün, sanatın sürekliliğini sağlayan araçlar hâline geldi(!) Niyeti, algısı, hedefi ölçüsünde kişiler; uzaktan yapılana methiyeler düzmeye veya bu yapıyı geleneklerinden kovmaya çalıştılar. Uzaktanın içinde bulunan her kesimden insan, eteğindeki taşları dökmeye başladı. ‘Yeni Normal’in inşasında kullanılacak yapı elemanları arasında kesintisiz ağ bağlantıları ve her türden hikâyeyi anlatacak sunucular birinci sırayı aldı. Karşıtı, “Biz bu suya girmeyiz.” deyip rahatsızlıklarını gene sosyal medya araçları ile ifade ettiler. “Ne oluyor?”sorusuna cevap arayanlar ise yapıları gereği acılarına yenisini eklediler. Oluşan networkler, acıma duygusuna sahip olmadığından uzaktan beslenen insanlar, bilgi kirliliğinden, karmaşadan, bulanıklıktan, saçmalıklardan duydukları acının farkına varamadılar. Evet, networkler acımasızdır.

Yapıları gereği duygulu ve düşünceli değildir.

Hibrit insan olur mu? Bu soru; kaygı, korku, öngörü ve beklentilerin içinde şekillenmiş bir sorudur. İşleyiş içinde, ortaya duygularını ve kabiliyetlerini yitirmiş hibrit insan (yarı makine-yarı insan)  veya nesne insan (insansızlaştırılmış insan) çıkabilir ki, bu kesretin getirdiği kontrolsüzlüğün ve basit güçlülerin bir galibiyet gibi gördüğü sanrıdır.‘Basit güçlüler’ nitelendirmesi verili olan ile her şeyi yapabileceklerine inananlar için kullanılmıştır. Anlamı genişletirsek,  geldikleri noktada elindeki imkânlar ve göstergeler ile gelecekten haber veren zihniyetin nitelemesi için de kullanılabilir

Görüntü ve veri üzerinden var olma düşüncesi, kayıp/kazanç ölçeğinde kayıptan yana durmuyor mu? Şimdiye kadar –saldırısı altında olduğumuz- kişilerin, kurumların, toplumların görünme mücadelesi, gösteri toplumu tespitini geçerli kılıyor. İnsan, bu simülasyonların[1], multinin, hiperin içinde aşırı hızdan dolayı –hıza bulanmış- dengesini, basiretini, köklerini, dayanak noktasını, değerlerini hızla geride mi bırakıyor? Deneyimleme merakı, görüntüyü kutsallaştırmanın da bilişsel giriş davranışı. Yeni normali tanımlayan dil; insana, topluma deneyim artıracakları yeni simülatörler sunuyor. Yeni kelimeler ve yeni görüntüler, peşinden koşulacak yeni hayatları tanımlıyor.

Yatay ve dikey boyutları[2] sağa-sola, aşağı-yukarı çekiştirerek sınırsız bir hareket alanı ve takip serisi oluşturmak sosyal medya elemanlarının en kolay yaptıkları şey gibi görünüyor. Sürekli sunma ve gösterme düşüncesi, farkındalıkları körleyecek, sakatlayacak ve sonunda kendi evrenine alacak kadar becerikli. Hikâye-Evren’de veya Görüntü Evren’inde yaşayan insan, kendi evreninde/dünyasında yaşama becerisini tekrar elde edebilecek mi? Hızı ve dengeyi eşyanın tabiatında görüp fiziğin yardımıyla algılayabiliyoruz. Hikâyeye ve görüntüye bulanmış (multi/hiper kelimeleri ile tamlama kuran) bütün kavramların; tanımını, dengesini, sınırını, sınırsızlığını nerede konumlandıralım? Konumlandırma; döngü içinde olanları bir yere yerleştirme kabiliyetidir. Bu döngü içinde (her) şeylerin yerini belirlemek yeteneklerimizin sınırları içinde midir? Bu bileşenlerin ve evrenlerin karşısında insanın varlık gösterme –belki mücadele etme- tercihi/tasavvuru ne olmalıdır? Şeyler, gitgide içinden çıkılmaz hâle mi geliyor. Yöntemler, yaklaşımlar; varlıkları ile bir güç gösterisini de beraberinde getiren bu evrenlerin üstesinden gelebilecek mi? İnsanın bilişsel yanı, kendi ürettiği güçlülere mağlup olacağı korkusu içinde mi? Hem akış içinde olan, hem sorgulayan insan cevap aramaya devam ediyor.


[1]Simülasyon: Benzetim, Öğrence. TDK Sözlük; Simülasyon: Bir araç, bir makine, bir sistem, bir olguya özgüişleyiş biçimini(n) inceleme, gösterilme ya da açıklama amacıyla bir maket ya da bir bilgisayar programı aracılığıyla yapar bir şekilde yeniden üretilmesi. Jean Baudrillard, Simülarklar ve Simülasyon, Doğu Batı Yayınları.

[2] Sosyal paylaşım sitelerinin kullanım mantığı: Yatay ve dikey boyutları (aşağı-yukarı, sağa-sola) hareketlendirerek katılımcısına görme, sunma, paylaşma, reklam yapma imkânı sunması vb.

Paylaş

Bu Sayının Diğer Yazıları

187. SAYI / TEMMUZ-AĞUSTOS 2020 / Ay Vakti
Vusul.. Usûl.. Velhasıl.. / Şeref Akbaba
Saklı Mektuplar-104 / Şiraze
Aforizmalar / Naz
İki Sufinin Mücadelesi / Enes Güllü
Tümünü Göster