Saklı Mektuplar LXIV

148
Görüntüleme

Boğaz’ına kuşak gibi dolandığım İstanbul, surlarından baktığımda gözlerimden tanımıştı benikayıkların Milonga ritmine kapıldığım an yakaladığında eteğimden, huşû içinde bergüzar diye sundu serin sularına.hapsine razı olduğum gündü doğuşum yeniden sürmesin tek, Lales’e kimsesiz beni.                        sonrası ağır zamanların,           Adigece ağıtların içine çekildiğimde, çatkıma sırlanıp tuttu dilimden          yaşımı ılık sularına akıttığım Maykop gün geçtikçe kırılganlaştı yediği sürgünlerden,          Belaya ağladıkça çoğaldı diye Şirâze, süzüldü bütün güzelliği,          öylece bırakıp çıktım korkularıma hep bir yenisini ekleyerek            istemem bırakmasın tek beni bana geçidi bekleyen o şehir, gerçeği alenen görmeden.en güzel yarınların ilk adımında tutuklu kaldığım geçmişten sebep kahrım,elini eteğini çekmiş olana musallat.sözüm yerinden söküldüğü gün imzası atıldı tarifsizliğin.şimdi çağın felsefesinde, çağın itiş kakış hengâmesinde sükûnet arayışım,küçük koylara demir atmaya icbar eder beni.de ki Şirâze: Sarı Lima seni beklerde ki Şirâze: gün doğarken ağlatır insanı, gün batarken ağartır yaşanmışları            falancadan aldığım derslere ek, alamadıklarıma terslenişim            tüm bildiklerimi tek bir an içinde bir tek cümle ile söyleyişim            ne olduğumu değil de, ne olamadığımı çizişim ve benim Şirâze            o şıpsevdiliğim:            yarımı hep yarım bırakan ve yarım yapan beni ve yarım kalanlarım            de ki: tam olamaz insan, noksanlarıyla yaşar            de ki: o noksanlıklarla hem sever, hem anar, hem yanar, hem arartulû vakti herkese hoş selâm ile yöneldiğinde, derviş edâsı dilâgâh yüreklerdehuzmelerin şavkında sen bir endâm, ben bin devran; hâl dilinden dökülür ifadelerkimine az gelir safir, kimine çok âlemin taşıdığı kıymetler ve Şubat’la uyanır Şirâze beklediklerim; lâlezar, gülzar, dîdar, dildâr, dilâzâr…Ey şefkatine sığındığım! Çevirme kapından.Ey varlığıyla sevindiğim! Andıkça içimde çoğalan.Ey sonsuzluğum, doğuş vaktim, uyanışım! Kaldır perdeleri aradan.            vakur işlemişler tepelerine asırlaca gelen-giden, vurulmuş yüreğinden her gören            kıyılarını dantel gibi gördüğüm, tülünü yüzüne örttüğüm ve kıskandığım herkesten            bütün semtlerine uğramak geçti içimden: Hurmaburnu, Ümmet, Nurtaşı, Balat…            ve adım ve tarihim ve sözüm karışsın tozuna toprağına, olayım bir parça senden.korkum ziyanda olmak, ziyana düşmek, ziyan etmek kendimle ne varsakorkum Şirâze, öylesine geçip gitmek kaldırımlardan soluksuzoysa yakılan köşklerin, köprülerin ateşi bulaştı bir kere üzerime kimse görmese de, tutuştu Sırça Saray’ım; Malta, Şale, Çit, Çadır Köşklerimve bin parçaya bölündü nârin Bohemya Avizelerimşimdi ben küskünüm sana Şirâze ol ateşten sebep, bırak bu küslüğün içinde ol sebepten eriyeyim.

Paylaş

Bu Sayının Diğer Yazıları

Ortadoğu’da Değişen Denekler / Ay Vakti
Numaradan Yaşamak / Necmettin Evci
Cezada Elif İştiyakı / Naz Ferniba
Prof. Dr. Orhan OKAY Hoca ile / Ada Dalgalıdere
Yüreği Gerilmiş Delinin İpinin Çekilmesini Anlatır... / M. Ragıp Karcı
Tümünü Göster