SAKLI MEKTUPLAR -LI-

191
Görüntüleme

hiç vuslat demedim ben,vuslat demedim de vus’at dedim Şirazekül kalsın istemediğimden belki geride, kıvılcımı ateşten daha çok sevdim.alevleri hep bana sıçradı, oysa başlatan ben değildim yangınları.ne kadar kaçtıysam o kadar kovalandım, ne kadar saklandıysam o kadar arandım.yine de Şiraze gizlenebilecek tek bir mekân bulamadım.harfleri havaya savurdum hangi mevsim aldırmadanne farkederdi kış olmuş ya da yaz… söz uçardı; uçar ve kaybolurdu, duyan unuturdu.Karakum’da kavrulan Aral’da nasıl serinlerse, sözleri kalkan eyledim yangınlarıma Şiraze.kul olmaya geldim mâdem, kul olayım istedim; âyetler birer ışık…ya  yaşamalıydı insan  ya da ölmeli…ikisini yanyana  ya da bir dengede  ya da bir kefede tutamadımfilozoflar kadar karmaşık ve mutsuzdum artıkyaraları saranlar birer ikişer yaralandılar, kaos dolandı sevinçlerimize.halk ezgilerinde hep bir ağırlık, hep acîb bir yaşanmışlıksalt hüzün; türkü üzgün, ben üzgün…bu yüzden her yazdığım hem pejmürde, hem süzgün.ezgiler üzgün, biz Şiraze üzgün.gitarın tellerine dokundu kadın, durdu zaman odadasaçlarında  yazılıydı kızıllıkBeyrut, denizde gölgesini dalgalandırıyordugitar sustu, kadını savaş susturduuzaktık…masalcı son cümleyi verip çekildi sahneden“bir; hem varmış, hem yokmuş” diye fısıldayanlar oldumum ışığında kuruldu devletler,mum ışığında oldu devrimler,mum ışığında üç beş adam çizdi kâğıda sınırları… şimdi hiçkimse dava adına verecek hiçbir şeye sahip değil.mum ışığı anılarda, yemek masalarında, âyin salonlarında, anma törenlerinin bir köşesinde ve gökyüzünde salınan yıldızlara imrenen havuzların durgun sularında kaldı.acılarını, kurum bağlamış sokakların duvarlarından aşırmadan, olduğu yerde bırakmayı deneyenler, çiçek toplayabilecekleri başka memleketlere gizlice kayıverdiler; artık saydam bir mutluluğun kıyısında gezinebilir, unutarak iyileşmeyi ümid edebilirlerdi.                                    üç ay…                                   dağlardan sâhile indim, sâhilden dağlara seslendim                                   orada da  vardı palmiyeler  ve sıcak                                   üç ay…                                   bulduğum her cümleyi okudum, her cümlede belki ben okundum                                   ilânımdır benim, değilim artık kaçak                                   üç ay…                                   kendimle hâlleşip bütün silahları bıraktımsöz olsun İstanbul, yok savaşmak                                    üç ay Şiraze…                                   Taş Köprü’den geçtim, duraksayarakşem ile fem…   şimdi meyvelerini yılların izlerken dallarında,yok’ları değil de var’ları görmeyi öğreniyorum ben Şiraze…

Paylaş

Bu Sayının Diğer Yazıları

Bir Mektup / Ay Vakti
Söz… / Şeref Akbaba
BULUŞMASIZ AYRILIKLAR / Necmettin Evci
BİR SALÂDIR EYLÜL MEVSİMLERE / Selami Şimşek
ÇİN SEDDİ’NİN BİTTİĞİ AKŞAM / Naz Ferniba
Tümünü Göster