Aynalı Han

Bu hikâye, Ahırkapı’nın taş döşeli, masal endamlı, ezan sedalı sokaklarından, Mahya Sokak 44 numaralı Aynalı Han’ın hikâyesidir… Ve bu kelimeleri, ne duvar özellikleri, ne çatısının yüksekliği, ne de yapılış tarihi ilgilendirmektedir.

Burası Aynalı Han… Bir ayna deposu şimdilerde. Göz alabildiğine uzanan derinlikler iç içegeçmiş durumda. Aşkın görüntüler, şekil değiştiren suretler, surete bürünen âdemler…Neler neler…

İnsanın kendini seyretme aşkı yeni bir sevda değil tabii ki. Aynasız masal olur mu hiç? Peki ya yalan söylemeyen ayna? Ayna keşfedilene kadar insanoğlu ne çile çekmiş amma? Suda, bronzda, camda, kılıçta…

Han çalışanları uzun zamandır bakmamış aynaya. Kemik tarak olmadan hiç bakılır mı aynaya? Bırak saçlar dağınık, sakallar bakımsız kalsın! Kemik tarak bulunsa bile, katranağacının billur özü olmadan taranır mı hiç saç sakal? Hele yetişmesi gereken siparişler varken sırası mı şimdi süslenmenin? Çalışanların tek derdi, aynalara zarar vermeden paketleyip taşıyabilme çilesi. Çile belli, alınteri ve çaba ekmek olarak yansımakta duvarlara…

Aynalı Han seyretmekte kendini. Eskiden dergâhlarda çilehaneye adım atacak dervişe ayna tutarlarmış. Derviş seyirden önce, bir kez daha bakarmış ayineye… Sonra nazarı gönlüne dönermiş dervişin. Seyir başlayınca gönül ayinesinde, kendinden başka her Cemal’i, Cemal’deki muhteşem Celal’i seyredermiş bu sefer.

“Bir varmış, bir yokmuş” ile başlayan her masalda bahsi geçermiş aynaların. Aynasız güzel, bakışı cilalı olmayan derviş olur muymuş?

Dervişanın seyrine çıktık da, unuttuk Aynalı Han’ı. Artık Han’da akşam olmuş. Hamdi Dede Han’ın emektar bekçisi… Sabah ezanıyla bitermiş nöbeti. Hamdi Dede’nin odasında ispirto ocağı yanmakta. Üzerinde de rengi kırmızıya dönen ıhlamur kaynamakta. Han’ın neredeyse bütün ışıkları kapalı. Hamdi Dede aynalara bakmakta. Gece, rengini aynalara çalmakta… Zikir dem alırken, tespihin deveran eden sesi aynalara yansımakta.

Hamdi Dede tam derviş. Işığa ihtiyacı yok ki… O nurunu gözlerinde taşımakta. Aynalarda bedeninden geçen Hamdi Dede, Aynalı Han’ı şahit tutmuş haline. Gece aynalarda yer ediniyor kendine… Ezan yakın. Hamdi Dede’nin nurlu zikrinden sonra, aynalara gün ışığı zulmet. Şimdi Aynalı Han geceye hasret.

Elbet batını var imiş her bir şeyin…

Aynalar gündüz yalan, gece esasmış…

Hamdi Dede ile Aynalı Han kadim iki sırdaşmış vesselam.

Paylaş

Bu Sayının Diğer Yazıları

Muhasebe / Ay Vakti
Ve Çağ Alesta / Alâaddin Soykan
İbn-i Batuta’ya Göre Anadolu’da Ahilik... / İsmail Katgı
Alnımda Işıltısı Suların / Mustafa Özçelik
Sabahçı Kahvehaneleri / Karınca / Sedat Umran
Tümünü Göster