SAKLI MEKTUPLAR-L

138
Görüntüleme

50.İstanbul’da olmak Şiraze, İstanbul olmakİstanbul’da bir yol bulmakBoğaz’a tutulmakve İstanbul’da vurulmak; sezdirmeden…sabahın dördü…yazacaklarım yazdıklarımın te’yîdi, her söz söylenmişlerin ilâvesi ve her tereddüt ile kelâma dökülememişler vakfede Şiraze… şafakta, tan ağarmadan, gün yüzünü göstermeden daha; zamanın en kıymetlisinde kıvılcımlanmaya çok hevesli. yazacaklarım Şiraze, yazdıklarımın bir üst basamağı. bir bir nakşettim her ne geçti ise aklımdan, her ne geçti ise başımdan; her ne olduysam, dolduysam…                                sabahın dördü                               çılgın yeşilin ikliminden                               ve içimin buzları erimeye durmuşken                               bütün düzlüklerin en genişinde belki ben                               kanadına pelikanların kondurdum selâmı…                               sabahın dördü                      lerze…sular soğur, ısınır dağların zirvesi, aşılmaz sanılan ne varsa gün gelir ovalarda durulur; insan imrendiklerini aklıyla yok’lar, yoksar, yok sayar ve ateş en alevlendiği yerde hızını keser.azab an’ı yaklaşınca nabız hızlanır, insan erişemeyeceğini anladığı an iradesinden sıyrılır, durmak ve durdurmak olabilecekleri… işte o an yarın’ı başkalaştırır.insan büyütür zihninde kelimeleri; her kelime bin kelimeye bölünür, çıkar ortaya sözcük deryası… seçebilmeli en net olanı ve tutunmalı ona, yoksa ayaklar taşıyamaz bedeni, zaman çullanır işkenceci gibi; nihâyetinde nedâmet Şiraze silemez hiçbir izi. kimkimse kimkim bu bekîmkim dem bu dem…senin de iklimin değişir gün gelir, gün gelir bir daha açmaz krizantemler, açısını kaybedersin üçgenin ve merkeze giden yolda kalakalırsın Şiraze. olsaydı mümkün, beyaz bir sayfaya yeniden yazmaya başlamak isterdin belki, elif ve be ve te… her tuğlasını tek tek dizmek hoş görünse de şimdi gözüne, olsaydı mümkün başa dönmek yine düşerdin yeniden doğrulmak için. insan olmak Şiraze, bütün geometrik şekillere zamanı geldiğinde yer verebilmek ve sonsuza uzanan sayıları hassasiyetle haznesine yerleştirebilmek. sahiplendim kendimi yazık  /  meğer varmış benim de tek sahibim Şirazebir uçurtma misâli havalandım ben göklere, sebep en fuzûlîsinden dünyalık neşe  / o an Şiraze indirildim sert bir darbeyle yere “bildim” dedim, “oldum” dedim, eyvah ki haddimi aştım  / şimdilerde bildiklerim bilmediklerimin tanığı Şiraze istersen özgürlük de, dilersen esâret… ikisi birhürken nefsin, esirken geçmişin mahkûmuyuz; bilen bilirfâtih’ler fethettikleri topraklara verildiler bir birbizi hangi toprak kabul edecek bir düşünmek gerekir                               şâyet değişmedi isem, taşıdığım hep aynı ben                               istemem al götür bu ben’i uç diyarlara ben’denküreklere asıldık yağmur altında, göl büyükkayık ıslak, su ıslak, bütün manzara ıslak ve sönükçaresiz biz, olan biten yüzünden bölük pörçükgönlümüzden geçenlerle yüzümüzü semâya döndük                               şâyet değişmedi isen, taşıdığım hep aynı sen                               istemem alıp götürmeni bu sen’i bîçâre ben’den kanadına pelikanların kondurdum selâmı Şirazesabahın dördüşiraze’den şiraze’ye

Paylaş

Bu Sayının Diğer Yazıları

BU NE HÂL? / Ay Vakti
LEDÜN PINARINA TASINI TUTMUŞ GÜL DERVİŞLERİ / Selami Şimşek
NECİP FAZIL KISAKÜREK / Mustafa Miyasoğlu
HEYBEMDE SORUMLULUK VAR, YÜKÜM AĞIRDIR BENİM / İmdat Akkoyun
CEMİL MERİÇ’İ ANLAMAK / Ahmet Albayrak
Tümünü Göster