SAKLI MEKTUPLAR-LX-

116
Görüntüleme

Sayda’da maviye eğik yüzümZiri başka âlem desem de Şirâze,ben âlemler içinde âlem diye seni bilirim kanatlarımı kırmıştım Ankara kalesi’nde, uçamayayım diye senden uzağabeni bir vagona hapsettiler Şirâze  /  gitmez kulağımdan trık trık sesleriaçık denizlerin neye benzediğini merak ettim diye birgün bir dağ başına kondurdular Şirâze yuvamı  / bilirim şimdi avlanmayı ben bir kartal gibi“dört mevsim de güzel, ama kıştır bana çok başka” dedimallayıp pulladılar kendi elleriyle, “göç vakti” dediler Şirâze /Moğol stepleri’nde andım baharları sıkça ve yaz sıcağında buram buram Akdeniz’in rengini /haddim değilmiş mevsim beğenmek, “kul olmak” teslîm olmakmış öğrendim bir kız çocuğu vardı elinde yanık izi; gülse ağlayacak sanırdım, konuşsa nefessiz kalacaksordum birgün, “nasıl oldu?” diye, “anlatsam inanmazsın” dedi zayıftı, küçük bir ata binerdi, başında kalpağı hep yana düşerdi her sabah kapıdan çıktığımda uzaktan bakıp belli belirsiz gülümserdi birgün, “gitmeliyim” dedim ona, “geri gelmeyecek misin?” diye sordu anladı, “gel” desem elimi tutacaktıbeni terkedenler yüzünden acısam da için için, terketmeyi alışkanlık edindim Şirâzesevmeyi bilmeyenler yüzünden belki, belki de realite gereği ben hep eksik sevdim damdan düşer gibi söyledim ucuna ölüm değmiş hikâyeleri ucunda ölüm varmış gibi her redif sesinde irkildim ansızın gelip ansızın çekildim diye hayatlardan, adını koyamadım devirlerinmahşerimsen o mahşer içinde benim elimmühürlü dilimden sebep konuşan bedenimdüşeceksin mâdem en yükseğe çıkçık ki korkun heyecanın içinde erisin gelme ıslak öyle, yağmurdan kaçarken bana sığındın sanırımbütün çiçekler bahar güneşinde açmaz diye, seni açelya misâli kendi gölgemde saklarımnereden bileceksin; ben yazmak için değil yakmak için seni, yakınındayımerirsin mum gibi, mum gibi kokun dolar odalarına konaklarınbir nefesle Şirâze seni, içimdeki kafese kilitlerim şarkı söylerim lâkinsesim hep kısıktır benim ayna aynadır gezmelerim o gördüğünüz hep benim                                                    cidâlimle al beni yanına İstanbul; tân etme, râz diye çekilme uzaklarımageliyorum kaybolmak için kenar mahallelerinde, aklım hep başımdageliyorum ve dokunuyorum farbalalarına bir sevgili gibi hırçınbakıyorum yine kendimleyim, yine kendimdeyim; ah yine ne etsem kendi kendimeyimbir bardak çay bu yüzden çıkmıyor aklımdan kolay kolay buharında sohbetve ağırdan alıyorum İstanbul seni, bitmeyecekmiş gibi bu saffet şimdi n’olacak sen söyle Şirâzedeğişti tuttuğumuz taraf

Paylaş

Bu Sayının Diğer Yazıları

REFERANDUM / ANAYASA / ÖZGÜRLÜK / Ay Vakti
YENİLENMEK… / Şeref Akbaba
FARK ETMEK / Necmettin Evci
GAZELLERDE RAMAZAN / Hilal Yılmaz
RAMAZANA DAİR / Çiğdem Çam
Tümünü Göster