SAKLI MEKTUPLAR-LIX-

145
Görüntüleme

ben seni yazsam hep silecek öteki elimdönsem yüzümü yüzüne Şirâze, görmeyecek deli atlas gözlerinI.sisli Nevski bulvarında sırf sanat için, soğuk bir aksan öğrenmeye başladımşimdi Dekabrist meydanında sonlanan Ekim yürüyüşünü izliyorum sankiçigan müziğine dayanmışım üstelik bu ara, Sadovaya sokağı’nda şûh kalabalıklarlayım “gel” diyorum, sepetinde Parma menekşeleri varmış gibi mutlu, Petrograd’dayım “gel” diyorum, üç öğün piroşki tadında, 24 saat kuzey ayazındayım “gel” diyorum, Fontanka kıyısı karlar altında, ben bir devrim kaçağıyımII.Petersburglu bir şair alelâde bir kadını hiç yoktan şiirine aldı, yıl 1913…kadın sarı saçlı biliyorum, gözleri kirli mavi biliyorumo da bir vakit çocuktu biliyorum, biliyorum hatta annesi de onun kadar yalnızdıtaş rıhtımlarda ıslak odun parçaları toplardı kızı için, kızı için Trinite Kilisesi’ne giderdidua etse rahatlardı içi biliyorum, biliyorum pis caddelerde büyük binalara bakardıbüyük binalar hem karanlık, hem kapalı, içinde ne varsa kadın hepsine yabancıbiliyorum Neva’nın donuk yüzeyine nasıl daldığını,neden daldığını, Rosalin’e sık sık ürkekçe sarıldığınıo da sarı saçlıydı, maviydi onun da gözleri kızı gibi biliyorumonu da solgun bir şair sokaklardan çaldı, onu da kıskandı her okuyanher okuyan onu bulmak için her kadının mavi gözlerine baktı, baktı biliyorumşair onu yakaladığında annesi yaşındaydı, yalnızdı, kararsızdı Rosalin biliyorumbir soğuk gecede, uyaksız uzun bir şiire, bedelsiz hapsedildibir yolunu bulsa suyu soğuk olmayan topraklara sığınacaktı mavnaların biriylebulamadı, onun gibi yüzlercesi yüz karası asrın çıkmazında otuzuna varmadan harcandıbiliyorum iki bin yıllık yalanı, bu yalanın Rosalin’e verdiği acıyıbiliyorum Piyer ve Pol kulesini gördüğü yerde düş kurmaya hakkı olmadığı için ağladığınıkapıları kilitli katedralleri, o donuk sütunlarını, ölüm karanlığını biliyorumsarayların şatafatlı parıltısını değil, soluk cephesini biliyorumsusamayacak kadar çok şey biliyorum, konuşamayacak kadar çok sır gizliyorum III.bütün çelişkilerim beslendikçe arttı çekilmezliğim ve fütursuz güzelliğimışıl ışılım Rus akşamlarında, kar beyazı üstüm başımhayret, kızmıyorum o tanımadığım kadınların ökçe seslerinehayret, kızmıyorum kahkahalarıyla geceyi ve hayatı ve anı ve saflığı kirletmelerinekendime söyleyecek bir çift sözüm var uzun zamandır beklettiğim vaktidir diyorum artık, vaktidir sana heber vermenin:Şirâze’miki hece’mçözümsüz bilmecem…Aniçkov köprüsünde gece mavi, gece sahici ve bir kadın gibi sevgilisensiz avuç içim, sensiz avuç çizgimkuşkuluyum çok: azalıyor sanki her geçen gün sana söyleyeceklerimsu, soğuk ve rüzgârher yere dağılmış, her yerde onlarinanma sakın desem Şirâze:“sağ-sol, güney-kuzey her yöndedünyadan çıkışı arıyorlar”

Paylaş

Bu Sayının Diğer Yazıları

REFERANDUM / ANAYASA / ÖZGÜRLÜK / Ay Vakti
İNSANLIĞIN ORTAK VİCDANI / Üzeyir Süğümlü
CEZADA ELİF SÖZÜ / Naz Ferniba
SANCI KUYTU / Alâaddin Soykan
FİLİSTİNLİ ENESİN DERSİ / Muhsin İlyas Subaşı
Tümünü Göster