VAHDET-İ VÜCUD ÜZERİNE

115
Görüntüleme

Tasavvuf, Allah’ın ahlakıyla ahlaklanmaktır. Tasavvuf, Allah karşısında yoksul olmaktır. Onun karşısında yoksul ve aciz olmak, ona muhtaç olduğunu kabul etmektir. Tasavvufî yol, ilahî olanda yeniden doğmak ve böylece Hakikat ile birleşmek için insanın tensel doğasından çıktığı bir yoldur.İnsan, en hayranlık uyandırıcı bir nispette (ahsen-i takvim) yaratılmıştır. Ancak daha sonra O, bu ilk ilahî halinden ayrılmış ve uzaklaşmış olduğu için en aşağı dereceye (esfele safilin) düşmüştür. Sûfî, Hak’ta yok olma ve Hak’ta var olma makamında ancak Allah’tan asla ayrılmadığını anlayabilir.  Tasavvuf bu anlamda insan ruhunu çeşitli hastalıklardan kurtarıp tedavi etmeye çalışır. Sûfîliğin amacı, insanı ilk cennetimsi haline getirmek ve ona insan-ı kâmil olma kapısını açmaktır.Allah’ın halifesi olan insan, Allah’ın zat, sıfat ve fiillerinin en mükemmel şekliyle tecelli ettiği varlıktır. İnsan, Allah’ın eksiksiz bir görüntüsü ve O’nu gösteren mükemmel bir aynadır. İnsan olmak demek, insanın önündeki göreli olandan mutlak olana götüren yolu görmek demektir. İnsan, sadece Sonsuz olanı ararsa bu sonlu dünyada yaşamına bir anlam kazandırabilir.İnsan bu dünyada yaşar ama ondan değildir. Var olma sebebince de bu göreceli dünyayı aşmaya mecburdur. İnsan, Sonsuz’u aramadan ve bizzat kendisini aşmayı istemeden insan olarak yaşaması manasızdır. Sûfî için bu dünya ölüdür. Sûfî, bu dünyanın albenisine kapılmaksızın yaşar. Sûfîlik, insana ihtiyacı olan her şeyi kendisinde araması; dış tabiattan sıyrılarak kalbin merkezinde yer alan ilahî tabiata dalması gerektiğini hatırlatır. Zaten insan olmanın gereği budur. Yani ilk an’ı, o fıtrî mükemmelliği hatırlamaktır, önemli olan. Sûfîlik, tedrici olarak “küçük ben”de ölüp, “aşkın ben” haline gelmek ve ezelde ne olduğunun şuuruna ermektir.  Bir yılanın deri değiştirmesi gibi, sûfî de kendi benliğinden çıkmak zorundadır. Tasavvuf,  insana daima var olan ve var olacak olan Hakikati yani, İlahî Birlik’i gerçekleştirme imkânı verir. İlahî Birlik, yani vahdet-i vücût sûfî için temel makamlardan biridir.Vahdet-i vücût düşüncesi, varlığın tek olup, bunun da mutlak varlık olan Allah/Hakk’ın varlığından ibaret olduğu, ondan başka hakikî varlık bulunmadığının idraki, şuuru ve düşüncesi etrafında oluşmuştur.Hak Teâlâ Hazretleri evveldir, ezelîdir. Âhirdir, ebedîdir. Sona ermekten münezzehtir. Zâhirdir, bu görünen âlemin hepsi onun kudret eseridir. Bâtındır, ulûhiyyet sırları kâinâtın her zerresinde gizlidir ve her şeye vakıftır. Daha önce ve hal-i hazırda bütün varlık, Allah’ın vücût nûrlarından akseden zerreler ve tecelli mahalleridir.Vahdet-i vücût düşüncesinde; mutlak anlamda vücût bir’dir. O da Allah’tır. Allah, kendisinin halefi bulunmayan mutlak varlıktır. O, kendinde çokluk olan Bir’dir. Her şey Bir’in çeşitli tecellilerinden ibarettir. Âlem, hayaldir, ancak Allah vardır. Bu dünya onun gölgesinden ibarettir. Allah’ın sıfat ve fiilleri bu âlemde her an tezahür ve tecelli etmektedir. Varlık olmadan gölge olamayacağına göre bütün varlıklar Ezelî olanın bir gölgesidir.  Varlık izafîdir, var olan sadece Allah’tır. Geri kalan fanîdir.Bütün varlıklarda görülen güzellik ve hikmet, onu yaratanı düşünmeye sevk eder.  Bu düşünce insanı kesretten vahdete götürür. Varlıkların her biri üzerinde Allah’ın isim ve sıfatlarını düşünmek vahdet-i vücûdun esasını teşkil eder. Vahdet-i vücût düşüncesinde asıl hüner yaratılanı değil Yaratan’ı görmektir. Bu yönüyle Panteizm’den ayrılır. Panteistlere göre varlık ile Allah aynı eşdeğerde kabul edilir. Panteizm’de Allah âlemin hem sebebi hem de başlangıcıdır. Ruh bedenle birleştiği gibi Allah da âlemle birleşmiştir. Bu durumda âlem sonsuzdur.  Hâlbuki âlem sonludur ve vahdet-i vücût düşüncesinde varlığın birliğin söz konusudur. Yine panteistlerle varlıkla ilgili bütün bilgileri “akıl” yoluyla bulmaya çalışırken mutasavvıflar buna “keşf” yoluyla ulaşmayı amaçlarlar.Yunus Emre; “İkiliği terk itgil birlik makamını tutgılCanlar canın bulasın işbu dirlik içinde”     demek suretiyle varlık ve ruh arasındaki münasebeti kesretten kurtulma ve vahdette birleşme olarak yorumlar.Vahdet-i vücûd, iki ayrı görüşte tecelli eder. Biri, “Heme ûst” (ne varsa O’dur); diğeri “Heme ez ûst” (Ne varsa O’ndandır). Buna göre görebildiğimiz bütün varlıklar onun tecellisinden ibarettir.  Bu anlayış,  Bakara süresinde şöyle ifade edilir: “Nereye dönerseniz dönün Allah’ın yüzü oradadır.” (Ayet, 215)Allah kâinatı kendi mahiyetini tam olarak izhar etmek için yarattı. Hadis-i kudsîde ifadesini bulan “gizli hazinenin” ifşası için âlem vücûda gelmiştir. Kesret ya da nesneler, her biri kendi içinde aynı Mutlak’ı yansıtan sonsuz sayıdaki aynalara teşbih edilebilir.  Zahirî nesneler gerçekte var değildir. Onlar birer gölgeden ve yansımadan ibarettir.Mevlâna, Mesnevi’sinde bu düşünce ile ilgili olarak;“ Doğrar Allah’tan başkasını lâ kılıcıylaİyi bak, ne kalır geriye lâ’dan başka” diyerek Allah’tan başka hiçbir şeyin var olmadığını ifade ediyor. Tabiat metafiziği üzerinde yapılan yorumlar, Allah’tan başka var olan kesretin sadece Onun tecellisinin farklı yansımaları olduğunu ortaya koymaktadır. Allah, kendi güzelliğini görmek ve göstermek için; ayna durumunda, âlemi meydana getirmiştir. Âlem, Allah’ın kendini gösterdiği aynadır. Öyle bir ayna ki içinde âlem var, her şey var, ama bu varlık yokluktan ibaret, sadece bir görüntü; gerçek gibi görünüyor fakat gerçekliği yok. Allah’tan başka mevcut yoktur. Tek ve gerçek varlık Allah’tır. Kâinatta gördüğümüz ve var olduğunu zannettiğimiz eşyanın, aynadaki görüntünün bir cisminin bulunmaması gibi, gerçek ve kendine mahsus bir varlığı yoktur; Allah’ın birer varlık şeklinde görüntüsünden ibarettir. Allah’ın isim ve sıfatlarıyla onların zıtları âlem aynasında birlikte görünürler. Her şey zıddıyla belli olur. YARARLANILAN KAYNAKLARCHİTTİCK, William, Tasavvuf, Kısa Bir Giriş, (Çev. Turan KOÇ)  İz yay. İstanbul, 2008————————–, Varolmanın Boyutları, (Çev. Turan KOÇ) , İnsan yay. İstanbul, 2007CEBECİOĞLU, Ethem,  Tasavvuf Terimleri ve Deyimleri Sözlüğü, Anka yay. İstanbul, 2005GUÉNON, Rene, Varlığın Mertebeleri, ( Çev. Vildan YALSIZUÇANLAR), Etkileşim yay. İstanbul, 2008İZ, Mahir, Tasavvuf, Kitabevi yay. İstanbul, 2001İZUTSU, Toshihiko, İslam Mistik Düşüncesi Üzerine Makaleler (Çev. Ramazan ERTÜRK), Anka yay.  İstanbul, 2002————————, İslam’da Varlık Düşüncesi, (Çev. İbrahim KALIN), İnsan yay. İstanbulMASSİGNON, Louis, Doğuş Devrinde İslam Tasavvufu, (Çev. Mehmed Ali Aynî) Ataç yay. İstanbul, 2006NASR, Seyyid Hüseyin, Tasavvufi Makaleler, İnsan yay. İstanbulÜSTÜNER, Kaplan, Divan Şiirinde Tasavvuf, Birleşik yay. Ankara, 20007SCHUON, Frithjof, Tasavvuf, Kabuk ve Öz, İz yay. İstanbul, 2006

Paylaş

Bu Sayının Diğer Yazıları

BEN NÖBETTEYKEN / Mehmet Baş
BİR DERT, BİR ACI, BİR FERYAT… / Ay Vakti
DAĞLARA / Şeref Akbaba
ŞEHİD / Fatih Pala
BAHATTİN YILDIZ / Musa Kırca
Tümünü Göster