SAKLI MEKTUPLAR LVIII

170
Görüntüleme

bütün örtüleri bıraktımekle uç uca çek aramızaben özledim;yokuşları olan, kuyularından yosun kokusu taşan,adını hep sevdiğim dağ yamaçlı, Asi akışlı, deniz kaçağı şehrimi. çok eskiden miydi yatsı ertesi uyumak, sabah namazına cemaatle durmak,her gün bir cüz okumak rahlede; dedemin karşısında hep susmak, hep susmak… korkarak.ben özledim;tanıdık yüzler görmeyi, en sevdiğime hiç sebepsiz öfkelenmeyi,sonra bir kedi gibi sokulup eteğine, af dilemeyi. şimdi ben bir kavganın içindeyim, bu yüzden deli dalgalarla vuruyorum kıyıya sen, ufak bir sebepten öte değilsin öfkeme, bir kıvılcım kadar küçük, bir kıvılcım kadar tehlikeli Şirâze. şimdi ben, zuladaki çakı kadar hazırım hedefini vurmaya şaşırma bu kadar; uslanmazlığıma, haylazlığıma, atılganlığıma durduğum yerde hazırım şehit düşmeye.ben özledim Şirâze;dedemin baston tıkırtısını duyup en kuytuya gizlenmeyi,korkmayı sokak köpeğinden, korkmayı şimşek sesinden…ve seni hiç bilmeyişimi özledim.o sardunyalar açsa da, bensiz kokacak duvar diplerinde yetimey şehir! sana duracağım hürmetle… Şirâze ne sensin, ne de şehir benim.ben özledim;yasak geceleri, yasak gecelerde nöbet beklemeyi ve aşk nedir bilmemeyi,7’nin 18’e birleştiği kavşaktan hiç dönmemeyi ve seni yol yol eklememeyi…fakirin büküktür beli, yumuşaktır sesi; konuştu mu az, sustu mu çok Şirâzefakir istemeyi bilmez belki, belki bilmez almayı verileni; malı az, duası çok Şirâzefakirin derdi bir kelâm etse dağlar her yüreği; sevilmese de çok, bilir teklifsiz sevmeyi;tutkusu az, sancısı çok Şirâzeben özledim;salt seni değil; senin mevsimler boyu yağmalarını, kuzeye esen sert rüzgârlarını,çelik mahfazalı beni anlamayışını ve ne olursa olsun bana kızamayışını…ben sevdim;salt seni değil; onca zaman içinde vakitsizliğini, kadîm gel-gitlerini, ayın on dördü gerçeklerinive yaş otuz olgunluğunu sevdim.kısa saçlarım düşerdi alnıma, yağmurdan sebep hep ıslak.Leova yanık türküler söyleyince bütün kızlar toplaşırdı ateşin başına.kimi ağlardı, kimi ateşle oynardı, kimi de ıslaklığıma bakardı. üzerimde bir planın baskısı, bir karaltı haince sokulurdu türküyle aramıza kıvrılarak.ben sevdim;ekmek kokusunun tam zamanında beni acıktırmasını, ninemin dilinden düşmeyen dualarıve şehri dolduran bir ömür devâsa yalnızlığını…ben sevdim;okumayı bir daha, bir daha okumayı Tanios Kayası’nıbeklemeyi de sevdim zindan yeşiline vurgun olduğum, o kayadan bana doğacak ışığı.çok değil az ötede yoluma çıkacak sözleri sıkça duymayı sevdim:“vurulacaksın yine, yine savrulacaksınsonra kanayacak yaraların sarmaya el bulamayacaksınhastane odaları ilaç kokusunu bulayacak kokunadaralacaksın, daraldıkça kızıllığın dökülecek Akdeniz koylarına”ben sevdim ateşe tutulmayı Şirâzevaktidir tutuşsun fistanımvaktidir ey! tutuşmanın

Paylaş

Bu Sayının Diğer Yazıları

BEN NÖBETTEYKEN / Mehmet Baş
BİR DERT, BİR ACI, BİR FERYAT… / Ay Vakti
DAĞLARA / Şeref Akbaba
ŞEHİD / Fatih Pala
BAHATTİN YILDIZ / Musa Kırca
Tümünü Göster