Çağı Aşmak

Mütefekkir, münevver, düşünür, aydın…

Hangi kelimeyle adlandırırsak adlandıralım, hangi kelimeyle ifade edeceksek edelim, hangi kelimeyle zihnimizdeki yerine yerleştirirsek yerleştirelim, toplumun önde gidenleri ve toplumu etkileyenler, durdukları nokta açısından öncelikle içinde yaşadığı topluma, sonrasında insanlığa ve zamana karşı sorumludurlar…

Toplumun önde gideni olmak, toplumun önünü düşünceyle aydınlatmak, toplumun sancısını çekmek ve bunları ruhunda hissetmek ve eritmek, bunlardan hareketle ruhundan topluma, insanlığa, medeniyete bir şeyler vermek, düşünce aşısı yapmak, bu sorumluluğu taşımak, münevver olmaktır…

Sorumlulukları; ortaya attıkları fikirler, tavsiyede bulundukları ve telkin ettikleri sistemler açısından büyük bir hareketliliği beraberinde getirmektedir. Etkileme gücüne düşünceleri vasıtasıyla sahiptirler.

İnsanları etkileyebilmiş ve insanların zihninde kendine bir anlam bulabilmiş düşünceler; kendi etki güçlerini aşan yeni düşünceler ortaya çıkana kadar müellifiyle birlikte anılırlar ve etkilerini devam ettirirler…

Uzun soluklu olarak, insanların toplumsal yaşayışındaki iktisadi, idari, sosyal, kültürel ve psikolojik ihtiyaçlarını karşılayan, sorunlarına çözüm üreten, arayışlarına insan odaklı ve hak temelli bir şeyler sunabilen düşünceler, tefekkürden teşekküle geçerek sosyal yaşamda aktif olurlar ve sosyal yaşam arenasında kendilerini var kılarlar…
Teşekkülü sosyal yaşama yansıtamayan fikirler ise kalıcı olamazlar ve zamanın yok edici, hafızalardan silici özelliğine yenik düşerler…

Düşünce ve kriter arasındaki münasebet beden ile ruh arasındaki münasebet gibi işlevsel ve uzun soluklu olmalıdır…

Kriterlerden örülü paradigmalar, kurgusal açıdan insan temelli olduğu sürece ve insan temelli korunduğu sürece varlıklarının ibrazını da devam ettirirler. Kriterlerden yoksun düşünceler sosyal yaşamda aktif olamazlar. İnsanın varlık olarak evrende taşıdığı anlamı, değeri  noktasından bir örgü ile kurgulama yapmalı ve öyle etkin olmalıdır…

Düşüncenin eski çağlardan günümüze kadarki tekâmül sürecinde birçok evre ortaya çıkmış, bu evrelerin temelinde arayış ve sorgulama, sonucunda bir teşekkül olmaması sebebiyle ortaya konulan fikirler, sosyal yaşamda kendilerine yer edinememişlerdir.

Yine birçoğu kriterlerin yanlış temele oturtulması sebebiyle uzun ömürlü olamamışlar, görüntünün ayna yansıması sahteliği bir zaman sonra ortaya çıkmıştır…Ve kaçınılmaz son…

Bir soru: O zaman neden sürekli değişen sosyal yaşam kuramları ve insanlığın içine girdiği çıkmazın sancıları bu kadar yoğun hissedilmekte ve insanı insandan alan bir hava solunmaktadır?

Bir cevap: Büyük bir sorumluluğu üzerinde taşıyan ve kendine bu vazifeyi biçmiş olan tefekkür insanlarının, tefekkürün ucuzculuğunu yapmaları ya da tefekkürün temelini yanlış kurgulamaları durumunda neler olacaktır?

Sorun da burada…
Nedir düşünmek?

Hakikati aramak mı, kendine anlam vermek mi, toplumu yönlendirmek mi, güzelliğe ulaşmak mı, estetiği yakalamak mı, çağı aşmak mı?

Düşünmek öncelikle var olduğunu hissetmektir ve düşünmek sonrasında var olanı sevmektir… Bunlardan yoksun olmak ise düşünmemektir.

İster psikolojik, ister sosyolojik, ister felsefi kurgulamalar olsun, bu düşünceler üzerine bina edilmemiş ise pratikte karşılaşılacak sert rüzgârlar kurguyu çökertecektir.

Yunus Emre’nin evrensele hitap eden sözünü hatırlayalım:

yol odur ki, doğru vara
göz odur ki, Hakkı göre

Dünyada yedi milyara yakın insan yaşamakta ve her biri kendi duyguları ve üstlendiği sosyal rol ile bir sorumluluk içerisinde varlık ibraz etmektedir…

Her insan bir diğerinin varlığına ne kadar tahammül edebilmekte ve devletler, uluslararası sorunlarda toplumları adına hangi temel referans noktası ile hareket etmektedirler? Yok etmek / etkisiz kılmak ve kendini yüceltmek…

Çıkış noktası varış noktasını görmek için yeterince yakın ve çok geçmeden kendini gösterecek olan karanlık…

Eksik olan bir şeyler var, eksiltilen bir şeyler…
İnsanlığımızdan, varlığımızdan eksiltilen bir şeyler…

Karanlıkta yanan bir mum ışığına tahammül edilemezken dünyada, toplum olarak sizlere ihtiyaç var… İnsanlığın sizlere ihtiyacı var…Gösterilmeyen hakikati gösterecek cesarete ihtiyaç var…

Karanlığa adım atmaktan korkmayan ve aydınlanmanın atılan adımın ardından gerçekleşeceğine inanmış ve çağın ötesine bir aralıktan bakabilmiş, çağı okuyabilmiş ve çağı aşabilmiş, ben varım diyebilen, eşya ve hakikat arasında rabıta kurabilmiş insan…
Münevver insan…
İhtiyacımız olan insan…

Özleniyor ve bekleniyorsunuz…

Çağı aşmalı düşünce…

Yarının rüyası bugünden görülmeli…

Eşyanın hakikati aranmalı…

Hak temelli ve insan odaklı paradigmalar kurulmalı…

Ve temelde düşünce iyi okunmalı…

Paylaş

Bu Sayının Diğer Yazıları

İnsan İçinde Karmaşa, Kargaşa İçinde İnsan / Ay Vakti
İkindi Güneşi / Nurettin Durman
Bizim Sokak / Necmettin Evci
Sana Taşınıyorum / Şeref Akbaba
Mahiyetini Unutan İnsan / M. Muhsin Kalkışım
Tümünü Göster