Şirâze’den Şirâze’ye Saklı Mektuplar -56

inanacaksın önce sen her söylediğine
sen kendin güveneceksin önce kendine
ve sen emin olacaksın ne olduğundan tümüyle
benim inanmadığım senin varlığın Şirâze


varsa gitmek hep fikrinde sevmeyeceksin
ola ki sevdin diyelim, yakıp gemileri gitmeyeceksin
her şeyden önce Şirâze, kendinle halleşeceksin
ve her gerçeği söylemekle bütün meseleleri hallettiğini zannetmeyeceksin
belki bilirsin ölümcül kazalar en çok düz yolda olur
“asla” dediğin ne varsa bir şekilde ansızın gelip seni bulur
ve “keşke”ler yoldaşın, “vesvese”ler sol yanın, “dimâğ” da uyuyan tarafın olup kalır
hesap vermeden sıyrılacağını sandığın an yanarsın
ya burada şimdi ya da nihâyetinde vaktin emin ol kendinle yüzleşeceksin
hiçbir şey kolay değil, hiçbir şey yalın değil, hiçbir şey değil kusursuz; ille de O

göremiyorsan ahengi, duyamıyorsan kutsî melodiyi,
hissedemiyorsan eşsizliği; yazık sana ki Şirâze, terkedilmişsin

bütün yollar önü ummanla kesilse de hep kesişir
gök ve yer birbirinden ayrı görünse de ne yöne baksan ufukta birleşir
yalnız kaldığını düşündüğün an

kalabalıkları hayatın geçmiş ve gelecekten üzerine çöreklenir
kapılar görürsün de Şirâze takdîr edilmemişse birini bile açamazsın

susmayı bilirsen konuştuğunda dinlenirsin
sus noktam benim
sensin Şirâze

yolu yoksa sen yapacaksın bir yol, çıkışı kapalıysa sen bulacaksın bir çıkış
bilmiyorsan hedefini, şaşırmışsan kıbleni,
helâk korkusu dolanmışsa boğazına, batmışsan balçığa;
dur ve bak çevrene bir lâhza Şirâze,
bütün kalabalığın içinde sen kimsin, kimlerlesin, neredesin, neredensin;
yerini açık seçik belirle ve çekinmeden ver tüm cevapları eksiksiz
olmasaydı gücün taşıman için seçilmezdin;
sana zamanı, sana seni, sana dünyayı emanet etmezlerdi
uyan Şirâze, sen sana verileni O’na karşı kullanma cüretinden dolayı bu hâldesin

tutamayacaksan söz vermeyeceksin
ben bakıyorum
hep yine hep yine

ardım boş Şirâze

binlerce soru yığın yığın:
doğru olanı mı yapmaktır zor olan, doğruyu kısa yoldan söyleyivermek midir
nedir insanın en çetin bulduğu yol
ve neden hep sarp yamaçlara tırmanmayı tercih eder insan
seni bulmak çözümse, kalmak da gitmek de parçalanmaksa
ve parçalanmak durumu hepten çevirecekse bir dilemmaya

üstelik öyle ya da böyle parçalanmaktan kaçış yoksa
ille de parçalanmak şart koşulmuşsa
neden seçmek zorundadır insan kalmayı ya da gitmeyi
çok sormamalı mı Şirâze
çok sorup boş yere yorulmamalı mı

semâya bak dilersen, dilersen arza
bakmayı bilirsen baktığına, inan bana hep aynı ışığı göreceksin
ilk çalacağın kapı dua kapısı olsun her güne başlarken
ve sabır, gün boyu yoldaşın
çünkü ben sana verdiğim her
“günaydın”ı
bilsen de bilmesen de tek tek geri aldım
sonra da koynumda uyuttum onları
bir gün geri vermek için

yosun bakışlım
yokluğunla  yoklandım

velâ
tüm diyeceklerimi sıralayacak kadar görmedim seni, o kadar az kaldın bana
yazıyorsam sebebi sen
yanılmamak için direniyorsam her gün, yine sebebi sen
bütün sakıncalı yanlarımı gizliyorsam
Karpat’ta donarak, Pampa’da kavrularak, Obi boyunca kıvranarak
sebebi külliyen ben Şirâze
uzaktan izledim seni,
uzaktan duydum ben hep sözlerini
hangisi bana ait hiç bilemedim
budur sebep yıl 95, yola girilmişse gidilmeliydi

illâ
dedim: anıların içinde kimseyi bulamazsın
ve dedim: kimseyi o anıların içinden çıkarıp karşına oturtamazsın
yine dedim: kimseye daha önce söylenmişleri yeniden söyleyemezsin
ya da yeni hiçbir şey ekleyemezsin söylenmişlere
ben dedim: yaşanmışları yok sayamazsın,
birini bile yerinden oynamatamazsın,
onların yerine de bir yenisini koyamazsın

hep dedim: biten bitmiş, yazılan yazılmış,
söylenen söylenmiş, yaşanan yaşanmıştır Şirâze

yolun kenarında dur ki ardından gelen sana takılıp düşmesin
tüm kazaların sebebi bil ki benim Şirâze  

ey sen!
bırak beni, bırak dinleneyim
ya da bırakma, küle döneyim

Paylaş

Bu Sayının Diğer Yazıları

İnsan İçinde Karmaşa, Kargaşa İçinde İnsan / Ay Vakti
İkindi Güneşi / Nurettin Durman
Bizim Sokak / Necmettin Evci
Sana Taşınıyorum / Şeref Akbaba
Mahiyetini Unutan İnsan / M. Muhsin Kalkışım
Tümünü Göster