KİTAP, KADIN ve ŞEHİR

155
Görüntüleme

Zamanın peşinden koşanlar, peşlerine taktıkları zamanı sürükleyenler… Gönülleri prangalı biçareler, devayı zihinlere deli gömleği giydirmekte bulan zavallılar… İşte zamanı geldi. Haydi davranın! Kelama yükselen sözcükler, nereden geldiği bilinmeyen ve sesleri işitilmeyen çığlıklar; bir kadın kadar narin, bir şehir misali gümbür gümbür bir sandığa doluştular. Ta ki açılıncaya kadar sandık anlaşılamadı kıymetleri.Sahillerde dolaşanlar bakıp geçtiler, âşıklar yüzeyindeki taşlara dert yandılar, çocuklar yerinden oynattılar, kadınlar birbirlerine muştular hüsnünü ama sandık açılamadı vesselam. Yazarın benzetmesi ne manidar: Kitap denize atılan birer şişe. Asırlar kumsalda oynayan çocuk. İçine gönlünü boşalttığın şişeyi belki açarlar belki açmazlar.Kitaplar birer müze, kadınlar birer müze, şehirler birer müze. Hepsinde kendimizden bir şeyler buluruz. Kimisi ihtişamlı, kimisi masum, kimisi rezilce, kimisi hoyratça… Her birinde kendimizi yeniden buluruz. Her biri biz varsak anlamlı.Bugünlerde kitaplarımız, kadınlarımız ve şehirlerimiz içleri boşaltılmış, değerleri azaltılmış ve limanları tahrip edilmiş bir vaziyette. Her kitap bir kadın, her kadın bir şehir diyor Üstad Cemil Meriç. Hepsi de metruk durumda. Sandık sahilimize uğradı, açılacak. Herkes toplanmış pürdikkat. Tahayyüller farklı tasavvurlar rengârenk. Kimisi endişeli ve kararsız, kimisi meraklı ve pervasız.Birçokları denediler açmayı. Açamayanlar umarsız geri döndü. Merakı kamçılananlar didinmekte. Derken sessizce yükselen bir çığlık ve etrafa yayılan rayihalar kapladı muhiti. Kimi gürültüleri duydu, kimi gülleri kokladı, kimi parlak sözlerin duvarına takıldı. İçindeki kapıyı gören olmadı. Kadın ve şehir büyüledi herkesi. Uzaklardan bir yolcu geldi. Önünde çiçekler, tarhlar ve kadınlar… Hiç aldırmadan kapıya yöneldi. Elleri değer değmez dünya değişti. Şehir ve kadın değişti. İşte beklenen yolcular geliyor. Haydi davranın! Uyuyan kelimeleri uyandıracak, zamanın dizginlerini eline alacak yiğitlerin misk ü amber kokulu dünyaları herkesi saracak. Gelin açılan sandıklara dalalım. Tahayyül, tasavvur ve tefekkür gözlüklerini takalım. Boyutları aşalım. 3T (Tahayyül, tasavvur ve tefekkür) gözlüğü ile hayallerimizin şekillendiği, şekillerin ruh kazandığı bir boyutta seyahat etmenin hazzını hep beraber duyalım. Okuyalım ve 3T gözlüğümüzü yanımızdan ayırmayalım. Sahilimize uğrayan hazinelerden bihaber ve bizar yaşamayalım temennisiyle… “Okumak ihtiyacı barut gibidir. Bir kere tutuşunca artık sönmez.” Victor Hugo

Paylaş

Bu Sayının Diğer Yazıları

NELER OLUYOR? / Ay Vakti
AŞK… / D. Ali Taşçı
DÜŞÜNÜR ADAM, DÜŞÜNEN ADAM / Necmettin Evci
CEZANIN BAŞLANGICI / Naz Ferniba
SEMAZEN / KİTAP / A.Vahap Akbaş
Tümünü Göster