SAKLI MEKTUPLAR-LIV

156
Görüntüleme

bu bir tutku biliyorum;tehlikeli, cezbedici ve önlenemez sözlerin birini bile söylemeye cesaret edemezsin; dışarıda çılgın bir yağmur yıkarken tüm kirleri Şirâze, kendini bulursun yine tam karşında ve ben hangi dar zamandayım sen bilemezsin.ifadelerin kıymetini yitireceğinden korkmandır susmana sebep; sesine kapılıp yağmurun uzarsın Skanderna yamaçlarına, ben kelebekleri sen diye izlerim ve sen hangi dar zamanda hangi acının içinden çıkamadığımı bilemezsin.            söylenmemişlerin tümü mütemâdiyen kanayan bir yaradır, zamansız seni kıvrandıran; bilsen nerede belki sarmayı denersin; yağmur yamaçları okşar, toprak şenlenir, her can derin bir iç çeker huzurla ve sen Şirâze, bendeki yangının keskin bir hınçla hangi paragrafta neleri yalayıp yuttuğunu bilemezsin. zaman akar, duruyormuşsun sanırsın aynı yerde; yanılgındır bu ve an gelir kendinden sıkılmaya başlarsın, tartışma alevlendikçe ateşlenir; sıkışırsın kendi içine; zaman akar, akar ve katar götürür Şirâze, ne yön verebilirsin bu akışa, ne bu akıştan sıyrılabilirsin ve benim de sele kapıldığım noktada nasıl boğulduğumu hiç bilemezsin.hiçkimsesiz olmak nerede durduğunu bilememek belki de, belki de mesafesini duruşların ölçememek… hangi kelimenin hangi cümleye fit olduğunu bulmaya çalışırken konuşmayı unutmaya başlamak, hayatın içinden gölge misali kayıp gitmek, halledememek henüz açısal sorunları; küçük kalmak mı, sıkışmak mı dar sokaklara Şirâze… ya da ağırlaşmak mı her gün az biraz daha, az biraz daha. büyür sesler perili köşkün ıslak bahçelerinde.  tartışırsın, takılırsın, bir mâkul sebep ile tüm olanlardan kendince sıyrılırsın ve sen haince ayıldığında zaman sarhoşluğundan kim olduğumu bilemezsin. sorularım var da benimnerede senin cevapların?beni baharla yıka annegözlerime kaçsa da sabun, söz sana ağlamayacağımiki küçük sözle öpeceğim yanaklarındanve kızaran yüzümü büyük bir aynada uzun uzun seyredeceğimbeni baharla sen yıka annesaçlarım ıslak ıslak dolaşacağım kış güneşinin altında, yineve bir gülücükle yırtık pabuçlarımın pembesini mora boyayacağımsoğuk gecenin sıcak sobasına dolayınca narin kollarımıdefne olacağım, olup dallanacağım, kuşlarımla ben sana şakıyacağımsen beni baharla yıka annetut gençliğinden oturt el emeği sedirine,bir ucu yanmış mektuplarını okuyacağım sana aksayarak80’li yılların soğuk kıpırdanışını büyütürken içimdene olacağımı bilmeden ve kime vurulacağımdan habersizsana arkası yarın’dan bölümler oynayacağımyeter ki sen beni baharla yıka anneavludaki erik, bodrumda gizlenen kedi ve duvara tırmanan bir sarmaşık var hatırımdasen bekle, gelecek düşlerini bildiğin bütün figürlerle çizeceğimve ne vakit üzülsen ben sileceğim yüzüne düşen endişeyisen izleyeceksin dalgaların taşlarla oynaşmasınımavi deniz buluşacak mavi gökle bir çizgide, kokusu yosunben senin eteğinde bir iz, yüreğinde uykuya dalacağım üzülme diyeyeter ki beni baharla sen yıka annearala pencereyi ara sıra, rüzgâr gezinsin odalarında adımı söyleyereksen anneni sar yerime iki esinti arasında, ben de sayısınca sana sarılacağımbüyüdüğümü işaretleyen her şubat seremonisinde, kış demedenbana ait ne varsa hepsi senden miras diye, seni sana anlatmaya geleceğimkızma bana yüzüm düşünce yerekızma bana hüznüm gülüşümü gölgeleyincekızma bana yıldızlarım sönünce soğuk ve puslu gecelerdesen beni her hâlimle sev, ben her hâlimle sevildiğimden emin yürüyeceğimsen beni baharla yıka anne sözlerin birini bile söylemeye cesaret edemezsinifadelerin kıymetini yitireceğinden korkmandır susmana sebepsıkışırsın ve sözlerin birini bile söylemeye cesaret edemezsin Şirâze

Paylaş

Bu Sayının Diğer Yazıları

NELER OLUYOR? / Ay Vakti
AŞK… / D. Ali Taşçı
DÜŞÜNÜR ADAM, DÜŞÜNEN ADAM / Necmettin Evci
CEZANIN BAŞLANGICI / Naz Ferniba
SEMAZEN / KİTAP / A.Vahap Akbaş
Tümünü Göster