Azerbaycan’da M. Akif Hayranı Bir Şair: Bahtiyar Vahapzade

563
Görüntüleme

Azerbaycan’da uzun yıllar Sovyet baskısı, yazarların sanatına ve fikirlerine de sınır çizmiştir. Fakat Azerbaycanlı edipler buna rağmen gizli de olsa sınırın diğer tarafındaki kardeşlerinden haber almaya çalışarak onların fikir ve sanatlarından etkilenmişlerdir. Bunlardan biri de Azerbaycan’ın önemli şahsiyetlerinden sayılan, halk şairi Prof. Dr. Bahtiyar Vahapzade’dir. Vahapzade için Türkiye ayrı bir öneme sahiptir. Türkiye ve Türk edebiyatı ile ilgili fikirlerini yeri geldikçe ifade etmiştir.
Hakkında görüşlerini dile getirdiği Türk şairlerinden birisi de Akif’tir. Onunla yaptığım görüşmelerin çoğunda Akif’i bütün ruhuyla hissettiğinin,  şiirlerini milli gurur hissi içinde gözyaşlarına hâkim olamadan söylediğinin bizzat şahidi oldum. Özellikle “Çanakkale Şehitlerine” şiirini okuduğunda gözyaşlarını tutamaz. Azerbaycan’ın İstiklâl şairinin, diğer bir istiklâl şairinin şirini büyük bir hayranlıkla okuyup ağlaması manidardır.  Bu şiirin şu mısralarındaysa duygusallığının zirveye çıktığına ve gerisini okuyamadığına pek çok insanın dikkatinden kaçmamıştır.

Ey şehid oğlu şehid, isteme benden makber,
Sana âğûşunu açmış duruyor Peygamber.

Bu şiir hakkındaki görüşünü Türkiye’de yayınlanan bir dergiye verdiği röportajda: “Hele onun ‘Çanakkale Şehitleri’ şiiri baştan başa başka bir âlemdir. Dünyaya şehidi ondan güzel tasvir eden ikinci bir şair gelmemiştir.  Bu konuda ondan daha büyük bir şiir tasavvur edemiyorum. Bu kadar kuvvetli söz söylemek çok zor olsa gerektir.”(Vahapzade 2002b:516) diye dile getirmiştir.
Vahapzade; Akif’in eğer Safahat adlı eseri olmasaydı da sadece bu şiiri yazmış olsaydı yine de büyük şairler listesinde adının tarihe geçeceğini belirtir.
“Çanakkale Şehitleri”ne ve “İstiklal Marşı”na hayran olan Vahapzade, Mehmet Akif’i, Türk ruhunun, Türk tarihinin, Türk medeniyetinin tecellisi olarak görür ve bununla da iftihar eder.
Mehmet Akif’i XX. Asrın en büyük Türk şairlerinden birisi olarak görür. Türkiye’ye yaptığı ziyaretlerde Akif’in kabrini ziyaret ettiğini belirtir bunu  “Mehmet Akif XX. Asrın en büyük Türk şairleridir. Ben Türkiye’ye gittiğim her seferde M.E. Resulzade ve Akif’in kabirlerini ziyaret ederim.” (Vahapzade 2002:518) Sözleriyle ifade eder.
Vahapzade’nin İstiklal Marşına karşı ayrı bir hayranlığı vardır. Bu hayranlık hem Türk olmanın verdiği gurur hissinden hem de bir şair olarak marşın şiirselliğindeki güzellikten ileri gelmektedir. Bu duygularını bir zamanlar Azerbaycan’ın milli marşını yazmayı düşündüğünü, bu sebeple Rus marşı yanında, dünyanın bütün marşlarını dikkatle okuduğunu ve tahlil ettiğini “Akif’in yazdığı milli marşın seviyesinde bu marşa eş başka bir marş göremedim. Onun yerine başka bir marşın bulunması çok zordur. Bu eser oldukça güçlü bir eserdir. Akif fenomendir.” (Vahapzade 2002b:516) sözleriyle dile getirir.  Yine 1997 yılında bir gazetedeki yazısında İstiklal Marşı hakkındaki görüşünü: “Buna sadece şiir diyemeyiz, buna vatan, millet uğruna her türlü fedakârlığa hazır olan, hayatın manasını vatana ve millete hizmette gören bir büyük insanın kalbindeki duyguların taşan seli diyebiliriz.” (Vahapzade 1997) sözleriyle belirtir.
Akif’e olan derin saygı ve hürmetini de: “Ben Akif’in karşısında saygıyla eğiliyorum. Allah ona rahmet eylesin.” sözleriyle ifade eder.
Akif’e hayranlığını: “Mehmet Akif’e ayrı bir muhabbetim var. O Türk milletinin yetiştirdiği en büyük aydınlardan birisidir.” diyerek dile getiren Vahapzade, “İstiklal Marşı’nı”, “Çanakkale Şehitleri’ni” ve “Bülbül” şiirlerini Akif’e yazdıran amillerin onun yaşadığı dönemde Türkiye’nin içinde bulunduğu buhranlı dönemin rol oynadığı düşüncesindedir. Akif’in, şairliğinin akidelerine bağlılıktan ve yüksek ahlâkından geldiğini dile getirir. Yine bu konuyla ilgili bir başka yazısında da: “Biz şairleri dillendiren derttir. Akif’i dillendiren de derttir.” sözleriyle Akif’in halkının dertlerini kendine dert edindiğini yazılarının bu derdin tezahürü olduğunu belirtir.
Vahapzade hakkında aşağıda vereceğimiz bilgiler dikkatle incelendiğinde Akif’ten ne kadar etkilendiği açık bir şekilde görülecektir.
Bahtiyar Vahapzade’nin eserleri incelendiğinde, genel hatlarıyla göz önüne alındığında görülecektir ki, bütün çabası topluma dönük ve toplum içindir. Böyle bir tavrın temelinde zamanının sosyal şartlarının yanında kendi kişiliği de yatmaktadır. Her şeyden önce o böyle bir çabayı kendisine bir görev olarak almış ve bu çerçevede çabasını yoğunlaştırmıştır. Mehmet Akif’in “Milletin içtimai terbiyesini yükseltmek ve sağlam fikirleri güzel bir ifade ile onların kalbine yerleştirmek şairin vazifesidir. Bu vazifenin ihmali milletin yok olmasıdır.”(Şengüler 2000:85)  Düşüncesine yürekten katılmış ve sanatını toplumun problemlerine ve bunların çözümüne bir araç olarak görmüştür. Toplum bireylerinin yönlendirilmesi, onlarda ortak kanaatlerin oluşturulmasının istenen seviyede gerçekleşmesi, onların iç dünyalarına nüfuz edebilmekle mümkündür. Vahapzade de böyle bir gerçekten hareketle çabalarını bu çerçevede yoğunlaştırmıştır.
Yaşadığı dönem, Azerbaycan bakımından olumsuz şartların yoğun bir şekilde yaşandığı zamana rastlar. Azerbaycan komünizmin en ağır hücumlarıyla karşı karşıyadır. Bunun sonucu olarak toplumun kendi iç çözülme süreci ivme kazanmıştır. Toplumun kendi iç bütünlüğünde yozlaşmalar meydana gelmiştir. Sosyal yapının temel dinamikleri olan milli-manevi değerlerler, örf-âdet ve ananeler, bu cümleden dil, millet ve vatan kavramları bir erozyona girmiş, sosyal yapıyı ayakta tutan temel değerlerde yozlaşma yoğunlaşmıştır. Böyle bir olguyu en iyi görenlerden ve yüksek seviyede hissedenlerden biri Vahapzade’dir. Bunu, açık bir şekilde sahip olduğu sanat ölçüsüyle ortaya koyar. Vahapzade topluma dönük şiir anlayışının en kudretli temsilcilerinden biridir diyebiliriz.  Onun, topluma ait tespitlerinde en ince ve küçük teferruatı bile ihmal etmediğini, eserlerinden sosyal çevrenin en küçük çizgilerinin tespit edilebilineceği gibi, Azerbaycan insanının geçirmiş olduğu her çeşit değişikliği de görebiliriz. Vahapzade tıpkı Akif gibi sosyal gerçekliği daima göz önüne almış ve hatta bizzat onun içinde yaşayarak toplumun iyi bir gözlemcisi, sosyal problemlerin en yoğun hissedicisi olarak karşımıza çıkmıştır. Şunu hemen belirtelim ki; sosyal bütünün, bütün boyutlarıyla kavranılması ancak o toplumun içine nüfuz edebilmekle mümkün olmaktadır. Yani toplumun zihin yapısından, oluşturduğu kültürel unsurlara kadar anlaşılması böyle bir etkinliği zorunlu kılmaktadır. Böyle bir etkinliği Bahtiyar Vahapzade göstermiş ve toplumun bütün kesimlerinin dertlerini eserlerinde yansıtmıştır. Çağının özelliği olan kişiler, çevreler ve konular, eserlerinde yer almaktadır. Yine toplumu bütün olarak kuşatan acılar, sevinçler, umutlar, düşkünlükler ve eğilimler poezyasında, tiyatrolarında ve publisistikasında etkili bir üslupla destan halini almıştır.
Vahapzade’nin eserleri iyi incelendiğinde görülecektir ki, işlenen konular bir şair hissiyatının daralmış anının tezahürü olarak değil; toplumun bütün katmanlarını göz önüne alan ve onu bütün boyutlarıyla sergileyen bir eserle karşılaşılacaktır. Sosyal realitenin analizinde bütün unsurların göz önüne alınması, sosyal tabakalardaki insan faktörünün ön palana çıkarılması toplum hakkındaki teşhislerde isabetin derecesini artırmaktadır. Vahapzade’nin publisistikası işte böyle bir tavrı ortaya koymaktadır. Bu tavırda en çok toplumun alt tabakası, yani problemlerin yoğun olarak yaşandığı halk yığınları ön plana çıkmıştır.
Edebi eserler tarihi-sosyal bir veri niteliğine bürünürken en çok üzerinde durulan noktalardan biri, sanatçının bulunduğu zaman ve şartların etkisinden kurtulamayacağı ve onu eserine yansıtacağı konusudur. Bunda da yetiştiği ortamın ve içinde bulunduğu çevrenin etkisi büyüktür. İçinde bulunulan sosyal şartlar ve hatta coğrafi faktörler toplumun yapısını etkilediği gibi, bireyin duygu, düşünce ve davranışlarında da bu etkisini göstermektedir. Özellikle birey ele aldığı konuları değerlendirirken ve belli tavır alışları gerçekleştirirken bu durum daha da barizleşmektedir. Gerçekten bu araştırmamızda da görüleceği gibi Vahapzade gerek etkilenme ve fikri oluşum süreci bakımından, gerekse işlediği konulara malzeme oluşturması bakımından içinde bulunduğu sosyal muhit onun için tam bir müşahede sahasıdır. Yaşadığı dönemin şartları ve Vahapzade’nin eserleri göz önüne alındığında bu etkilenmenin yüksek seviyede gerçekleştiği görülecektir. Ancak şunu hemen belirtebiliriz ki, ondaki bu etkilenme ve bunun şiirine yansıması kendisinin bilinci haricinde oluşmamıştır. Bunu kendisi de çocukluğunda Rus ordusunun Şeki’de yaptıklarını ve bu durum karşısında dedesinin halini hatırlattıktan sonra: “Bana neden Rusya’ya düşman olduğumu soruyorlar. Başka ne olabilirdim.” demektedir.
Kendisi sosyal realiteye yönelmiş ve toplumdaki sosyal problemleri tespit gayretlerini yoğunlaştırmıştır. Hatta bu sosyal problemleri sadece tespit gayreti çerçevesinde kalan bir gözlemlemekten öte, bizzat onları yaşamış, bunların rahatsızlığını yoğun bir şekilde hissetmiştir. (Bunu ‘İki Korku’, şiirinde açık bir şekilde görebiliriz). İşte bu aşamada sanatı toplum adına bir araç olarak görmüş, “Sanat sanat içindir” görüşüne şiddetle karşı çıkmıştır. Bu konuda Türkiye’nin büyük şairlerinden Mehmet Akif’in  “Cemiyete, hayata yaramayan sanat yerin dibine batsın.”(Düzdağ 1991: 208) sözüne yürekten katıldığını ifade etmiştir. Sonuçta ise sanatıyla hayatını özdeşleştirmiş, kendi iç dünyasının bir dış yansıması olarak sanatını ortaya koymuştur. Hayatı göz önüne getirildiğinde toplum, toplumun problemleri ve bu problemlere çözüm yolları arayışı bir ömrün çabası olarak karşımıza çıkar.
Zamanın sosyal meselelerine vakıf ve bunların en temel sebepleri çerçevesinde düşünen bir mütefekkir olarak Vahapzade, bu problemlerin çözümü ve izalesi konusunda da görüşlerini detaylı bir şekilde ortaya koyar. Tespit ettiği olumsuzlukları belirlendikten sonra, bunların çözüm yollarının neler olabileceği, çözümün nerede aranması gerektiği ve problemlerin çözümü konusunda ileri sürülen iddiaların temellerinin nedenlerini gerek şiirlerinde, gerekse yayınladığı makalelerinde ortaya koymuştur. Önerilen çözüm yolu aleladelikten kurtulmuş, sosyal realitede daha önceden uygulanması sergilenmiş ve mevcut anın sosyal problemlerine tekabül eden bir konumda açıklanmıştır. Benimsenen tavır, daha çok, toplumda ortaya çıkan sosyal problemlerin ortaya çıkış noktasına yönelmektedir. Sosyal bütünlüğün sağlanması, terakkinin gerçekleştirilmesi, halkın aydınlatılması, ahlâki çöküntüden sıyrılmanın, değerlerin yozlaşması, ortadan kaldırılması, vb. gibi oluşumlar Milletin kendini unutmasından kaynaklanmaktadır.
Sonuç olarak, her iki şair de eserlerini dâhilindeki ağrı ve acıyla yoğurarak cemiyetin problemlerini halletmek niyeti ile yazmıştır.
B. Vahapzade özellikle, M. Akif’in vatan, millet, iman karşısındaki sevgisine hayran kaldığını ve bu yönde onu örnek alarak eserler verdiğini söylemektedir. Özellikle Akif’in sanat ve edebiyat konusundaki fikirlerine tamamen katıldığını ifade etmektedir. Vahapzade’ye kendisini Türk şairlerinden hangilerine yakın hissettiğini sorduğumda verdiği cevap çok ilginçtir. “Ben kendimi Akif’le Necip Fazıl arasında bir yerlerde görüyorum”
Vahapzade Akif’in Türk dünyasına ve genç nesle daha iyi tanıtılması gerektiğine inanır. “Onun şairliği iman ve amelinden kaynaklanmaktadır. “Safahat” benim başucu kitabımdır. O, 70 milyon halkın kalbinde daima yaşayacaktır. Onun fikirlerini nesiller boyu yaşatmalıyız. Türk halkları onu derinden tanımalı ve öğrenmelidir. O yaşadığımız asrın bayraktarlarından birisidir.” ifadeleriyle Akif’e olan sevgisini bir kez daha dile getirir.

KAYNAKLAR:
1- Vahapzade, Bahtiyar (1997), Röportaj, 30Aralık, Zaman Azerbaycan Gazetesi .
2- Vahapzade, Bahtiyar (1999), Vatan Millet Anadili, Ankara: AKM Başkanlığı.
3- Vahapzade, Bahtiyar (2005a), Eserleri, X. Cilt, Baku: Azerbaycan Neşriyatı.
4- Vahapzade, Bahtiyar (2005b), Eserleri, XI. Cilt, Baku: Azerbaycan Neşriyatı.
5- Şengüler, İsmail Hakkı (1999) M. Akif Külliyatı, IX. Cilt, İstanbul: hak yayıncılık.

Paylaş

Bu Sayının Diğer Yazıları

Önce Değer / Ay Vakti
Dar Kapıdan Geçerken / Şeref Akbaba
Ceza… / Naz
Zor Olana Tutku / Mehmet Kızılay
Sevgilim Kıskansa da / Bahaettin Karakoç
Tümünü Göster