Şirâze’den Şirâze’ye Saklı Mektuplar -89

“fe” son hece

şiirim ol diye başladım ve inan Şirâze, nasıl başladıysam o durumdayım
yani bir arpa boyu yol alamadım
bu yüzden biraz fırtınayım, biraz da felaketi bana uğrayanların
Asya’nın sönmüş volkanları, Girit’in unutulmuş sevdalarıyım
tek seni okur ve tek seni yaşarım

kıskananlar kıskansın
sen benim şiirim ol diye seni ben yazdım
ve budur benim ezelden taşıdığım anlamım

uzaktayım güyâ
güyâ uzağın da uzağındayım
nereye yakın ve kime uzak hiç bilemedim

Semerkant ardlarında Cihan benzer bir hırsla ağırdan alıyorum ayrıntıları
doğu’nun ihtişamını imrenerek izlerken bu kadar batı’dan
saray bahçelerinin Şirin’i, el yazmalarının narinliği

olup tarihin Kum’una adanıyorum
sağ cenahı aşk hep, sol cenahı keder Şirâze
alt tarafı şek hep, üst tarafı heder Şirâze

hanlara sığındığım gecelerde isyan çığlıkları karanlığı yırtıyor sokak sokak
adı “doğu’nun karmaşası”
ben kendi isyanımın en asi tarafına sıkışmış senin izlerini karalıyorum
adı “yüreğimin açmazı”
al isyanımı sen bastır Şirâze

ahdine sadık olmayanları zincire vurdular köle pazarında
kaydı alındı; gemiler tâcir, yükler esir, hepsi birer avcı
havada kan kokusu, ufukta korku medeniyeti kanlı bıçaklı
ve denize yabancı sahil, şiire şair
her öyküde yaralı kaçan, dönmeye kararlı kaçırılan
ben de ah ki ahdine sadık olamayan
al bu öykümü sen dillendir Şirâze

ya hep ya hiç Balkan sırtlarına dayanıyorum
biliyorum yanlış yerde, yanlış zamanda yine kendi kendime dalgalanıyorum
aramaya çıktıkça seni, hâl dilim “bırak gitsin” diyor
“sen yeni bir elbise giyin, yeni sözlerle gezin”
içim bulanıyor, içim kararıyor, içim daralıyor
al tüm yenilikleri sen eskit Şirâze

sen ey! güzide sergüzeştim, gûşegüzinim, gümüş rengim
ikbâlimde ilahare seni taçlandırmada nâfile sebat üzereyim
Kaf’tan Kaf’a ben’i sildim ol baştan sen’i çizerim
al kelâmı sen duyur Şirâze

oysa ne şairim, ne muharrir; yoktur kelimelerde hükmüm
söylesem dinleyen çıkmaz, yazsam bir okuyan
yine de içim kıpır kıpır, hep mırıl mırıl
bir köprüdeyim, say Drina
yapana hayran, yaptırana hayran, duruşuna bir başka hayran
al lâf ü güzafımı sen Neretva’ya akıt Şirâze

dedim, “uzaktayım”
dedim, “senin uzağındayım”
belki bilirsin, her gün bir başka karardayım
al ahımı benden sen yak Şirâze

dardayım
yine bir yol ayrımındayım
varsa yolu, bütün yolları sana çıkar Şirâze

Paylaş

Bu Sayının Diğer Yazıları

Şirâze’den Şirâze’ye Saklı Mektuplar -89 / Şiraze
METİN İSTİHKÂM / Ay Vakti
HALEP’İN KANI / Semra Saraç
HALEP’TEN HARPUT’A BİR KUTU BAKLAVANIN... / Metin Önal Mengüşoğlu
HALEPÇE’DEN HALEP’E / Nurettin Durman
Tümünü Göster