SAKLI MEKTUPLAR-LIII

192
Görüntüleme

şiraze’den şiraze’ye saklı mektuplar… 55. bir gün çözülür mü düğüm bazen ufak bir ihmâl hayatı mahveder, bazen uzak bir ihtimâl değiştirir rengini mevsimlerin ve bazen Şirâze, aldığımız kararlar değildir en doğru seçimler söylenmesi gerekenler fazlaca ertelenir bazen, belki de en acı sözler yok yere erken söylenir ve bazen hiçbir söz yerini tutamaz ufak bir sessizliğin vardır Şirâze en az bir sebebi tüm yaşananların, vardır her işaretin bilinenden başka bir anlamı ve vardır inan her kapının bir anahtarı geç kalmak keskin virajlar aldırır bazen, erken atmak bir adımı yolları aniden ayırır, bazen acırsın çaresizlikten sonsuz, ne yaparsan yap Şirâze neresi bilemezsin ve hiçbir bulmacayı eksiksiz çözemezsin her cümlenin şerhe muhtâc olması gibi her sırrın vardır mutlak bir şâhidi sırlar tutulmak için, acılar yoğrulmak için, anılar her an hatırlamak için varsa da Şirâze hiçbir sır tek başına taşınacak kadar hafif değil, hiçbir acı hafife alınacak kadar boş değil ve hiçbir anı es geçilecek kadar önemsiz değil her sır Şirâze, kabını zorlar da bir yol bulup sızar dışarı her acı yumuşatır bakışlara yerleşen her sertliği ve her anı öğretir her gün insana nerede durması gerektiğini gözler görüneni, yürek hep gizlide bekleyeni izler; ikisi de inkâr edilemeyecek kadar gerçektir insan çoğu zaman kendi hapsinde, kendi sorgusundadır karanlık odalarında zamanın ve bilir Şirâze insan, kendi desenini ve kendi rengini ve kendi suç çizelgesini kimse giyotini seçmese de alenen, her gün azar azar karartır günlerini üçüncü şıkkın tüm ihtişamına rağmen yeniden yazmaktan ben vazgeçsem her gün taşları tek tek dizersin sabırla, her gün yeni baştan kurarsın cümleleri ağırlığını ölçerek ve her gün Şirâze yeniden oynarsın her sahnesini yazılanların bıkmadan, yorulmadan, sızlanmadan; bir an gelir bir esintiyle devrilir taşlar, savrulur cümleler ve yerle bir olur sahne karşı duramazsın ölüme, itiraz edemezsin senin için seçilene; yazılmışları değiştirmek de, yanlışın yerini belirlemek de, eğriyi düzeltmeyi denemek de Şirâze boyunu kat kat aşar; insan olmak aczini o an anlarsın ve duruma noktayı koyan vurgu bir tokat gibi iner yüzüne uzun öykülerde yorulursun, yüksek binalarda düşüşün resmini görürsün, durulmak için durursun, dal dediğin ne varsa tutunursun; ve her gün Şirâze yeniden başlarsın saymaya: bir, iki, üç… kurşunî zamanların bitiminde biri çıkar karşına her şeyi boşverdirecek; bilinçsiz, sanki iradesiz ve akıldan yoksunmuş gibi kilitlenir, odaklanırsın; oysa bilmez misin Şirâze geçici olan ne varsa kendini adamaya değmez camlar kırılır, nehirler çekilir, her gün onlarca tür dünya üzerinden silinir, eskiyenler tabîatın içinde kendi hâline öylece bırakılır; kimi kapılar hızla kapanırken yüzüne, hiç beklemediğin bir açıda kimi kapılar açılır ve sen Şirâze çaresizlikten belki, zayıflıktan belki, cehaletten belki olanları seyretmekten öteye gidemezsin şimdi dur biraz, soluklan; düşün ki biri var ya da bir şey sana an be an yaklaşan Şam’dan gelirdi gümüşler, ince işlemeli zamanın boyandığı tutku turkuaz turkuaza hakkedilen zarafetti sefalet gizlendiği mekânda siyah saray bu siyahtan yine habersizdi sen aşkı sevdin, aşk seni sevdi kimse seni görmedi Şirâze her günü toparla bir tek gün için

Paylaş

Bu Sayının Diğer Yazıları

ÖNCE DEĞER / Ay Vakti
DAR KAPIDAN GEÇERKEN / Şeref Akbaba
CEZA… / Naz Ferniba
ZOR OLANA TUTKU / Mehmet Kızılay
SEVGİLİM KISKANSA DA / Bahaettin Karakoç
Tümünü Göster