Şirâze’den Şirâze’ye Saklı Mektuplar -53

1077
Görüntüleme

bir gün
çözülür mü düğüm

bazen ufak bir ihmâl hayatı mahveder
bazen uzak bir ihtimâl değiştirir rengini mevsimlerin
ve bazen Şirâze, aldığımız kararlar değildir en doğru seçimler
söylenmesi gerekenler fazlaca ertelenir bazen
belki de en acı sözler yok yere erken söylenir
ve bazen hiçbir söz yerini tutamaz ufak bir sessizliğin

vardır Şirâze, en az bir sebebi tüm yaşananların
vardır üstelik her işaretin bilinenden başka bir anlamı

ve vardır inan her kapının bir anahtarı
geç kalmak keskin virajlar aldırır bazen
erken atmak bir adımı yolları aniden ayırır
bazen için için sancılanırsın çaresizlikten sonsuz
ne yaparsan yap Şirâze, acıyan yerin neresi olduğunu bulamazsın

ve hiçbir bulmacayı eksiksiz çözemezsin
her cümlenin şerhe muhtâc olması gibi

her sırrın vardır mutlak bir şâhidi
sırlar tutulmak için, acılar yoğrulmak için,

anılar her an hatırlamak için varsa da Şirâze
hiçbir sır tek başına taşınacak kadar hafif değil
hiçbir acı hafife alınacak kadar basit değil
ve hiçbir anı es geçilecek kadar önemsiz değil
her sır Şirâze, kabını zorlar da bir yol bulup sızar dışarı
her acı yumuşatır bakışlara yerleşen her sertliği
ve her anı öğretir her gün insana nerede durması gerektiğini

gözler görüneni, yürek hep gizlide bekleyeni izler
ikisi de inkâr edilemeyecek kadar gerçektir
insan çoğu zaman kendi hapsinde
,
kendi sorgusundadır karanlık odalarında zamanın
ve bilir Şirâze insan, kendi desenini, kendi rengini

ve kendi suç çizelgesini
kimse giyotini seçmese de alenen

her gün azar azar karartır günlerini

üçüncü şıkkın tüm ihtişamına rağmen
yeniden yazmaktan ben
vazgeçsem

her gün taşları tek tek dizersin sabırla
her gün yeni baştan kurarsın cümleleri ağırlığını ölçerek
ve her gün Şirâze, yeniden oynarsın her sahnesini yazılanların
bıkmadan, yorulmadan, sızlanmadan
bir an gelir bir esintiyle devrilir taşlar
,
savrulur cümleler ve yerle bir olur sahne
karşı duramazsın ölüme, itiraz edemezsin senin için seçilene
yazılmışları değiştirmek de, yanlışın yerini belirlemek de,
eğriyi düzeltmeyi denemek de Şirâze, boyunu kat kat aşar
insan olmak aczini o an anlarsın
ve duruma noktayı koyan vurgu bir tokat gibi iner yüzüne

uzun öykülerde yorulursun
yüksek binalarda düşüşün resmini görürsün

durulmak için durursun
dal dediğin ne varsa tutunursun
ve her gün Şirâze, yeniden başlarsın saymaya: bir, iki, üç…
kurşunî zamanların bitiminde biri çıkar karşına her şeyi boşverdirecek
bilinçsiz, sanki iradesiz ve akıldan yoksunmuş gibi kilitlenir, odaklanırsın
oysa bilmez misin Şirâze, geçici olan ne varsa kendini adamaya değmez
camlar kırılır, nehirler çekilir,
her gün onlarca tür dünya üzerinden silinir,
eskiyenler tabîatın içinde kendi hâline öylece bırakılır
kimi kapılar hızla kapanırken yüzüne
hiç beklemediğin bir açıda kimi kapılar açılır
ve sen Şirâze, çaresizlikten belki
zayıflıktan belki, cehaletten belki olanları seyretmekten öteye gidemezsin

şimdi dur biraz, soluklan
düşün ki biri var ya da bir şey sana an be an yaklaşan

Şam’dan gelirdi gümüşler, ince işlemeli
zamanın boyandığı tutku turkuaz
turkuaza hakkedilen zarafetti
sefalet gizlendiği mekânda siyah
ulemâ bu siyahtan yine habersizdi

sen aşkı sevdin, aşk seni sevdi
kimse seni görmedi Şirâze
şimdi
her günü toparla, o bir tek gün için

Paylaş

Bu Sayının Diğer Yazıları

Önce Değer / Ay Vakti
Dar Kapıdan Geçerken / Şeref Akbaba
Ceza… / Naz
Zor Olana Tutku / Mehmet Kızılay
Sevgilim Kıskansa da / Bahaettin Karakoç
Tümünü Göster