YAZIŞMALARDAN…

162
Görüntüleme

A. Vahap AKBAŞAy Vakti’nin onuncu yaşı hayırlı olsun. Türkiye’de on yıl bir dergiyi yaşatabilmek pek kolay bir şey değil. Sabrınız, emeğiniz, özverinizden dolayı sizleri tebrik ederim. Allah yâr ve yardımcınız olsun. Daha nice on yıllara… Elimde olmayan bazı sebeplerle uzun bir süre irtibat kuramadım. Tabii bu arada yazı talebinize de cevap veremedim. Size “bir demet” şiir gönderiyorum. Ay Vakti’nde çıkarlarsa sevinirim. Uygun görülürse, tek tek yayımlanabilecekleri gibi (kısa olduklarından) birkaçı bir arada da yayımlanabilir.Selam ve dua ile…Recep GARİP Yuşa’da Bir Ay Vakti…Uzun yıllara varan beraberliğimizde Şeref Akbaba’yla şiiri, edebiyatı, kültürü, tarihi, coğrafyayı konuştuk. Ne zaman uzun yürüyüşlere çıksak bir dergi çıkarmayı düşledik. Kimi zaman Pulsuz diye isim koyduk, kimi zaman Yoldüşü ve kimi zamansa Yürüyüş dedik.  Aklımıza gelen kelimelerden dergiler tasarladık. Bazen aktüel bulduk, bazen kavgacı, bazen çok silik ve bazen işte bulduk dediğimizde şartlarımızı zorlayarak çıkardık dergileri.  AY VAKTİ işte bulduk dediğimiz isimlerden biriydi. Yuşa tepesinden boğazı, bütün bir İstanbul’u seyrederken yıldızlı bir gecede ay vakti ismini öneren arkadaşımızın talebi hoşumuza gitmiş, onu zihnimizin bir tarafında kayda almıştık. Hangimizin ay vakti konuşmaları yoktu ki? Ay vakti yürüyüşleri, ay vakti buluşmaları ve ay vakti sohbetleri? Yahya Kemal’in İstanbul’uyla, Mehmet Akif’in ya da Cemil Meriç’in İstanbul’uyla, Cahit Sıtkı’nın İstanbul’u nasıldı? Orhan Veli’nin İstanbul’uyla Necip Fazıl’ın,  Sezai Karakoç’la Salah Birsel’in İstanbul’u ya da Nurettin Durman’la her sabah balık tutmaya boğaza açılan Giray Efendi’nin İstanbul’u nasıldı? Bu sorular eşliğinde uzun saatlere varan gece konuşmalarında karara varmıştık Akbaba’yla. Bütün bunları Yuşa’da konuşmuştuk. Üzerinden on yıl gelip geçmiş şimdi.On yıl dile kolay. Hemen kestirmeden ifade edebiliyor insan. Oysa on yılın içerisinde ne sevinçler, ne hüzünler, ne burukluklar yaşandı.  Tarifsiz sıkıntılar,  direnmeler,  beklentiler ve izah edilemeyen ayrıntılar gizli duruyor. Bir edebiyat dergisinin bunca emek, bunca gayret ve bunca geçen yıllardan sonra geriye bıraktıklarıyla övünülecek kadar da anlamlı, duygulu, his dolu gayretlerinde bir medeniyet işçiliğinin yeniden filizlenmesinde alın terlerinin durduğuna tanıklık ediyor olmamızdır.Onuncu yılın ilk sayısıyla yeni bir heyecanla ilk kez çıkıyormuşçasına mutlu ve sevinçliydik. Yola çıktığımızda kimseler yoktu. Yalnız iki kişiydik. Bugün onlarca arkadaşımızla birlikte büyük bir ordu hüviyetiyle şiirin, hikâyenin, denemenin dahası kültürel kimliğimizin yürüyüşüne katkıda bulunuyoruz.  Birçok arkadaşımızla yeni yolları, yeni yöntemleri aralamaya çabaladık. Gördük ki, toplumumuzun derin ırmaklarından beslenen Anadolu’nun saf ve berrak yüreğinde türlü türlü meyvelerle bizi bekliyorlar. Bu bekleyişlerde yeni şeyler söylemenin gerekliliğini, söylediklerimizin orijinal olması gerektiğini aynı zamanda estetik boyutunun olmazsa olmaz olduğuna tanıklıklar ettik.Şimdi onuncu yılda, Anadolu’nun birçok kentinde, üniversitesinde temsilcilerimizle yeni türküleri yazmaya söylemeye kollarımızı sıvadık. Anladık ki Anadolu’nun yeniden dirilişiyle büyük bir coğrafyanın dirilişi birbirinden farklı değildir. O nedenle akmakta olan tarih deryasından kendimizi demleyerek yükümlülüklerimizi yerine getirmekle mükellefiz. Okumaya, yazmaya mecbur olduğumuzu bilerek, sorumluluk duygusuyla, hesap gününe iman ederek yola devam ediyoruz. Her birimizin toplumumuza, toprağımıza yapacakları var biz yapacağımızın farkındayız. Bu bilinçle işimizi ciddiye alarak, sizlerle yüreklerimizi yaklaştırarak devam etmemiz gerektiğini de biliyoruz. Yeni dosyalar için, yeni mevsimler için ve yeni mektup ve şiirler için seslerinizi duymaya, çalışmalarınızla bizleri güçlendirmeye devam etmelisiniz.Her yeni sayıda yeni bir heyecana yakalandığımızı bilmenizi isteriz. On yaşındayız dostlar. On yıl olmuş. Ömrümüzden koskoca on yıl geçmiş. Yeterince katkımın olmadığını bilsem de en büyük katkının sizlere ait olduğu bilinciyle haydi dostlar nice on yıllara hep birlikte.23 Kasım 2009 – Karapınar/Ank.Ayşe KARANFİLAy Vakti, çıkarımlara çıkarlar karıştırıldı.büyülü dünyaya yolculuk başladı.gözler kör, kulaklar sağırdı, aynı kaldı.göz gözü görmedi.gözleri hırs kapladı.yaşam amaçsızlaştı, amaç liraya dönüştü.ezilen daha ezildi, bükülen daha büküldü.bükülemeyen ele mühür vuruldu.takatsizlik,çılgın tüketim derken, insanoğlu üretmeyi unuttu.üretmek için mi tüketiyoruz.tüketmek için mi üretiyoruz?cevabını bulamadığım soru buydu.bir lokma, bir hırkaya sefillik adı yüklendi.ihtiyaçtan fazlası, gizli köşelerde himayelendi.ölmeyecekçesine yaşandı.kırkta birini paylaşamayanlar,ne dünya da kaldı, ne toprağa karışmaktan kurtulabildi.uzun düşünmelerden soğutulmadı yürekler.sonra.. daha sonraların hayalleri kuruldu.orta çağ, yeni çağ, yakın çağ derkenisimsiz çağa yaklaşıldı..üç nokta çaği.kim ne koymak isterse adına, o olacak bu çağın adı..ekvatorda üşündü, buzullarda ısınıldı.güneye kış, doğuya yaz vurdu.soğuk memleketlerden çıktı, en sıcak insanlar.sınır komşulukları düşmanlıklara dönüştü.ortadaki gerçekler serlince gün yüzünekafirin sesi yükseldi.kes o sesi!sen katilsin, bunu herkes biliyor.kes o sesi!sen canisin, bilmeyen de öğreniyor… Bilal CAN Daha nice senelere Ay Vakti. Ömrünüz uzun söyledikleriniz yankı yapsın tüm gönüllerde. Söylenilen iyiyse o iyilikle anılın. Güzelse güzel olarak… Birkaç zamandır takip ediyoruz sizleri. Allah yolunu açık çalışmalarınızı daim eylesin. Hep daha iyiye ve daha güzele temennisiyle… Yüksel ÇABAZAy Vakti’ni gönüllerimize ulaştıran güzel insanlar, onuncu yılın hayırlı ve bereketli olmasını temenni ederek başlıyorum sözlerime. Sizlere en son 21 Temmuz 2008 tarihinde bir e-mektup yollamışım. Yani askere gidişimden çok kısa bir süre önce. Askerlik süresi boyunca dergimizi takip etmeye çalıştım elimden geldiğince, lâkin kendi çalışmalarımı paylaşma imkânı bulamadım. Şimdi ise posta kutuma düşen bir “dost sesi” görünce, cevap verememezlik, davete icabet etmemezlik yapmayayım istedim. Size bir kaç çalışmamı gönderiyorum dosya ekinde. Umarım Ay Vakti’nin gelecek sayısında ismimi görmek nasip olur. Muhabbetle… Emre MİYASOĞLUMerhaba Ay Vakti,Güzel mailiniz bana da ulaştı. Allah utandırmasın; yirminci, otuzuncu yılınızı da görmeyi nasip etsin. Yeni sayınızı internette gördüm hayırlı olsun, Allah’a emanet olun. Adem İRİÇ Yüce Mevla Ay Vakti dergisine, onun gönüllülerine ve eşsiz şahsınıza hayırlı, bereketli ve uzun ömürler versin. Kalbimizle birlikte her zaman emrinizde olduğumuzu bilmenizi isterim. Hürmetlerimle… Yavuz ERTÜRKAy Vakti on yaşına girmiş… Doğdu, üçe katlanmış bir kâğıt üzerindeydi, çocuktu. Şimdi büyüdü, büyük bir okul oldu. Edebiyatımızın imkânlarını sonuna kadar kullanmaya çalışan, içinde birçok türü barındırmayı başaran büyük bir okul… Yurdun dört bir yanından bu vakti kuşananlara, Ay Vakti’ni sinelere bir ışık huzmesi gibi giydirmeye çalışan yazar ve şairlere, isimleri ve memleketleri farklı olsa da yürekleri bir arada, bir zamanda, Ay Vakti’nde çarpanlara selam olsun… Ve bize bu imkânı verene sonsuz şükür, emeğini ve hem göz hem gönül nurunu esirgemeyenlere teşekkür… Allah muvaffakiyetler versin. Nice yıllar ışıltısını, duruşunu devam ettirmeyi nasip etsin.Vesselam…

Paylaş

Bu Sayının Diğer Yazıları

ÖNCE DEĞER / Ay Vakti
DAR KAPIDAN GEÇERKEN / Şeref Akbaba
CEZA… / Naz Ferniba
ZOR OLANA TUTKU / Mehmet Kızılay
SEVGİLİM KISKANSA DA / Bahaettin Karakoç
Tümünü Göster