Saklı Mektuplar-XLV

213
Görüntüleme

muallak bir durumda nasıl olursa insanöyleyim.kitabın adı kâfi ifadeyene azı, ne fazlası; ben böyleyim.tüm adresleri değiştirdim.selis anlatımla;Uzak Doğu’nun gizemlerini, bir de şiirle aramdaki engin mesafeyihâlâ bir çözüm süzgecinden geçiremedim.yağmuru orman kadar, ormanı yeşil kadaryeşili de sen kadar sevemedim.yakışmadı hiç üzerime aldığım; renk, söz, biçim, duruş, tavır…dahası ben yakıştıramadım.her konuda birinci dereceden kabahatliyim, “suçluluk psikolojisi” diyelim kestirmeden, gitsin.öncekilerden farklı olaniçimdeki sıkıntının büyümesibir alev topu besliyorumvurguya az var…… sonra şahlanan bir duygunun peşinden koşarak, soluk soluğa Şiraze; buralarda belki de hiçkimsesiz oluşun yalnızlığına bulanıyorum; hâlâ. aynada yaşamaktan mı sıkıldım, ayna olmaktan mı, yoksa aynaya nüfuz etmekten mi? ben Şiraze, kendime yine yeni aynalar buldum. sen söyle şimdi yansımalı mı, yoksa yansıtmalı mı?sekizinci vurgu
avaz avaz bir bütünlenme beklentisi; târifsiz, tâkatsiz; üstelik hepten asılsız… ben bir balık; bu yüzdendir suyla değişmez muhabbetim,  inada karşı iflâh olmaz gizli meylim, ısrara kim olsa tahammül edemeyişim ve bu sonu gelmez, dibi görünmez uçsuz bucaksız, zaman zaman beni dahi derinliğinde boğan Haşim duruşlu sentezlerim… toplamda, “tağyire lüzum var” notunu her baktığım noktaya bir kanaviçe misali işlemeye beni icbar eder Şiraze. ama ben daha sana hiçbir şey söyleyemedim. ne ki noksan şimdi her şey, bu yüzdendir hatta benim noksanlığım, noktasızlığım.üç-buçuk, bir de çeyreksakin ve duru; nedir bu telâş, göç vakti mi dayandı kapıya; dur biraz Şiraze. kim çağırır böyle seni; duymaz oldun nazeninliğimi, tutmaz oldun vaadleri, kimin gölgesinde gözden yitiverdin? daha yavaş, biraz daha ağırdan almalı; durdum, duruyorum; senin olmazlığını ya da olmamaklığını ya da olamayışını kehânet yüklü incelemelerle irdeliyorum. sahici değil, sahtesin; kaderci değil, yolu çizensin; gelenekten sıyrılabilen, bir modern çağ çekiminde derin birtuzaksın; aldanan değil, aldatansın; kurgulayan değil, kurgunun içinde kalansın… sen Şiraze, ben Şiraze; bilmece içinde bilmece;seni de beni de bizi de, artık çözmeyeceğim.Ey sen! Elimden kaçırdığım bir ikindi kerahatindelüzumundan fazla terkettiğim, yerli yersiz söylendiğim ve söz verdiğim…bulanık sınırlarda şimdi, fazlasıyla müteessirim hâlimdenbiliyorum artık, ipin ucunu vakti geldi bırakmalıyım…Ey sen! Ütopyam… zâhirde mavi asılda farklı olansözlerimi de silmeliyim artık tüm sayfalardan, safhalardan.suç üzerimde kalmasın diye üstelik, ben üstlendim bütün suçlarışimdi hafif öksürük nöbetleri arasında kalıyorum o kadar.bazen Şiraze, kendi karanlığımdan sıkılıyorum / bu sıkıntı başa belâaçacak pencerem olsa deniz görsün istiyorumkokusunda yosun parçacıkları taşıyan… / mürşidimi bulsam çare, bulmasam biçarehayata nereden tutunacağını hepten şaşıran müflis kadar âvare, belki aşık kadar mı divaneyimuzun öykülerden kaçarım, uzun şiirlerde azap içinde solarımgit kaygısızben buradayım uzun zamandır.lüzumundan fazla terkettiğimhep söylendiğimhep öfkelendiğim Şiraze…şiraze’den şiraze’ye 

Paylaş

Bu Sayının Diğer Yazıları

Yazma Sancısı / Yusuf Aktaş
Yarasından Yâr Damlayan Kalbime / Ferman Karaçam
Üsküp’te Ezan Sesleri / Mustafa Özçelik
Türk Şiiri Az mı, Hayır / Hayati Koca
Tokalaşmayan Güzel / Sedat Umran
Tümünü Göster