Saklı Mektuplar -XLIV

238
Görüntüleme

herc ü mercimEyüp sırtlarında dolaşsam hafifler, başkalaşır mı    kerbim?                     bulmayacaksın beni kat’i,belli ki sen de noktaladın serâpâ enisim…bir enstantane  bir durumbir isim geçsem buradan, tarih kokmayacakve “boşluk” dediğim, burada ilk karanlığını bırakmış gibidolana dolana dünyayı saracak vehmimden.cauntry pek muallak, pek garbîve modernite bozuyor sanki şarkın şiirselliğini…dün bir şelâlenin kıyısından geçtim, neyle müsemmâ bilemedenbasamakların her birini saydım min taht ilâ fevk…içim kıyıldı çâk çâk; artık söyle visâle kaldı mı ramak?bir katre olsun bulsam tesellî; kırmayacağım, dağıtmayacağım, söz olsun kızmayacağım…ancak… bu yokuşun inişi belli, ne yöne sapsam başlamayacakFeyrûz’um,dîmimde şelâle, yine saklandım ve yine sakladım nesîf olanımehil gaybda gizlikırıldı kalem levh-i mahfûz’da. söz bitti. dürüldü zebr. içim heşmekeş, dışım heşmekeş,  bir mevc büyütürüm Manş’tan Kuzey Buz Denizi’ne. ne olduysa oldu Şiraze döküldü inciler, başladı nisan yağmurları. tecrîd ederim hayâllerimi, silerim yazılmış tüm kelimelerimi, geriye kalır zell, karşımda Lea ve Rahel.Şiraze, seni bana ben seçmedim, beni sana ben biçmedim. yolları ben çizmedim. Şiraze, yönleri ben ta’yîn etmedim. Yûşâ Tepesi’nden de bu vakte değin hiç geçmedim. belki bu yüzden bilmiyorum kim kime nasıl yazılır, kim kimden nasıl alınır, kim kimi nasıl kandırır ve inkısar Şiraze dönüp insanı nasıl devirir… her dokunduğum nitâf bulanır sanki, derim çok “olsaydım nev” velev ki severdim belki buudu başka, duruşu başka; hemzesi başka, zammesi başka; vidâdi başka, idrâki başka ve olurdum bambaşka Şiraze. olsaydım nev, nev Şiraze.aşikâr artık yoksun, bu kaçıncı yıl ve bu kaçıncı ertelenişinmuhayyelsin, sen benim muhayyilemsin kesinbir anlık düşüm, bir an düşün; ben seni âb-ı hayât misâli içtim,içtim ve öyle değişti derinliğim.diyorlar ki; artık kâfî, bitsin bu derbederlik, bu meşakkat; dargınlığın kime, kime bu kırgınlık…kâfî yüzüne düşen keder ve elem ve illâ bu kem duruş.diyorlar Şiraze, lâkin bilmiyorlar. dönemem ki; artık hiçbir yere dönemem.nereden başladığımı unuttum, ne ile başladığımı unuttum; kim ile başladığımı, yolun başını, sonunda ne bulabileceğimi… hepsini sil baştan unuttum Şiraze.değiştim, dönüştüm ve çok şeyin üstünü çizdim. sitemsizim de, isteksizim de, belirsizim de…değilim mücellâ, değilim mübeccel, değilim mükemmil.üstelik ışığı çoktan kapattım, çaldım kendimden ve verdim Po nehrine, Patagonya’daki kimsesizlere, gökdelenlerin gölgesinde ezilmişlere…valizim her geçen gün küçülüyor Şiraze, her şeyi bırakıyorum gittiğim her yerde. bir yüreğim büyüyor, bir de yüreğime medfûn olanın ağırlığı…nüksettin yine,ah ki, nüksettin niye Şiraze…şiraze’den şiraze’ye 

Paylaş

Bu Sayının Diğer Yazıları

Vav Halinde Uçan Kuş / Yunus Emre Tozal
Seyir Defteri Öyküleri… IV / Naz Ferniba
Saklı Mektuplar -XLIV / Şiraze
Osmanlı Şiirinde İran / Şadi Aydın
Müseferet / Bahattin Yıldız
Tümünü Göster