Keşke Bayram Olsa

Bir rüzgar bir bulutu alıp götürmese.
Şehir bayram olsa.
Şehrin koşum kayışları kopmasa ve şehirde bayram olsa. Şehir rafine etmese, yalnızlık büfelerine göndermese insanları ve sosyal doku bozulmadan bayramı yaşasa. Bayram serinliği kuşatsa; bayram esenliği ciğerleri temizlese, bayram diriliği soluk aldırsa. Ve bayram güldürdüğü yüzlerden şehrin yüzüne armağanlar gönderse. Şehirden kasabaya, köye, mezraya bir buluşmanın, bir buluşturmanın hazzını yaşasa ve yaşatsa. Yaşadığı ve yaşattığı gibi de her zaman beklenen hiç gitmese.
Bir bulut bir rüzgarı alıp götürmese.
Keşke bayram olsa.
Bir anne çocuğunun gözlerinde bayram etse, bir baba çocuklarının ellerinden bayramı alsa. Yol gözleyen, hasret ve gurbet sıcağını eritenler, beklemekten başka takati olmayanlar vuslata erse. Bir yaşlı ninenin, bir yaşlı dedenin, bir hastanın, bir kimsesizin, bir mazlumun soluğundan insanlar nefeslense. Kapitalizmin şehrin dışına taşıma ve yalnız bayramlar yaşatma talebini insanlar elinin tersiyle itse. Herkes birbiriyle buluşmanın, birbiriyle tanışmanın, birbirine kapı aralamanın ve paylaşmanın gereğini yapsa. Gönül kapısı hep açık kalsa.Bunları yapıyorlar zaten.
Varlık ve yokluk terazide tartılmıyor, uzak ve yakın hesabı yapılmıyor, geldim ve gelmedin çetelesi tutulmuyor ve gidiliyor. Kucaklaşma ve ikram öncesi bayram namazıyla giriliyor güne ve dualar ve ölüler hatırlanarak, onları da içine alarak bayram geldim diyor. Her araladığı kapı bir rahmet pınarına dönüşüyor. Her buluşmaya bu pınardan kana kana içmek nasip oluyor.
Nefis terbiyesi, sadaka, sıla-ı rahim, sosyal dayanışma, ruh dinginliğine ermenin sabahında bayram.
Anlamı kendinde mahfuz daha ilerisi var.
“Can bula cananını
Bayram o bayram olur
Kul bula sultanını
Bayram o bayram olur.”
Cürmü hatalar gitse…
Keşke bayram olsa.
Bir rüzgar bir bulutu alıp götürmese.Dünyanın neresinde olursa olsun; zulme uğramış, işgale maruz kalmış, yerini yurdunu ya da azalarını kaybetmiş, yetim kalmış, çaresizlik içinde duaya ve bayrama ermiş olanların acıları  bir binanın taşları gibi olan müminlerin acılarıdır. Acıdan pay almak, bayramdan mahrum olmak değil, bayramı esas idraktir. Bedeni arzulardan uzaklaştıran orucun, beldeler ötesi bir duyuş ve düşünüş çağrısıdır.
Acılar nasıl paylaşılmasın.
Bir yürek nasıl acılarla bayramlaşmasın.
Bir hasta, bir yaşlı, bir anne, bir baba, bir büyük elini insan nasıl öpmesin.
Fatihalar, Yasinler, âminler.
Orucun bereketi.
Keşke bayram olsa.

Paylaş

Bu Sayının Diğer Yazıları

Vav Halinde Uçan Kuş / Yunus Emre Tozal
Seyir Defteri Öyküleri… IV / Naz
Şirâze’den Şirâze’ye Saklı Mektuplar -44 / Şiraze
Osmanlı Şiirinde İran / Şadi Aydın
Müseferet / Bahattin Yıldız
Tümünü Göster