Ferce Ve Mahreç Sende Ey Diriliş

191
Görüntüleme

Sustum önce, içimin ırmakları durulsun istedim…Dalgalarında savrulduğum gözyaşlarım kurusun istedim… Kör ebe olduğum oyunlar bitsin istedim…Herkesin olmak istemediği yerdeyim. Elim bağlı, gözüm bağlı, keleşlerin insafından medet ummadan, ahlarımı savuruyorum. Zamanın düzenbaz efendileri, dinleyin kurşun seslerini, oynayın, oynatın oyunlarınızda, kan emin, küfredin, zulmedin… Sizlerde sabredin feryatlarımız ok olup saplanacak taşlaşmış yüreklerinize… Ve unutmayın gül kokusunu, yüreğimizin büyüklüğünü kan kokusuna alışık olduğumuzu, her eylemin bir umut olduğunu. Düştüğüm hüzün denizlerinde yolumu kaybettiğimi zannetmeyin. Umudumu yetirmedim, kefenli yüreğimle cenge sürdüm tüm bedenimi. Sapanımdan çıkan oklar elbet saplanacak taşlaşmış yüreklerinize. Sessizce dinleyen, bakan, kardeş topluluğu. Anlatılacak çok şey var; lakin duruşum haykırıştır. Ey aynadan bakan kişi, diriliş öyküsü yazmak kolay değil mazlumlaşmak zor. Diriliş, gençliğinin baharında toprağa yol alan gencecik gül. Diriliş, toprağa yol alırken söylenen türkü. Mücadele risalesinin alfabesi… Heyecanımı gözbebeğimde gizledim, isyanımı yüreğimde. Yüreğim fitilinmiş barut. Dur dokunma! Kanayan yaram, susan dilim, putlaşmış nefsim ve her şey dursun! Ulu şahısların gövdeleri ağlaşırken duvarlar önünde, annemin gözyaşlarını görmez beyaz tenli barışçı yarasalar. Bedenim kuşatılmış, ama ruhum asla. Öfkem boğacak korkakları… Duruşumda düğümlenecek boğazları. Sabır diye inliyorum, susuyor ağlıyorum. Diriliş cümleleri el ayak divana duruyor yanı başımda, elimden tutuyor mazlumluğumun. Diriliş diriliş diye inliyor. Sabır ne zormuş… Ey diriliş! Yakın zamanları kolla, ferce ve mahreç yolunu gözle. Muhalifliğimi kaybetmedim. İsyanım yüreğimde. Susuyorum isyanım her zerremde affet demiyorum. Yakamda gül gibi taşıyorum seni ey diriliş. Her gün yeni bir yenilgi alıyorsam da, içimin izbe mekânındasın. Bilirim, acıkmış vampirleri doyurmadı kanayan kurşun yaraları, akan kanlar salya olup akarken dişlerinden, düşündürmedi zalimleri. Ey diriliş yokluğunda evimin cenazeleri, feryatları eksilmedi. Bizden gideli kuşatmalar düşüncelerime sıçradı… Ezgilerimi marşlarımı ve seni çok özledim ey diriliş. Cümlelerime uğramayalı çok oldu. Yokluğunda bitap düştüm. Hicretin nedendir bilmiyorum, gayrı yeterdir dön yüreğime. Sözlerime, gözlerime her zerreme dön geri. Eğdikçe boynumu yonttular, değer dediğim güzelliklerim tek tek çıktı elimden. Çok oyunlarda oynatıp sobelediler, yalnızlık girdabındayım ey diriliş. Gözyaşlarımın ruhumu temizlemesi mümkün değil. Gülen gözlerin yalancı ıslıklarıyla uyandım özgürlük hülyalarından, çıngırak kuyruklular mabetlerinden çınlatılır mahkûmluğumun fermanını. Diriliş! Ey diriliş! İbrahim eyle yüreğimi, yeryüzünün yıkılmamış sarayını bırakmayayım. Musa eyle ya da kardeşi Harun, Azgın dalgalarla boğuşan Nuh eyle boğayım isyanımla tüm kötülükleri… Cümlelerim ürkütsün korkakların yüreğini, mekân değişikliğindeki  ferahlık yetmez mi ey diriliş… Dön yüreğime.
 

Paylaş

Bu Sayının Diğer Yazıları

Vav Halinde Uçan Kuş / Yunus Emre Tozal
Seyir Defteri Öyküleri… IV / Naz Ferniba
Saklı Mektuplar -XLIV / Şiraze
Osmanlı Şiirinde İran / Şadi Aydın
Müseferet / Bahattin Yıldız
Tümünü Göster