Saklı Mektuplar-XXXXII

248
Görüntüleme

vezme vaktidir, kıyâmda niyâm…çelişki çeker isyanın başını; üçten beşe, beşten yediyedavullar an sonra susacak, susacak dünü anımsayanlarçamur deryâsında Azyâ, savaşı lû’b sanacakkimse olduğu yerde olmaktan memnun değil; hudutlar çekilmiş cizre’de kan, bakras’ta ne varsa çökmüş üzerine rihlet ve alleben uyutur güzelliğini hissettirmeden.kimse bulunduğu mekânı, durduğu yüksekliği, manzarasını resimlerinin; bakışını, sesinin her bir kavisini, gözlerinin ferini, gamzelerinin derinliğini beğenmiyor Şiraze.kimse ne ise, o olmaktan hoşnûd değil; bir yük, bir hây ki büyük; nush ile mesâfeli, meşk ile medbûr. Şiraze; aklı ötekinin yerinde, yüreği başka sevgilerin peşinde; elindekini karıştırıp, bir kenarda karanlığa bırakıp, gömüp tarihe çekip gitmek istiyor.olmuşluğunu asmak, kesmek, ömür boyu mahkûm etmek istiyor.Şiraze kimse kendisini sevmiyor, sevemiyor; sırf bu yüzden sonu olmayan çetrefilli öykülerde kayıp veriyor. az az kendisini, az az utkularını, az az hayâlindekileri ve az az bindiği gemileri yakıyor. Şiraze kendisini her köşe başında, her apartman girişinde, her girintide ve anlatılamamışlar içinde yitiriyor.Şiraze, başkası olamayan herkes kayıp gidiyor gurûba.  fevâih sardı ara sokakları, başımın üstü yaldızlı çiçeklerefdalinden günler öpüyor ellerimi, yarına buhûr yakıyorumzerefşân kızlar dönüyorlar devrin gerisinden mütebessimirkiliyorum, kekeliyorum, son sözümü söylemedim diye hiçbir yerde duramıyorumfevâih sardı ara sokakları, bende solan yaldızlı çiçeklerbak bana, dağlara baktığın gibi. bak bana Şiraze, dağlarda dağları bulamayıp kendine kaçtığında atlasa uzandığın gibi. salacak’ta beni, meram’da beni, belen’de beni… beni Şiraze, yüreğine yazılmış bir roman gibi oku ve bul ve öyle tak gerdanına. Şiraze, zûr muyum metinlere dizi dizi, kusûr muyum nezdinde; dûr muyum, dumûr muyum… bak bana Şiraze. düşen yaprağa baktığın gibi, dönmeyecek olanın ardından baktığın gibi; duru denize, fırtınalı geceye, Boğaz’a ve ötelerden gelene baktığın gibi. bir melhûbun gözünden bak bana. tanrı dağları’na çık da bak. sahra’ya açıl da bak. Şiraze, gazâli’nin cümlelerine sarın da nigârınmışım gibi bak.min  ba’d…jurnalimdesin şeffâf harfler gerisinde fevc fevc büyüyenâteş-i hecr dökülür üzerime âteş-i bahâr açılır bir de, öylesinebattaniyelere dolanmış bütün rakamların sonunda beklemedeyimkır kalemi, değiştir avuç çizgini ve kur saatini; sene ikibiniki…metro’nun üçüncü durağında indimyok artık adresim, yok artık kimliğim, yok artık Şirazesahipsizim, seçeneksizim, baykal’da üşüyen aç bir kurt kadar tehlikeliyimbaşıma gelen en girift serencâmım Şirazene âfî sensin, ne de ben…bu ehvâl ile yürüyoruz, kaç güneş daha doğacak bizim için bilmeden… 

Paylaş

Bu Sayının Diğer Yazıları

Zamanda Ve Mekanda Ölçü / Üzeyir Süğümlü
Yeni Başlayanlar İçin Sevmek / Adem Özbay
Tahayyulât- Ah!… Minel-Aşk Ve Hâlâtihî / Şuayp Pişkin
Saklı Mektuplar-XXXXII / Şiraze
Rüya Kırıkları Bir Rüya Yontucusu / Yavuz Albayrak
Tümünü Göster