Saklı Mektuplar -XXXXI-

236
Görüntüleme

kapıda bekleyen çevrilmez imişdinlemek önce, sormak sonra, bedel âhirde imişgelmeyi bilene “git” denmez imişkapı set değil, mahremiyete örtü imiş…aç kapıyı Şiraze, her hâlimi terkettim de geldim.bir toz, bir zerre, bir damla mikyasında(“keşke” demekten)vazgeçmek için sana geldim.Temmuz faslında, tekil ya da çoğul; mürşid susuzluğu boğazımda; mahlû, mağlûb, mazlum; Latin şöhretin duvarlarına tırmanıyorum, görmek için çöküşün dehşetini.insanlar bilirim, hep insan hep insaninsanlar bilirim Şiraze, insandan daha insaninsanlar Şiraze; ne insan, ne de insaninsanlar; bilirim ben, bazen insan…alamıyorum kendimi, ölçülü bir sensizlik sevdası tutturmuşum; ne uzun, ne kısa; bildiğin gibi sert şiirler okuyorum yine, daha da sertleşmek için; bildiğin gibi bir yana söylenirken duyurmadan can’a, cânan’a, canefşan’a; öte yana gözyaşı döküyorum; hep bildiğin gibi Şiraze, alamıyorum kendimi; hazin bir öykü bu, biraz muştulu, biraz kusurlu, biraz da kuşkulu.aklım sende kalmadısen alıp götürdün onu,bilakis Şirazekesif bir unutmak sinmiş üzerime de; farkettim unutmuşum ben  yokuşa vurduğum fasılları, hisar dibi fasl-ı sabahları, fasıl fasıl kopuşları. yıllar her şeyin üzerine ölü bir örtü sermiş; ipeksi ya da satensi parlaklık göz alıcı. unutmuşum ben Şiraze, her ne varsa gerimde ya da ardımda ya da mâzi çekimli fiillerimde. hâlhazırda her mektup başına oturuşumda, yazmak için yine sana; bir garip unutmuşluk dolanıyor kelâmıma. bir garip unutmuşluk ve ben Şiraze. ben ve şu unutmak hissi, kol kola dolanıyoruz yıllardır bir uçtan bir uca.Maltepe’de bir köprübir köprü, Maltepe’de…altından su yerine makina akardıberaber alabildiğine gürültüunuttum ben her şeyi ve bir de bu her şeyle beraber kendimi. ne yana bakarsam bakayım Şiraze yüzümde aynı ifade, ne yöne gidersem gideyim aynı rutin duruştayım; heyecansız ve isteksiz ve tâkatsiz ve bütün şatafattan, süsten, debdebeden arınmış. aklımın bir köşesinde hep şeb-i arus Şiraze.sıradan bir gün, akşam üzeri; “git” emrine uymanın rahatlığı içinde, yeryüzü şekillerinin çeşitliliği arasında gezinmedeyim. her yerde dağ ya da ırmak; her yerde çöl ya da vâdi; her yerde deniz ya da göl; her yerde orman ya da bozkır… her yer aynı işte Şiraze; yollar, yollar, yollar… bir kere gittim diye duramıyorum, bu gidişi durduramıyorum, gitmelerden dönemiyorum. her hâlimle taraflıyım, tarafım; kesin, net ve bir o kadar eğik.tarafım Şiraze; her kitapta arandın, her kitapta parçalandım, her kitapta biraz daha anladım: okudukça daha çok kaybolacağım; her kitapta Şiraze, her kitapta… hiç başlamasaydım olmayacaktı sonun; hiç başlamasaydım böyle bitmeyecek, böyle bitirmeyecektim seni.Şiraze,ölçülü bir sensizlik sevdası tutturmuşum; ne uzun, ne kısaşiraze’den şiraze’ye 

Paylaş

Bu Sayının Diğer Yazıları

Yıldızlarıın Doğduğu Yerden /
Yârlı Bir Ölüm Sofrası / Selami Şimşek
Üstad ve Ölüm / Necmettin Evci
Üstad Necip Fazıl / Nurettin Durman
Seyir Defteri Öyküleri -III- / Naz Ferniba
Tümünü Göster