Ölerek Ölüme Son Veren Şair: Cesare Pavese

260
Görüntüleme

“Herkese bir bakışı var ölümün.Ölüm gelecek ve senin gözlerinle bakacak.Bir ayıba son verir gibi olacak,belirmesini görür gibiaynada ölü bir yüzün,dinler gibi dudakları kapalı bir ağzı.O derin burgaca ineceğiz sessizce.”                                        Cesare PaveseŞair, düşünen, sancı çeken, acı duyan insandır. Yeryüzüne gelmemiş bir ‘şair’ varsa o da hayatın sığ anlamlarının onlara yetebildiği şairdir. Denizin içinde başka bir deniz, yağmurun geldiği yerde başka bir yağmur, acının içine geçmiş başka bir acı aramayan bir şair. Onlardan kimseye yaşadığı hayat yetmiyor. Onlar herkes gibi sevmiyor. Belki de şairlerin en ortak hissi ‘anlaşılmamazlık’. Herkesin onları alkışladığı bir dönemde belki de yalnızlığı iliklerinde hissedebilen insanlardır onlar.Kendini beğenmeyle kendinden nefret etmenin iç içe geçtiği bir ruh haliyle yaşayan şairler vardır. Kendini hem ‘kral’, hem de başarısız bir ‘hiç’ olarak gören şairler… Aşkın, ayrılığın, acının, düşüncenin katsayısı farklıdır onlarda. Dünyayı umursamadan hayatın tadını çıkaran ‘tip’ler değildir onlar. Onlar, yaşamı bir ‘sanat’ hatta bir ‘uğraş’ olarak görürler.“Şairler yaşamadıklarını yazarlar; o yazılamayanı yaşasalardı eğer, yazmazlardı”[1] sözüne katılamıyorum. Çünkü acıyı iliklerinde hissedip yazdığı satırların arasına da serpiştiren bir şair biliyorum. “Yalnız kalmamak için bütün gece aynaya bakan” bir şair… Kalabalıklar arasındaki yalnızlığını, hayalindeki kadını, aşkı büyük bir umutsuzluk içinde anlatan, içedönük, karamsar ama büyük bir adam bu bahsettiğim. Kendi kendisine bile açık yüreklilik ya da aşağılık duygusuyla  “Açık konuşalım. Cesare Pavese karşına çıksa, seninle konuşsa, seninle dostluk kurmaya kalksa, onu çekilmez bir insan bulmayacağından emin misin”[2] diye soran bir adam. Bütün bir ömür boyunca intiharı düşünen büyük bir şair. Cesare Pavese’den söz ediyorum.  Tüm acılarının üzerine, “Dayan Pavese, dayan. … Hiç değilse bir iyi yanı var bu işin. Kimse zarar görmüyor senin yıkılıp gitmenden.” diyerek kimsesizliğini ifade eden bir şair…Pavese, bütün hayatı boyunca gel git yaşıyor. Ne eleştirmenlerin övgüleri, ne de İtalya’nın en önemli edebiyat ödülü Strega’nın ona verilmesi hayatındaki bunalımı önleyemiyor. Yaşamının tümü bir arayış ve sorgulama sürecinden oluşuyor. Pavese hayatının belli dönemlerinde daha sık olmakla birlikte sürekli intiharı düşünüyor. En yakın arkadaşının, kendi yaşıtı bir öğrencinin ve en sevdiği yazarın intihar etmesinden çok etkileniyor. İntihar eden kişiyi “güldürücü, kendi kendisinin efendisi” olan biri olarak ifade ediyor. İntihardan garip bir haz alıyor: Kendini öldürmeye karar vermiş bir adamın damarlarından boğazına yönelen bu sağır ve köklü sevinç nedendir acaba?Hayata karşı bir memnuniyetsizliği var Pavese’nin. İçinde hem olaylara, hem insanlara, hem hayata karşı bir isyan var. Kendinden başka hayatlara karşı acımasız ve kendini beğenen bir duruşu var. “Çuval dolusu aşk var herkeste.” derken bile başka aşkları küçümseyen, kendi aşklarını yücelten ama aslında aşk hayatında hiç mutlu olmayan bir Pavese görüyoruz. Belli dönem birkaç kadına aşık olur, onlara evlenme teklifi eder. Ancak aşk onun için bir hayal kırıklığı olmuştur. Coşkuyla istenen şeylerin elde edilemeyeceğini, kayıtsızca istenenlere ise ulaşılabildiğini düşünür. Bu yüzden kadınlara bağlanmaktan korkar, hatta bir dönem onlardan nefret eder. Pavese, “Nesneler ve insanlar bize verdikleri şeyler ölçüsünde değil, bize neye mal oluyorlarsa, o ölçüde bizimdirler.” derken, bir kadını kendine bağlı tutmak için hayatını ona adamak yerine, onu sömürmek gerektiğini açıkça savunur.Pavese’nin insanlara karşı beslediği büyük bir sevgi, özveri ya da alakası yoktur. Yalnızlıktan yakınırken aslında yalnızlığı tercih eden yine odur. Aslında Pavese’nin insanları sevememesinin asıl nedeni kendisini sevmemesidir. Kendisini beğeniyor gibi görünse de, bir özgüvensizliği vardır kendine karşı. Yine de terazinin bir kefesine intiharı, diğer kefesine ise insanları sevmeyi ve onları bağışlamayı koyar ve yalnızlığı yüceltir: Başkasından nefret eden bir insan hiçbir zaman yalnız değildir. Ya ilk ve son olarak intihar et, ya da dünyayı ve senin için dünya demek olan insanı bağışlamaya karar ver.Pavese hep bir ikilem içindedir. Hayatı boyunca gel gitler yaşar. Kendini beğenme-alçakgönüllülük, şiddet-bağışlama, aşk- nefret, sahip olma- terk etme, yaşama ve ölme… Pavese’nin içinde hep ‘gizli gülüşüyle acı veren bir tedirginlik’ vardır. Ölmeye karşı özlemi hiç bitmez Pavese’nin. İntihar düşüncesiyle hayata bir karşı çıkış ya da isyan gerçekleştirmek ister. Yaşamaktaki gizlerden birinin, ‘intihar etmeden son ana dek yaşayabilmek’ olduğu fikrinden uzak bir şekilde intihara övgüler yağdırır. Şair, hayatının son zamanlarında bir kadına aşık olur. Ancak çok sevdiği bu kadın tarafından terk edilir. Sonunda hep düşündüğü ama hiç yapamayacağını sandığı kendini öldürme eylemine bir ‘bahane’ olur bu terk ediliş… “İntihar, gerçekleştirmediğim, hiçbir zaman gerçekleştiremeyeceğim, ama düşüncesi duyarlığımı okşayan intihar.” diyen Cesare Pavese bir gün cesaretini toplar, yazmayı bırakır, sözlere veda eder ve ölüme merhaba der. İntihar ederek ‘kendisinin efendisi’ olmaya karar verir. Ölüm, bakılan açıya göre bazen alemler arası ‘bir duraklık bekleyiş’, bazen ise yaşadıkça devam eden, mezarda son bulan bir korku. Pavese de umutsuzlukla cesaretin birleştiği bir noktada, dünyada var olan sorunun dünyada çözülebileceğini bilmeden, yaşamdan istifa eder. Bir şiirinde “Hüzünlüyüm, bir Tanrı gibi” diyen şair, “Çivi çiviyi söker. Ama bir çarmıh yapılır dört çividen” diyerek 1950’nin bir Ağustos günü küçük bir otelde uyku hapı alarak kendini öldürür.[1] İsmet Özel[2] Cesare Pavese, Yaşama Uğraşı, E Yayınları, s. 63 

Paylaş

Bu Sayının Diğer Yazıları

Yıldızlarıın Doğduğu Yerden /
Yârlı Bir Ölüm Sofrası / Selami Şimşek
Üstad ve Ölüm / Necmettin Evci
Üstad Necip Fazıl / Nurettin Durman
Seyir Defteri Öyküleri -III- / Naz Ferniba
Tümünü Göster