Esas Duruş

166
Görüntüleme

İzzet ve ikbal ve vakar.“Beri gel serseri yol”Kayıtlarda kim yoksa gelsin.Olduğumuz yerde durmak mıdır esas olan, yoksa olmamız gereken yerde durmak mıdır.? “Ya ol, ya öl” derken mıymıntı ve tutarsız ve suyun akışına bırakılarak gergedanlaşmış bir tavır ve duruşun en küçük noktasından bile uzaklık kastedilmemiş midir .? Saf aklın idrakinde billurlaşan ve kalb-i emin’in vücud bulduğu hayat tarzına sirayet eden duruş, nitelik ve nicelik bağlamında da arzulanan ve olması gereken değil midir?Teferruata teslim olmak. Teferruatın yol kesen imkânlarından birine dâhil olarak merkezden uzaklaşmak, taşıyan olmak yerine taşınan olmak. Sonrasında kendi yükümlülük alanımızdan kayarak başka yükümlülükler edinmek ve kalabalıklar arasında kaybolmak. Olmak cihetinde yol alanların bu tür bir lüksü olmasa gerek. Kendi muhasebesini yapmakla mükellef olanların “Durun kalabalıklar bu cadde çıkmaz sokak “ nidasına muhatap olmak yerine, “ Hamallık ki sonunda ne rütbe var ne de mal “ nidasına kulak vermesi gerekmez mi? Aksi halde herkes duruştan bahsediyor, herkes bir yerlerde durduğunu beyan ediyor. Her iş ve eylemin, her yaşam biçiminin kendine ait bir duruşu vardır ve teferruat çoğu kez merkezin dışına taşır, merkezin dışında düşünmeyi yeğletir de farkında olunmaz. İşte bu farkında olmamaktır ki, olması gerekenin önündeki tümsektir.Duruşu bozmamak muharrik olmamak anlamında değildir. Duruşu bozmamak alanı daraltmak, kendimizi sosyalleşmekten arındırmak olarak yorumlanmamalıdır. Teferruata dalmak, iş ve eylemin gereklerini yerine getirmemek olarak algılanmamalı, bir selefilik gibi yorumlanmamalıdır. Merkezden kopmamak kaydıyla var olmak, yol ve yön tayin edici olmaktır. Günübirlik yaşamın önümüze çıkardığı imkânları değerlendirirken varlık sebebini unutmamak, kaybolmamaktır.Duruş önemlidir.İnsan olarak ve mümin olarak nasıl olmamız gerekirse öyle olmak gibi bir mükellefiyetimiz vardır. Bu mükellefiyet sebebiyledir ki, sosyal hayatın bizi taşıdığı alan neresi olursa olsun, değerlerle taşınmak ve değersiz olmamak gerekir. Çağın zorbaları bizi biz olmaktan hali kılmak için farklı metotlarla üzerimize gelmekte, kendi istek ve arzuları doğrultusunda bizi yönlendirmek istemektedirler. Kendi edindiğimiz imkânlar da kimi zaman bizi tanınmaz kılmakta, farkında olmadan başkaları kılmaktadır.İnsan kıyımı savaş ve işgallerle sürerken, bir yandan da zihni işgaller devam etmektedir.İnsanı kendi merkezinden uzaklaştırmak, nimet olarak sunulan nice şeylerle hassasiyetler geri plana itilmek ve değerler yok edilmek istenmektedir.Burada Ebûzer olmak lazım.Kendi işgalimize karşı Ebûzer.Neye karşı, niçin dik durmamız gerektiğini bilmek.  Ve o yıldızlardan birine tutunmak.Onlar yok değil var.Ortadoğu’da, Uzakdoğu’da, Anadolu’da.Dünya’nın kalbini dinlemek lazım.Ve esas duruşu bozmamak… 

Paylaş

Bu Sayının Diğer Yazıları

Yıldızlarıın Doğduğu Yerden /
Yârlı Bir Ölüm Sofrası / Selami Şimşek
Üstad ve Ölüm / Necmettin Evci
Üstad Necip Fazıl / Nurettin Durman
Seyir Defteri Öyküleri -III- / Naz Ferniba
Tümünü Göster