SAKLI MEKTUPLAR…XXXVIII

239
Görüntüleme

XXXVIIIbakmadığım yer kalmadı, burası orası değilse de durdum “buldum” da diyemem, ihtimal hepten kaybettim titrek Moravya Tepeleri’nde… beni okusunlar, gece yarısı gelmelerinden sonra okusunlar da ben çözüleyim adını arasın nem kokulu sunaklar üzerimde aç eteklerini rüzgâra, Georgia bir eski kilise duvarında dolanır tasvirin otuzunu geçkin bir tablonun, toz ile vebalini örterim bile bile Elbe Havzası ayaklarımın altında kayar köşedeki masada Georgia, seni beklerim zatlar gelir, karaltıları içimde gezinir, ben seni derim şimâle Ocak 15… beni hâlâ bilir misin? titrek Moravya Tepeleri’nde… yılgın olmadığım aşikâr da, kırgınlığım müphem. silkinip kendime gelmeli ve seni gezdirdiğim düşlerimden birinde kalmaya karar vermeliyim; dönmemek, gözlerimi açmamak üzere. sonra… sonrasında talihsiz bir kenar köyünde sahilimin, seçip nâmelerimi okumalıyım Şiraze. “izâ kâne” ile başlayan ve içi kararsızlık doldurulmuş paradoksal yaklaşımlarımı, sunturlu zamanlarımın tedavülden kalkmış bölümlerine denk düşürmeliyim. sırf rastlayan çıkamasın diye izine, ziyân etmeliyim aklımı Şiraze ve belki de zihin çukurumdan çekip kırlara salmalıyım sana nihân düşkünlüğümü. âzâde et beniöyle ya da böyle..sırra kadem çekilelim And gerisine, modern hayatın insanın içini daraltan kaosundan. mesleğine aşık bir arkeolog bulamasın diye dört dönelim dünyayı. tren vagonlarında uzun yürüyüşler yapalım tutunup birbirimize ve salına salına. Jakarta’yı, Fatsa’yı, Varto’yu, Mogadişu’yu ellerimizle koymuş gibi bulalım. sonra Karpatlar’dan bakalım ardımızdan gelenlerin bize olan mesafesine. kimsenin hızımıza yetişemeyeceğinden emîn tabîatın keyfini sürelim bahşedildiği en güzel tarafından. Pegasus çıkagelsin tüm efsanelerden sıyrılıp, nadîde bir an üzerine. âsûde kıl beniöyle ya da böyle..beher gün artar kurgularımın içinde kaçış öykülerim. Şiraze, bütün sabrımı ben son kuruşuna kadar harcadım. şimdi arta kalan kırıntılarla bitime dair söylevler diziyorum. bu, bir vedanın başlangıcıdır cedîd olandan atîk olana. devrim tadında bir karşı duruştur Şiraze, en asi tarafını giyindiğim. yoksan yokum ben de. yoksan, ben de yokum aşk denen şu azâb yurdunda. duvarlarım ve sloganlarım var, cebimde ametist… yokluğunla eş zamanlı bir isyanı bastırıyorum içimde. uyanamıyorsam geceden artakaldığımdandır. gecelerimi sırtlandım da geldim, bıraksam olmaz. Babil’de bir taraça, susuzluğun orta yeri; berrak ve serin… içmesem olmaz. adını taşıdım kuzeye, güneye, doğuya… ve batı’dayım adın parmak uçlarımda; anmasam olmaz. Şiraze, ben senin için cehennem’i koynuma aldım, tevbe etmesem hiç olmaz.zima’dan kalmayım, dördüncü katın dört yıla yayılmış uzamında. sevmeseydin beni böyle, hiç bilmeyecektim sevilmeyi. sevmeseydin böyle Şiraze, keşke hiç sevmeseydin. ne kalem elime yapışacaktı, ne ben yapışacaktım hayâline.dolaylarındaydım, o şehrin. bir yükseltiden baktım, olağan bir şüpheli gibi. hangi sokağında çıkarsın karşıma bilemeden her târ noktanın beslendiği alanlarda oyalandım. yani, muhitinden bîhaberim. belli ki ben Şiraze, hiçbir geminin seyretmediği denizlerden birinde yelken açmış avâre gezinmedeyim. elhân Şiraze,sen bana ehlen Şiraze… Şiraze’den Şiraze’ye…
 

Paylaş

Bu Sayının Diğer Yazıları

YAHYA KEMAL’İN ŞAİRLERİ / Eyüp Azlal
YAHYA KEMAL ÜZERİNE / Sadettin Ökten
YA BİR HİKÂYEN OLSUN YA DA BİR HİKÂYE OLUŞTUR... / İsmail Bingöl
SÜRGÜN ÜLKEDEN GÜL KOKUSUNA UZANMAK / Behçet Yani
SEVGİLİYE SON SIĞINAK / Yeprem Türk
Tümünü Göster