BAHAR DÜŞLERİ – 1

133
Görüntüleme

Mart kapısıSoğuktur mart ayının bir yüzü, sert ve yamandır, üşütür insanı acımasızca.Sanki sırt sırta vermişler de şubat ile, bir türlü açmazlar yolu, geçit vermezler geçmek isteyenlere.Bence mart ayı, bahar mevsiminin Deli Dumrulu’dur; ‘parayı vermeyen geçemez bu köprüden!’der gibidir âdeta. Ya da “Parayı veren, düdüğü çalar” diyen Nasreddin Hoca gibidir.Eskiler ciddî anlamda bildikleri ve yaşadıkları içindir ki, ‘kazma, kürek yakmaktan’ söz etmişler, uyarıda bulunmuşlar mart ayı söz konusu olduğunda.Hesaplı adamlarmış şu eskiler. Düş kurmak, toz pembe hayâllere yatmak imkânsızdır mart ayında! Üşürsünüz ve biraz daha hızlanırsınız gideceğiniz yere bir an önce varabilmek için. Vardınız diyelim, şöyle demli bir bardak çay yoksa vardığınız yerde, telâşınız daha da artar, tutunacak sıcacık bir yer arar soğuktan morarmış elleriniz gayri ihtiyârî. Bir bardak sıcak çay bir sürü derdi alıp götürür insandan; kırk yıllık olmasa da, yirmi yıllık bir hatır yükler en azından insana. Bu da bir şeydir. Bir bardak çay çünkü, bir fincan kahvenin yarısıdır bence, mart ayı söz konusuysa eğer. Varıp geldiğiniz yer sıcacık bir mart eviyse, ve sizi meşgûl edecek kimseler de yok ise, işte ne hârikadır o ân; dalıp gidersiniz içinize doğru, çıkarsınız upuzun yolculuklara, çocukluğunuzun masal gecelerine doğru; cinler, periler, devler, ejderhalar resmi geçittedirler artık, her yanınızı kuşatmışlardır. Bu yüzden biraz daha sokulursunuz, anlattığı masala kendini iyice kaptırmış olan ninenizin kolları arasına. Hem sürmesini, devam etmesini istersiniz masalın, hem de korkunun bütün türleriyle boğuşursunuz bütün bir gece sabaha değin! Biraz daha büyüdüğünüzde ise, değiştiğini görürsünüz birçok şeyin; korkudan öte, bir şaşkınlığa ve tedirginliğe dönüşür masallara ayarlı duygularınız.Ne karanlık şeyler varmış meğerse mart ayında!Durup tekrar bakarsınız ve gerçekten de karanlıktır birçok şey!Ve bir ürpertiyle tekrar çekilirsiniz içinize doğru. Böyledir işte mart ayı; sert ve yamandır.Ve karanlıktır biraz da.Say say bitmez sıkıntıları.Soğuklarıyla, masallarıyla, geceleriyle ve karanlık şeyleriyle insan ömrümüzün kaçınılmaz bir parçasıdır. Nedense, merhum Cahit Zarifoğlu’nun “İsteyerek” şiirini hatırlıyorum şu ân: “Karşı dağdan meleyen canım/ Günler nasıl homurdanıyor başımızda/ Elini uzatıp baktın mı yas var komşular ülkesinde/ Bülbül neden kenetlenmiş Sorman oldu mu hiç/…”
 

Paylaş

Bu Sayının Diğer Yazıları

YAHYA KEMAL’İN ŞAİRLERİ / Eyüp Azlal
YAHYA KEMAL ÜZERİNE / Sadettin Ökten
YA BİR HİKÂYEN OLSUN YA DA BİR HİKÂYE OLUŞTUR... / İsmail Bingöl
SÜRGÜN ÜLKEDEN GÜL KOKUSUNA UZANMAK / Behçet Yani
SEVGİLİYE SON SIĞINAK / Yeprem Türk
Tümünü Göster