Anayurt Oteli’nin Zebercet’i veya Karamsar Bir Tip Tahlili

661
Görüntüleme

Yusuf Atılgan, edebiyatımızda postmodern romanın öncülerindendir. Anayurt Oteli de Atılgan’ın Aylak Adam’dan on beş yıl sonra (1973) yayımladığı bir romandır. Zebercet, Yusuf Atılgan’ın Anayurt Oteli’nin baş kahramanıdır. Anlatma esasına bağlı edebi metinlerde olay örgüsü kadar, olay örgüsünü sürükleyen kahramanlar da önemlidir. Roman ve hikaye gibi edebi türleri okunur kılan, edebi eserin mesajını belirginleştiren asıl unsur kişileştirme ve kişi kadrosudur. Sanatçı edebi eserde kişileştirmeyi yaparken kişi kadrosunu eserin mesajını daha doğru ve anlaşılabilir kılmak için bazı donanımlarla ve simgelerle yerli yerinde kullanmalıdır. Kişileştirme veya diğer bir ifadeyle şahıs kadrosu, olayın gerçekleşmesinde önemli rol oynar. Eserin kurgusu onların etrafında şekillenir. Eserin kahramanı fiziksel veya psikolojik olarak tanıtılırken eserde iğreti durmamalı ve okurlarca yadırganmamalıdır. Roman tahlili konusunda önemli çalışmaları olan Prof. Dr. Mehmet Tekin bu konuda şu açıklamayı yapar: “Bir hikâyeci ve romancının, anlatıyı sürükleyecek kişiyi, anlatının niteliğine uygun olarak çizmesine, ona ‘beşeri’ bir karakter kazandırarak canlandırmasına karakterizasyon denir. Romancı, bu işlemi gerçekleştirirken, canlandırmak istediği kişiyi, ait olduğu cinsin özelliklerini dikkate alarak çizer, ona bedensel ve ruhsal bir özellik kazandırır. Karakter çiziminde esas itibariyle iki yol vardır: Biri, çizilmek istenen kişiyle ilgili bilgilerin bizzat yazar tarafından verilmesi (açıklama yöntemi); diğeri, kişinin davranış, düşünce ve duygularıyla kendini ortaya koyması (dramatik yöntem). (Tekin, 2001, 78)

Anlatıma dayalı edebi eserlerde kişileştirme ve kişi kadrosu üzerindeki bu açıklamalardan sonra Anayurt Oteli’ndeki Zebercet’in bu bütünlük içindeki yerine geçebiliriz. Zebercet, romanda genel olarak açıklama yöntemiyle bazen de dramatik yöntemle  tanıtılır. Okuyucu Zebercet’in asıl vasıflarını anlatıcının gösterdiği, sunduğu oranda tanır. Romanda Zebercet: “Orta boylu denemez; kısa da değil.  Askerliğindeki ölçülere göre bir altmış iki, kilosu elli dört. Şimdilerde, otuz üç yaşında, gene don-gömlek kantara çıksa elli altı ya da elli yedi kiloyu bulur. İki yıldır karın kasları gevşemeye başladı. Başı bedenine göre büyükçe, alnı geniş; saçları, kaşları, gözleri, bıyığı koyu kahverengi; yüzü kuru, biraz aşağıya çekik ama gecikmeli Ankara treniyle gelen kadının gittiği sabah aynaya baktığında gördüğü kadar da değil. Elleri küçük, tırnakları kısa; omuzları, göğsü dar. Yedi aylık doğmuş. 1930 yılı Kasımının 28’inde akşama doğru ağrıları tutmuş anasının… Belemiş, avcuna almış, el kadar bir şey. “Pamuğa sarıp inci kutusuna yatırılır bu; Zebercet koyun adını.” dedi. Hemen kulağına eğildim… Böylece bu  pek rastlanmayan ad konmuş çocuğa. (Anayurt Oteli, s.12,13) ifadeleri ile tanıtılır.

Yazarın daha romanının başında talihsiz bir tip çizmesi ve bu talihsiz tipi romanın baş kahramanı yapması romanın sıradan bir vakayı sıradan bir sunumla ortaya koymasını engellemiştir. Zebercet; güçsüz, biçimsiz, kararsız, karamsar, bakımsız ve zavallı görünümlüdür. Kendisiyle ve çevresiyle iletişim kuramayan, kaçış psikolojisini kendine ilke edinmiş bir kahramandır.

Romanın biçim ve içerik kurgusundaki düzensizlik karakterlerin ruh dünyasına da aynen yansımıştır. Romanda Zebercet’in dışındaki “otel, kasaba, ortalıkçı kadın, emekli subay, kedi, oteldeki  müşteriler..” gibi romanın olay örgüsünü şekillendiren kahramanlar ve diğer unsurlar da normal yaşam niteliği taşımayan vasıflarla romanda varlığını korur. Zebercet’in doğumundaki, adındaki ve yaşamındaki talihsizliği, yalnızlığı, karmaşıklığı, tek düzeliği romandaki diğer kahramanlar için de geçerlidir. Zebercet’e en yakın kahramanlardan biri olan Ortalıkçı Kadın’ın yaşadığı talihsizlikler, taşıdığı ruhsal ve fiziksel nitelikler; otele müşteri olarak gelen ve kendini emekli subay olarak tanıtan kahramanın nitelikleri ve karmaşıklığı romanın olay örgüsündeki ve biçimindeki karmaşıklığa paraleldir.

Zebercet tek düze bir yaşamı benimsemiş; oteldeki programını, tıraş gününü, fiş teslimi gününü, postaneyi, hamamı, terzi zamanını belirli günlere ayarlamış bir kahramandır. Bu görevlerin dışında toplumla, dış dünya ile bir ilgisi yoktur. Hayattan beklentisi olmayan, hayattaki bir kazanım için mücadele vermeyen Zebercet, cinsel ihtiyaçlarını, yeme-içme ihtiyaçlarını da normal yoldan karşılamayan bir karakterdir. Anlatıcı Zebercet’in hayatında geriye dönüşler yaparak Zebercet’in çocukluk ve askerlik anılarına da gönderme yapar. Bu göndermelerin tek amacı Zebercet’in şu anki anlamsız görüntüsünü bir parça olsun anlamlandırmaktır. Zebercet, sadece şimdi anlamsız, tanımsız, karmaşık, aşağılanmış, ümitsiz, gülünç değil; çocukluğunda ve ilk gençlik yıllarında da aynı tavrı benimseyerek yaşamıştır. Bu durumu Berna Moran “Türk Romanına Eleştirel Bir Bakış-2” adlı eserinde şöyle ifade eder; “ Birbiri ile ilgisi olmayan, başka başka münasebetlerle yapılmış çağrışımlar sonucu akla gelmişe benzeyen bu anı parçalarından, Zebercet’in ufak tefek ve bir kız gibi çelimsiz olduğu, kadınlar tarafından erkek yerine konmadığı, askerliğinde aşağılandığı, bir emir eri olarak “Ortalıkçı kadın gibi” kullanıldığı anlaşılıyor. Bundan ötürü Zebercet’in insanlardan kaçışının nedenini çocukluğundan beri okulda, askerde, her yerde aşağılanmasıyla açıklamak yanlış olmaz sanırım. (Moran, 1997, s.224)

Anayurt Oteli’nin ana mesajı Zebercet’in yaşadığı bohemlik, yalnızlık, iletişimsizlik, toplumdan kopukluk eksenine yığılmıştır. Kahramanın yaşadığı bu psikolojik durum bir boşluğu,  tutarsızlığı ve bireysel acıyı doğurmuştur. Zebercet’in bunalımlı ruhu, tutkulu sevdası ve istekleri daha sonra çevresel şiddeti ve intiharı doğurmuştur.

Yusuf Atılgan Anayurt Oteli’nde Zebercet adlı kahramanı bir tip olarak ortaya koyarak romanın modern çağa bir çağrı olmasını da hedeflemiştir. Öyle sanıyorum ki romanın adı seçilirken bile belli bir mesaj verilmiştir. Otel, günümüzde farklı bir anlam ve yaşam alanı oluşturmuş olsa da otellerin asıl vasfı insanların yalnızlığını, garipliğini ve sahipsizliğini paylaşmaktır. Otellere her gün birileri gelir, otellerden her gün birileri ayrılır. Kimin ne kadar kalacağı belli olmaz.  Oteller; farklı şehirlerden, meslek gruplarından, anlayışlardan insanların aynı odayı veya komşu odaları kullandıkları mekanlardır. Atılgan; mekan olarak oteli seçerken olay örgüsünün belirsizliğini, karmaşıklığını, yarınsızlığını desteklemiştir. Zebercet’in şahsında toplumun birçok ferdini toplayarak karamsar, yalnız ve yanlış insanların profilini çıkarmıştır. Bu konuyla ilgili Berna Moran:      “Ayrıca romanın topluma dönük bir yanı olduğunu da unutmamalıyız. Atılgan haksız düzenden, sömürüden, ezilenlerden söz etmese de Anayurt Oteli bir tür başkaldırı romanıdır, çünkü dolaylı bir biçimde sergilediği toplum anlayışsızlığın, acımasızlığın, şiddetin ve ahlâksızlığın yaygın olduğu yozlaşmış bir toplumdur. Metne bu açıdan bakarsak ilginç şeyler saptarız. (Moran, 1997, .s.234,235)  tespitini yapar.

Anayurt Oteli’nin Zebercet’i hayatındaki tüm olumsuzluklara ve imkânsızlıklara rağmen sadece bir kadın için belirli bir süre de olsa hayata tutunmuştur. Romanda Zebercet’i önce ümitlendiren sonra da hayâl kırıklığına uğratan bir aşk çemberi oluşmuştur. Zebercet, gecikmeli Ankara treniyle gelen ve altı numaralı odada bir gece kalıp otelden ayrılan kadına tutulmuştur. Onun dönmesini ümitle bekleyip ilk defa kendine yeni kıyafetler almış, tıraş olmuş, aynaya bakmıştır. Kadının otele dönmemesi Zebercet’in hayata dair her şeyi silmesine sebep olmuştur. Düzenini değiştirmiş on yıl sonra toplumun içine karışmış, gülünç duruma düşmüş, oteli kapatmış, ortalıkçı kadını öldürmüş, toplumdan, avukattan, savcıdan, polisten uzak durmak için intihar etmiştir.      

Anayurt Oteli, bir düzenin düzensizliğini ifade etmektedir. Zebercet, bu düzenin çarkları arasında erimiş ve yok olmuştur. Romanda sahtelikler, ikiyüzlülükler, yalnızlaştırmalar, güvensizlikler, anlayışsızlıklar modern insanın bir sıkıntısı, belki de en önemli sıkıntısı olarak sunulmuştur. Bu sunum yapılırken Zebercet de önemli ve karamsar bir tip rolünü üstlenmiştir.

Paylaş

Bu Sayının Diğer Yazıları

Yahya Kemal’in Şairleri / Eyyüp AZLAL
Yahya Kemal Üzerine / Sadettin Ökten
Ya Bir Hikâyen Olsun Ya Da Bir Hikâye Oluştur / İsmail Bingöl
Sürgün Ülkeden Gül Kokusuna Uzanmak / Behçet Yani
Sevgiliye Son Sığınak / Yeprem Türk
Tümünü Göster