Selami Şimşek

92posts 0comments

Yazar: Selami Şimşek

Şu Güzellik

şu güzellik denizin en mavi olduğu yerdenrüzgâr nefes nefese ırmak ses sese koşar bakondan koynundan hiç çıkmak istemez balıklar

Şimdi Bak Gözlerime Rabıta İle

kimse acılara güveyi olmak istemiyorhüzün göğündür yağmur kara bulutlarınyıldızların düğününde gece de vardır kuşların iç çektiği vakitleri biliyoruminsanın da...

Ve Yâr Canımı Yara Yara Ağyâra Koşar

neden gözlerin koşar yağmura saçların bulutlaraçocuklar annelerine sular okyanuslaraölüler toprağa gülüşün kan güllerine neden yüreğin koşar sevdaya yüzün aynalarabakışın...

Üflediği Aşktır Ateşe

taş duvar ören ustanın parmaklarındaki yaralar alnındaki ter bıyıklarında birikirken güneşe karşı taşın sesi bir başkadır bilirim ustaların elinde kızlar çamaşır yıkar ırmak kenarında köpüğü...

Şehri Şöhret Vurmuş Mâsivâ Yerlerinden

yalnızlığın dili suskunluktur soğuk bir akşamda kapıda kalaniçini kimse bilmez kaldırımda çiçek satan yaşlı teyzenin dudaklarına sakladığı gülüşleri de üşür sokak çocuklarınındesem...

Aynalara Sormak Lazım

biliyorum gelinler duvağını nardanelbisesini kardan sevgisini yardanve sesini rüzgardan alır âşıklar su beyazı mavisi yeşili var biliyorumsu kırmızısını da...

Kudüs Koşusunda Daima Önde Olan Bir Çocuk

Nuri Pakdil, son dönem Türk edebiyatının önde gelen simalarından birisidir. Yazmaya daha lisede öğrenci iken 1950’li yıllarda dergicilikle başlayan Pakdil, edebiyat dünyamızda...

Gülüşünde Ne Çok Hüzün

taş yontuldukça yalnızlaşır insan da öylegülüşünde ne çok hüzün var saklasa da dudaklarıngökler yeryüzünün ruhudur bulutlar göğün istemedim eskitsin...

Üniversitede Okumak

Anne karnındaki karanlıktan dünya denilen olabildiğince ışıklı ve süslü eve geldiğimizde gözlerimizi şöyle birazcık açıp ağlamaya başlarız. Ailemiz ise...

Kalk Güneşe Gidelim

gülüşü vurulan bir çocuğun avuçlarına konan kelebeklerin kanatları taşıyabilir mi yaramın kanını güllere ağarmış saçları boyarsa gece boyar bulutları uyutup

Kalû belâ

sesime bağırdım duymadı işte bir ölünün dudaklarında kalan son harf kadar sözüm yaraların beyazsa kar sür suluysa yağmur...

Ene’l-Hû

çay hüzündür bir bak rengine anlarsın gülüm kalbime çöl kumundan hölük ayazından kundak baba dağların içi...

Ne Çok Kendini Gösterdin Ey Nefsim

kalpler de yıkılır duvar gibi göçer yar gibi sararmış bir yaprağın topraktaki yalnızlığı gölgemi yakan ateşin...

Karanlığı İçine Çeke Çeke Sabahlar

ipil ipil yağan yağmurda ıslanan kuşların kanadındaki koku bulut kokusu göktendir belki bir çocuğun uçurtmasından çobanların türküsünü mağaralara saklar dağlar dumanla şimdi avuçlarımdaki yaraları beşiğinde sallasa da...

Çok Ene’l-Hak Taşıdım

bugün çok çocuk aldım yüreğime gözlerime yağmur dudağıma çöl bugün çok gönül aldım sevdalara ırmak çağıltısı dağların göğsünden güneş ki okyanuslarda serinlenir bugün çok gülüş aldım yetimlere saçlarının her telinde cennet...

Şimdi Kına Yak Ateşe

konuştum söz bitti koştum yaşamak gökyüzünde ne çok göz ondan yağmur ama bir ay yüzlü sevgilisi var akşamı en çok şairler bekler ütüsü bozulmuş ses hangi harfleri giysin hangi...
Copy Protected by Chetan's WP-Copyprotect.