Selami Şimşek

90posts 0comments

Yazar: Selami Şimşek

Ve Yâr Canımı Yara Yara Ağyâra Koşar

neden gözlerin koşar yağmura saçların bulutlaraçocuklar annelerine sular okyanuslaraölüler toprağa gülüşün kan güllerine neden yüreğin koşar sevdaya yüzün aynalarabakışın...

Üflediği Aşktır Ateşe

taş duvar ören ustanın parmaklarındaki yaralar alnındaki ter bıyıklarında birikirken güneşe karşı taşın sesi bir başkadır bilirim ustaların elinde kızlar çamaşır yıkar...

Şehri Şöhret Vurmuş Mâsivâ Yerlerinden

yalnızlığın dili suskunluktur soğuk bir akşamda kapıda kalaniçini kimse bilmez kaldırımda çiçek satan yaşlı teyzenin dudaklarına sakladığı gülüşleri de üşür sokak çocuklarınındesem...

Aynalara Sormak Lazım

biliyorum gelinler duvağını nardan elbisesini kardan sevgisini yardan ve sesini rüzgardan alır âşıklar su beyazı mavisi yeşili var...

Aynalara Sormak Lazım

biliyorum gelinler duvağını nardan elbisesini kardan sevgisini yardan  ve sesini rüzgardan alır âşıklar

Kudüs Koşusunda Daima Önde Olan Bir Çocuk

Nuri Pakdil, son dönem Türk edebiyatının önde gelen simalarından birisidir. Yazmaya daha lisede öğrenci iken 1950’li yıllarda dergicilikle başlayan Pakdil, edebiyat dünya- mızda daha ziyâde denemeleriyle...

Gülüşünde Ne Çok Hüzün

taş yontuldukça yalnızlaşır insan da öyle gülüşünde ne çok hüzün var saklasa da dudakların gökler yeryüzünün ruhudur bulutlar göğün

Üniversitede Okumak

Anne karnındaki karanlıktan dünya denilen olabildiğince ışıklı ve süslü eve geldiğimizde gözlerimizi şöyle birazcık açıp ağlamaya başlarız. Ailemiz ise...

Kalk Güneşe Gidelim

gülüşü vurulan bir çocuğun avuçlarına konan kelebeklerin kanatları taşıyabilir mi yaramın kanını güllere ağarmış saçları boyarsa gece boyar bulutları uyutup

Kalû belâ

sesime bağırdım duymadı işte bir ölünün dudaklarında kalan son harf kadar sözüm yaraların beyazsa kar sür suluysa yağmur kanlı ise gül yârin gülüşüne usulca düşen yâremi bulur...

ene’l-hû

çay hüzündür bir bak rengine anlarsın gülüm kalbime çöl kumundan hölük ayazından kundak baba dağların içi...

ne çok kendini gösterdin ey nefsim

kalpler de yıkılır duvar gibi göçer yar gibi sararmış bir yaprağın topraktaki yalnızlığı gölgemi yakan...

Karanlığı içine çeke çeke sabahlar

ipil ipil yağan yağmurda ıslanan kuşların kanadındaki koku bulut kokusu göktendir belki bir çocuğun uçurtmasından çobanların türküsünü mağaralara saklar dağlar dumanla şimdi avuçlarımdaki yaraları beşiğinde sallasa da...

Çok ene’l-hak taşıdım

bugün çok çocuk aldım yüreğime gözlerime yağmur dudağıma çöl bugün çok gönül aldım sevdalara ırmak çağıltısı dağların göğsünden güneş ki okyanuslarda serinlenir bugün çok gülüş aldım yetimlere saçlarının her...

Şimdi Kına Yak Ateşe

konuştum söz bitti koştum yaşamak gökyüzünde ne çok göz ondan yağmur ama bir ay yüzlü sevgilisi var akşamı en çok şairler bekler ütüsü bozulmuş ses hangi harfleri giysin hangi...

Her Yanım Yâr

Ölü(m) ile konuştuğunda ağzında kalan tat güneş hem ayva hem nar hem portakal ırgatların çapaladığı toprakta çiçekli ayna ateşlerden üşümüşsün aşk niye ki karton kulübede yaşayan ihtiyarın gülüşü çeyizi...