Yavuz Ertürk

38posts 0comments

Yazar: Yavuz Ertürk

O Eski Şey

Bir adam ovarak gözlerini Bir adam gözlerini kısarak Girdi şehirden içeri Hepimiz yanıbaşındayız işte Hepimiz küçük bir nokta Önüne açılan sayfada Eski şehirlerin konuşlandığı Birkaç uçumluk kanat Tarih denilen o eski şey...

ŞEHADETNAME

Ellerinde kına mıdır Yara mıdır kanayan?   Ötelerin boşluğunda asılı duran Yüzüne sürüyorum yüzümü Dünyanın sözü var Buluşturacak bizi diz dize Sonra kendi işine koyulacak...

AŞIĞIN GÖNLÜ

Aslımıza dönücüyüz Yârin adı öyle Boşuna değil.   Heves değil bize delmek dağları Gelip geçmez öyle bir bakmayla Kırılmış olsa da dağı delen ırmak Göğü aşan bulut Özrü geçen pişmanlık.   Bu dîvan Bu sehpa Ve...

YAŞAMAK

Ölümden uzak olan Hayata da uzak kalıyor. Büyük dönüşümün kıyametini yaşıyoruz. Yaşadığımız kıyametin doğuşu.   Ölümden arta kalan bir hayatı yaşar da Bilmez mi insan ölümü, ölümünü? Varlık,...

SANTURİ

Ömür oldu. Aylardan yıl Ve yıllardan bir çiçek. Renkleri güzelliğin Yapışıyor göğsüme. Bu gece de Şu acem şehrinin acemisi olmayan Elden çıkan ses giriyor yumruk gibi rüyama. Atalar yadigârıdır, pilav yenip, Yüz sürülür...

BÖYLE DURDUM

Yüzlerimdir yüz oldu kilitledim dünyaya Gözlerimden göğsüme serptiğim tohumları Gözlerimden göğsüme düşen tomurcukları Ey cin, ey tatlı diller konağı. Düşü terk ettim kendimden Tırnaklarımı etlerinden Dişlerimi köklerinden Ayırdım ağrılarımı tenlerimden Sularla savundum...

BULUŞMA

Sonunda karşıma oturttum seni Masanın öbür ucuna Kendimi de koydum ya karşına. Suskunluğum uzayıp, değdi kulaklarına Korktum.   Sana bir Meryem getirdim: ana Birkaç taze hurma Ilık biraz su Bir de İsa elbette:...

GÜZÜN SON KONUĞUNA KARŞILAMA

   Edebiyatın imkânları nelerdir sorusuna en güzel cevap,“deneme” türüyle ortaya çıkan ürünler vasıtasıyla verilir. Öyle ki deneme yazarının ustalığıyla göllerin ve çöllerin uçsuz bucaksız...

Çerçi ve Peri

Ölmeden dirilecekSabahı bilinecekSabahı simite ve çaya yudumlanacakKüçük bir el gibi kaldırımdaHayır, yürüyen bir ayak değilEvet, yürüyen ayak değilKüçük el bilinecek.   Karın sırtı gül kokulu  ...

Güzel He

Geldim.Bak bu ben kapında yalın ayak.Yüzmekten korkup,denizine sığınarak.Geldim.Bak bu ben kırılarak.Ne demli çay,Ne sade kahve çözmüyor beni.Darp ettim kendimi,kovdum kendimden.Şimdi duaya açılan ellerindenGeldim işteBak...

Azalmak

Bir sürü sessizlik.Bir sürü sessizlik.Ne iftara, ne sahura uyunmadan, kalkılmadanGenç kalınmadan, ihtiyar olunmadanCanlı doğmak da neymiş!Ölümü damarlarından esirgemeden, ayırmadanOlunamıyor, ölünemiyor, ağlanamıyor.Bir sürü sessizlik.Bir sürü...

Sultanat

Gelirsin düzümeElin yüz bin çocukAyakların yüz binTahtın bir çıban gibiOmuzlar üstündeSözden öte.Ben bir çerçi, bir çoban gibiKorkunun berisindeAtların ve gölgelerinBilmem kaç bin kat altında...

Âdem ile Havva Olmak

Sevgili,Sen yola çıktığındaBütün âlem yolda olacak.Sen Havva,Âdem iki parça yolun her iki ucunda.Biraz ağlayacakÇokça bekleyecek.Sen yoldaykenTam yolun ortasındaHenüz güneşi doğurmamış gebegibi bir anneSu dökecek...

Kızıldeniz

                                               -Babama- Yoramazdım daha seni.Gözü yaşlı Yakub’sun sen.Ben,gömleği yırtık Yusuf.  Yol benimdir,Çöl benimdir,Gül bende.Bir kuş olur yüreğimKonaklar sende.  Susuğuz.  Hâlbukiİnsan damarımız tutarağlaşırız.Diz dize çöker...

Nadas

Ben artık o eski gidenleri düşünüyorumNasıl da güç büyüyor beklediklerim. Yorgun kentleri, yorgun gövdeleri attım içimdenYanıldığım bir sehpanın, bir sevdanınEvlerle ölçülmüş ağırlığına şahit oluyorum.Dillerim...

VAKİTSİZ ÜŞÜYÜŞ

Göğe bakalım.Hayır bulutlara.Daha taze. Daha beyaz.Daha bir ölüm kardeşliğindeEllerimizde tozu kalsın kelebeklerin.Yarını salınmış sularda bekleyelim. Gülün ötesine geçelim.Yandıkça bir canımız dahaOlsun özenilmiş bezlere bürünelim.Biri kardeş...