Nesrin Çaylı

17posts 0comments

Yazar: Nesrin Çaylı

önüçüncü ay – III

]ri renkli bir vehim zembereksiz akışlar   Yitip giden sen misin yoksa bir hayalet mi Meçhulün pençesinde kıvranırken bakışlar Aynada ki yüz kimin neden gözlerim mavi" Aylardan...

Eylül’de Yeniden ve Yine Ölebilmek

"Eylül; yas tadında, hüzün ritminde bir ay, bir veda hâli var telâffuzunda." Rüzgarın biraz asabi biraz hırçın darbeleri sessiz gecesine eşlik etmişti. Yüreğinde­ki savruluşlar gibi,...

Gülün Dilinden

Gülnihâl her pazar sabahı, uyumayı dilemesine rağmen yine er­kenden uyanmış, işe gitmeyecek olmasına sevinerek bahçeye inerek toprakla haşır neşir olmanın keyfini yaşamak istemişti. Aslında...

Nil Yeşilinde Keşkelerle Kaybolmak

Şubat ayının yedisi, bir Perşembe sabahı... Karanlıklara ve sessizliğe sevdalı, suskunlu­ğumu, yalnızlığımı, azlığımı, çokluğumu paylaştığım uzun bir gece sonrası... Yorgun düşüşüm uykusuzluğumdan değil. Yüreğim...

Bozulan Büyü

Sınıfta en arka sıraya transferim bir anda oldu. Bir yıl önce ön sırada oturuyorken ertesi yıl, sınıf öğretmenim beni en arka sıraya yerleştirmişti. Çünkü...

Gurbetsiz Özlemlerde Sen

Külçeden adımlarla arşınladım mekanları. Omuzlarımda, başkalarının programladığı hayata sürüklenmeyi görev bilmiş bir baş­ka benle. Gürültülü yaşadım hayatı, nazik tebessümler takındım, sen bu şehirden uzaklardayken. Böylesi...

Eylülde Yeniden ve Yine Ölebilmek!

Rüzgarın biraz asabi biraz hırçın darbeleri sessiz gecesine eşlik etmişti.Yüreğindeki savruluşlar gibi, savrulmuştu bahçesindeki her bir ağaç.Endişelenmişti, kendisine endişelenişi ka­dar onlar adına. Hırpalanmışlar mıydı...

Geceye Yıldız Değdi

Beykoz yolu üzerinde ilerliyordu. Yüreğinde duygularının kalabalığı, yanında kimsesizlik...Sağ tarafında yeşillikler arasında saklanan yalılar, beyaz ahşap konaklar. Saklandıkları kadar, barındırdıklarının asaleti ile öylece boğazı...

bez bebeğin gözleri

Yaralıyım. Ne trafik kazası, ne de cüzamdır beni yaralayan.Kanıyorum. Ne kabuk bağlayamayan yaralarımdan sızıyor kan, ne de tansiyona bağlı tazyikle burnumdan..Ağlıyorum. Islanmıyor yanaklarım...

onüçüncü ay VII

Serap çayından bir yudum aldı. Çayın dem tadını, damağında hissetti.- O, sana mı geldi reis?- O kim?- Selim?- Anlaşıldı. Kim bu adam diye...

Onuçüncu Ay (XI)

Serap, gördüğü manzara karşısında dehşete kapılmıştı. On beş katlı otel yıkılmış, bir taş yığını haline dönüşmüştü. Etrafta insanlar can havli ile koşuşturuyor, haber muhabirleri...

onüçüncü ay (X)

-        Reisin daha iyi olmasını diliyorum. Bypass yaptılar. Hastanede kalacak bir süre. Hayati tehlikeyi atlattı ama kesin bir şey söylemiyor yine de...

onüçüncü ay IX

Serap Mehmet'in telefonunu kapattıktan sonra; hızlı adımlarla otoparka yöneldi. Arabasına biner binmez, radyoyu açtı. Yorgundu, endişeliydi, acıkmıştı. İç dünyasında ve dış dünyasında...

onüçüncü ay VIII

Ambulansın, yürek hoplatan siren sesi yaklaştıkça, Serap'ın telaşı duaya dönüşmüştü. Kahvenin sedirine uzattıkları reis kıpırtısız yatıyor, bir adam, sürekli hastanın başından çekilin...

Bir Erguvan Masalı

I Mayıs ayı, badem ağaçlarının çiçeğe durduğu , Boğaziçi’nin ,erguvanların utangaç pembesi ile bahara soyunduğu, en alımlı zamanında İstanbul . Sokaklarda çocuk sesleri, kuş cıvıltıları, kırlangıçların çapkın...

Hercai Menekşeli Kutu

Okul çıkışı hep aynı kırtasiyeye uğruyorum. Beni tanıyor artık ve belki de bekliyor Kazım amca. Gel bakalım İnci Kızım diyor. Hoşuma gidiyor...