Ali Yaşar Bolat

53posts 0comments

Yazar: Ali Yaşar Bolat

Uyanış

Ne varsa yeryüzünü çiçeğe gömen,Boynunda ölücüsü çok, yankısı hiçten yanaEskiciler koşacak yüreğimin içkilerinde Bunu durgun bir suya atılmış taş...

Yankı Bir Yasak, Duyuş Bir Sağır  

Pamuk ipliği ve yankıdan uçuk bir dinginliğinGölgesine kurulmuş salıncaktır yaşamımSallandıkça bir uğultu dağılır gövdesindenSallandıkça ayaklarımın değdiği çiçeğin Uyuşmuş parmakuçlarımı...

KIRILMIŞLIĞIN ANITI

Bir at çekiyor denizde gemiyi, inançtır bu.Nal seslerini boğan bir uğultu kaçıyor sokağımaNeşter vurulmuş sözcükler yonga yongaDüşüyor kemer taşları üzerine

Sınık Endişelerini Uçurum Düzine -Yaslayan Bir İnsanın Trajedisi Diye

Kara saplanan yüreğini duydumDoğumdan önce haşredilmiş insanın, İşlerken camekanlarda saatli bir endişe,Sarınıp uyuyor ortasında bir manzaranın.

Keder ve Doğum

Annem için… Çeyizsiz bir gelindi annem, bilmedi;Yüzünde yarım kalmış bir gülüşleAradı gençliğini babamın sesinde Kalın...

Dışavurum

Huylandırıp ormanı, yürüdüm üzerineSoyladığım masal kahramanlarının Uyudu uyandı şiirler dayadı kalbimeDemek isteminde aldığı ağır yarasınıTaşırken bir kentin kolalı semtlerine

Gül Bir Yaz Olsun İsterdim,Göğüne Çıkarak Yaşamın

Senin çocukların var, saçlarını okşadığın,Çiçek çiçek açılıp dağılmış kıra, köşe bucak Çocuklar, hayatın taze meyvelerini toplayan,Başlarında gezinen kızılcıklardan oyuncak

Yenilgi

Çağırır İdris’i kendi bunalımına Kibrit kadınlar sokaklarda, yalın ayakSağır mühendisler sisli bulvarlarda Yıkılmış binalar arasında iki...

İçimdeki Nûr

Çağa seslenen bir evliyanın,derin uykusunu yürür ayaklarım. Yüzü eskimiş eskicinin, yaşlı elleriniAlıp taşıyorum süt dişlerine çağımın

Yenilgi

İğne ve iplik, şehir uykusudur,Çağırır İdris’i kendi bunalımına Kibrit kadınlar sokaklarda, yalın ayakSağır mühendisler sisli bulvarlarda

İçimdeki Nur

Çağa seslenen bir evliyanın,derin uykusunu yürür ayaklarım. Yüzü eskimiş eskicinin, yaşlı elleriniAlıp taşıyorum süt dişlerine çağımın

Duvar Şarkıları

Araladım dilin kapısını;Sağır uykusunu derinleştiren maviliğin.Üstüme çullanan kabuklu yaralar topladım,Kapı aralığından;Öğütülen buğday kadar sarı. Arı bir söylemini aradım çocukluğun;Sanrısı...

Ruhuma Üflenen Sise Gerdim Gövdemi, Dokumak İçin Hakikati Yeryüzüne;

Uzanmış da ölmemeye tutunan bir Hüseynî’dirİncecik boynu, kesmeyen kılıcın altında. Yağmurun yağışına dil veren kelimeye ilişmiş,Perşembe tazesi çiçeklerin içinde...

Kuşkundur İçimdeki Oyuğa Ses Verip Dirilten;

Irmakları taşıran dokunaklı sesim mi,Yaraladı, kelimelere sağır dudaklarını? Yüreğinden düşürdüğün çiçeğin,Toprakla bakıştığını, suya duyuran yankı Makasın...

Ellerin, Sözün Durgun Yüzüne Taşır, Naif Türküsünü Bir Karanfilin

Yaşama kırıldığın yerden sızdım yeryüzüne,O yüzden tuzsuz kıyı bulanığıdır sesim. Çoğulsuz yalnızlığımın üzerinde durur,Gölgesine oturduğum uçurumların özlemi.

Üşüyen Ovanın Uykusu

Tuzlu ayaklarını çekerken denizden,Kızıl çocuklar uyanır, sabahın üzerine. Sıyrılmış geceden bir dağ esintisi,Söndürüyorken erimekte olan bir mumu;Kırağılar düşmüş ses tellerinden yükselen,Kınalı türküler...
Copy Protected by Chetan's WP-Copyprotect.