Ali Yaşar Bolat

35posts 0comments

Yazar: Ali Yaşar Bolat

Temmuz Denizini Dökünür, Beyaz Ellerinde Soğukluk Otlarının Sesi

I. balık gözüyle dünya, şurama sığdırdığım oltasız tutunarak geçen limanlardan. dinlenek oluşturan simitçi çocuğun ayakuçlarında martıların söylencesi,

Soldu Dünün Aynasında Yüzün

Gencecik kızların meydanlarda yürümesi, kararma, alacalık, -mişçesine bir merak. düzkoşularda nefes nefese ayakaltlarında adım adım eskitilmiş bir sokak

Ege Türküsü

I. Bu küçücük odada, güneş sızmasıyla sararmış perdelerin, yerdeki çalgılara gündışlık ve övüşlük vermeyen tahta kurularının arasında başımı yasladığım bu eski pencere...

İÇİNDİĞİN DÜŞLERİ ÖTELEYEREK, GEÇİNİR SENİ, KIMILTISIZ ZAMANA;

içimde koşan nalsız bir ata bilenirim, kum denizinde göğe çevrilmiş yeryüzünün sürek koşularında. göğümü eskiten sözlere...

DAL, İNCESİNE YAZGILA, DURGUN AKAN NEHRİN SERAPLARINI;

rüzgâr gülüne takıldı gömleği çırağın ustaca yırtılınca gecenin örtüsü, at sırtında geçildi, bir uçtan bir uca,

KIŞKIRTTIM İÇBULANTIMI, UYANSIN DİYE DÖLEKLERİNDEN KENTİN;

göğüme yürüdü hıncı yeryüzünün,  büklü dururken huyu burcu burcu  dal edindi kendine gölgesiz bir bulutu

Ölümü Erk’in

Çökkün omuzlarında babamın, kulluk izleri/kent seraplarıdır bir rençberin. ödünçlediği ipek mendilinde sarışın- -bir çocuktur kendini bel etmiş ılık bir irin. Gülüşü; üleşik bir sancının, şiir olduğudur, Kanıksanmış utkulara yelken...

Ey Ölüm, Çabucak Kucakla Beni! Yaşıyorum- İçimden; Son Bulsun Diye Bu...

Kuşlarımı koymak için Bir gök resmi bulamadım… Hilmi Yavuz Sakınır, içindiği düş köşelerinden karyağdıları, Kağşamış yılkılıkları göğe serpen bir kadın. Yağmur göğe yağıyor, düşü içimin kırıntıları Göğsüme dolarken...

Kalbi, Kendi Tininde Çağıldayan Bir Uğrakmış

I. Oyalandım yaralı bir kuşun göğsünde, Sekerek suyu, ölerek geçiyorum soluğu. Önümdeki haritalardan buluyorum, Bu doyumsuz, kükürtlü ve içimde; Henüz talan edilmemiş boşluğu. II. Özsudur elleri, yitimler sirkinde, Bizim bir...

Kuş Soluğunu Geceye Kus’turdu;

Bir dön bırakarak kemikli yazgıların usuna, Delirmiş buruklukları, sindiği kuşkulardan. Ayırırken bir hüthüt, polensiz çiçekleri; Dölleyen bir gülüşme bırakır masaya. Kadınların şems düğümleri atılmış göğüslerinde, Gözüyledir kurşunî...

Gülüşen Acılarını Derlemiş Eski Bir Suyun Tadında;

Bir dil kuracağım, kızıl bir gün batımını, Dağların koynuna sokulurcasına sesiyle, Kendine eğen bir sıkılcım için. Ki o dildir; anlamını denizin en dibinden Dağların doruklarına taşıyan. Sayıklayan, rüyasını en...

Kederidir Nesrin Hanım’ın ki Şiir; Göğsündeki Gize Gömer İçimdeki Çocuğu;

Tecimenler yorgun duvarlarına ribatların Selçukî öykülerini yazar, İmamevlerinde küskün bir gül açar, Müstakim nefeslerinde büyür evliyaların, Hiçe bürünmüş solukları. Büküm ve kavis; gönük bir düş izleğidir, Ellerinin kınasında kendini yaralar, Reşit...

Oysa Kent Çoktan Göçmüştü

o bir şair / uzayı deler / şiir iğnesiyle Nizar Kabbani Şiirden hayıflanarak, İçirsindi dirimleri sakındırdığı, şu toyluğuna. Bu güne, tok karınlarda açan kokusuz, Bir papatyayı, sınırdan uzatarak,...

Avucunda Tuttuğu Bir Beyazlıkla Sağlamlar Kendini Viranşehir, Ruhunda Taşıdığı Gül Uykusuna…

Kurdunu kemiren bir elmadır, bu çağ, Eriyor sesinde öğretmenin ilk kar. Omzumda kalbi sökük bir ilik dokusu Yarasını kaşıyan kuğu sürüsü için, Gölün yüzünde insafsızca gerilmiş bu ağ. ...

POSTACILAR RENKSİZDİR, BU YÜZDEN; FİLİSTİN’DE ANNELER ACIYI KELİMEDEN ONARLAR;

Beşikler küçük türbelerdir artık Uçuk dudağımda ebâbil türkülerine Katılırken anneler. O kahverengi çantadan, eskimiş yüzünü eğer, Kelimetullahtan muştular kulağımda, ‘’Fe inne meâl usri yusra, İnne meâl usri yusra…’’ Filistin silinip giderken...

‘’AND OLSUN!’’ İÇİNDİ SIZIŞI KEHRİBARIN DÜŞTEN BİR ERKİNİ KENDİNE KIRAN DÜŞ...

I. Nasıl ki bir delile gereksidim şu ân’ımı, ‘’Isırılmış bir elmanın kanayışı, şiirdir’’ Dilini bilirsen! Gevşet ilmeğini kelimelerin, dile dağılsın- -Varsadığın şiirler, doğursun öpüşlerin. Annem diyordu ‘’Faruk Nâfiz iyi şâirdir.’’ Ve...