Ali Yaşar Bolat

42posts 0comments

Yazar: Ali Yaşar Bolat

Duvar Şarkıları

Araladım dilin kapısını;Sağır uykusunu derinleştiren maviliğin.Üstüme çullanan kabuklu yaralar topladım,Kapı aralığından;Öğütülen buğday kadar sarı. Arı bir söylemini aradım çocukluğun;Sanrısı...

Ruhuma Üflenen Sise Gerdim Gövdemi, Dokumak İçin Hakikati Yeryüzüne;

Uzanmış da ölmemeye tutunan bir Hüseynî’dirİncecik boynu, kesmeyen kılıcın altında. Yağmurun yağışına dil veren kelimeye ilişmiş,Perşembe tazesi çiçeklerin içinde...

Kuşkundur İçimdeki Oyuğa Ses Verip Dirilten;

Irmakları taşıran dokunaklı sesim mi,Yaraladı, kelimelere sağır dudaklarını? Yüreğinden düşürdüğün çiçeğin,Toprakla bakıştığını, suya duyuran yankı Makasın...

Ellerin, Sözün Durgun Yüzüne Taşır, Naif Türküsünü Bir Karanfilin

Yaşama kırıldığın yerden sızdım yeryüzüne,O yüzden tuzsuz kıyı bulanığıdır sesim. Çoğulsuz yalnızlığımın üzerinde durur,Gölgesine oturduğum uçurumların özlemi.

Üşüyen Ovanın Uykusu

Tuzlu ayaklarını çekerken denizden,Kızıl çocuklar uyanır, sabahın üzerine. Sıyrılmış geceden bir dağ esintisi,Söndürüyorken erimekte olan bir mumu;Kırağılar düşmüş ses tellerinden yükselen,Kınalı türküler...

Kitaplara Yanık Hüznünü Bırakan Eski Bir Cüz

kuş gözlüyor, nar durağında sevgilim,belki geçer diye taneleriyle bir kırkikindi göğünür ıslak teninde dağınık fesleğenlergök söküğü bulutlar takılır geceye...

Kitaplara Yanık Hüznünü Bırakan Eski Bir Cüz

kuş gözlüyor, nar durağında sevgilim, belki geçer diye taneleriyle bir kırkikindi

Temmuz Denizini Dökünür, Beyaz Ellerinde Soğukluk Otlarının Sesi

I. balık gözüyle dünya, şurama sığdırdığım oltasız tutunarak geçen limanlardan. dinlenek oluşturan simitçi çocuğun ayakuçlarında martıların söylencesi,

Soldu Dünün Aynasında Yüzün

Gencecik kızların meydanlarda yürümesi, kararma, alacalık, -mişçesine bir merak. düzkoşularda nefes nefese ayakaltlarında adım adım eskitilmiş bir sokak

Ege Türküsü

I. Bu küçücük odada, güneş sızmasıyla sararmış perdelerin, yerdeki çalgılara gündışlık ve övüşlük vermeyen tahta kurularının arasında başımı yasladığım bu eski pencere...

İçindiğin Düşleri Öteleyerek, Geçinir Seni, Kımıltısız Zamana;

içimde koşan nalsız bir ata bilenirim, kum denizinde göğe çevrilmiş yeryüzünün sürek koşularında. göğümü eskiten sözlere...

Dal, İncesine Yazgıla, Durgun Akan Nehrin Seraplarını;

rüzgâr gülüne takıldı gömleği çırağın ustaca yırtılınca gecenin örtüsü, at sırtında geçildi, bir uçtan bir uca,

Kışkırttım İçbulantımı, Uyansın Diye Döleklerinden Kentin;

göğüme yürüdü hıncı yeryüzünün,  büklü dururken huyu burcu burcu  dal edindi kendine gölgesiz bir bulutu

Ölümü Erk’in

Çökkün omuzlarında babamın, kulluk izleri/kent seraplarıdır bir rençberin. ödünçlediği ipek mendilinde sarışın- -bir çocuktur kendini bel etmiş ılık bir irin. Gülüşü; üleşik bir sancının, şiir olduğudur, Kanıksanmış utkulara yelken...

Ey Ölüm, Çabucak Kucakla Beni! Yaşıyorum- İçimden; Son Bulsun Diye Bu...

Kuşlarımı koymak için Bir gök resmi bulamadım… Hilmi Yavuz Sakınır, içindiği düş köşelerinden karyağdıları, Kağşamış yılkılıkları göğe serpen bir kadın. Yağmur göğe yağıyor, düşü içimin kırıntıları Göğsüme dolarken...

Kalbi, Kendi Tininde Çağıldayan Bir Uğrakmış

I. Oyalandım yaralı bir kuşun göğsünde, Sekerek suyu, ölerek geçiyorum soluğu. Önümdeki haritalardan buluyorum, Bu doyumsuz, kükürtlü ve içimde; Henüz talan edilmemiş boşluğu. II. Özsudur elleri, yitimler sirkinde, Bizim bir...
Copy Protected by Chetan's WP-Copyprotect.